şükela:  tümü | bugün
  • stephen king'in turkceye "cilginligin otesi" adiyla cevrilmis kitabi.
  • depresyondayken okumanın büyük sorunlara yol açacağını düşündüğüm, insanın hayata dair peri masalı inançlarını yok eden,stephen king'in en etkileyici kitabı. kitap her insanın içinde iyi ve kötü yönler bulunduğunu, kimsenin tam anlamıyla masum olmadığını ama aynı zamanda bir insanın kötü yönleri olmasının onu kötü bir insan da yapmadığını anlatıyor. ve yaşanan her şey için ödenmesi gereken bir bedel olduğunu... kitabın sonunun iyi mi kötü mü bittiği ise tartışmaya açık.
  • en çok okunan romanlarından biri olmasına rağmen filme çekilmemiş ve bu stephen king'i bile şaşırtmıştır
  • (bkz: madder rose)
  • stephen kinge duyduğum saygıyı artıran dehşetengiz bir roman. insanlardan korkmanın, sokaklarda yürümekten korkmanın kısaca korkmanın romanı. korkuların içinde yaşamaya çalışma ve diğer insanların gözünde normal olma çabasının romanı.

    bu kadar güzel anlatılır rose danielsın çaresizliği. 14 yıllık evliliğinin onu yatırdığı uykudan bir damla kanla uyanması da. veya gündelik hayatta roseun aldığı tablo gibi bizi çağıran, nefesimizi tutturan objeler de.

    stephen kingin anlatımının güzelliği işte bu duyguları anlatırken benzetmeleri nasıl kullanırım sorusunun cevabından geliyor.

    çoğu zaman bir fikir aklımıza gelir. önemsemeyip gündelik yaşamımıza devam ederiz. bunu stephen king anlatırsa:

    "bu düşünce aniden zihninde belirip kayboldu. mağaradaki bir yarasanın kanat sesi kadar hafif bir şeydi"

    roseun eski hayatına duyduğu öfke de kaçışı da aşkı keşfetmesi de çok etkileyici. bu yüzden insanı içine çektiği dünyadan kurtulmak zor.
  • en masum ve mağdurun içinde bile delilik olduğunu anlatan roman. deliliği aslında baskı altına aldığımız gerçeğiyle karşılaştırıyor okuyucuyu.
  • gerçek bir olgudan hareketle başlayan ve o gerçekliğin tabiatı itibariyle hayli yavaş ilerleyen bir hikâyenin, stephen king'in kalemine uygun bir şekilde gerçeküstü nihayete erdirildiği eser. başlangıçta ortalama bir drama filmi duygusu verir rose madder. yine o filmde, duvardaki bir tablonun içine sıçrar. o sıçramayla birlikte ortalamanın ve sıradanlığın içerisinde yakalanan o eşsiz betimlemelerle ruhun her bir köşesine hitap olunan nice çağrışım muhatabınız olur. rose, kitabın dışında, stephen king'in kalemiyle oynamayan dünyamızda, nice hüzünlü hikâyenin izdüşümü niteliğinde bir başkarakterdir. rose, kahir ekseriyetin aksine, stephen king'in şahitliğinde benliği üzerindeki baskıdan kurtulmaya cesaret edebilmiştir. bu yolda cesaretini takip eden baskının gölgesinde kendisine doğru yaptığı bir yolculuk söz konusudur. çok
    hoş çizilmiş başkarakterimizin mücerret bir konumda yoldaşı olup, söz konusu yolculuğa şahitlik etmek sahiden enfes bir tecrübedir. kitap, stephen king külliyatının gözbebeğidir(hiç olmazsa benim gözümde). bununla birlikte hem hayatta hem de roman türünde anlatılma ve algılanma bakımından sıradan, müptezel(çokluğundan ötürü değerini yitirip bayağılaşan) bir temele oturtulmuş olan bir konu üzerinde kurulmuş olmasına rağmen tinsel ve sanatsal bir değere erişebilmesi bakımından en nadide örneklerdendir.