şükela:  tümü | bugün
  • hermann hesse'in bir ressamın daha doğrusu bir sanatçının hayatı sıradan insanlardan daha zor yaşadığını
    aynı evde yabancı gibi yaşadığı ailesini ve veraguth'un sevgili oğlu pierre' i anlattığı ve beni ağlattığı kitabı..aynı zamanda yaşadıkları malikanenin adı
  • sevilesi yazar hermann hesse'nin 1914'te yazdigi, iyi de karakter tahlili yaptigi kitabi. evlilik romani olarak da tanimlanir. yazarin kendi yasamindan izler tasiyan (ressamlik, hindistan yolculugu, ilk karisindan ayrilmasi vs) roman, yakinda yky'den (tabii ki kamuran sipal cevirisiyle) cikacakmis. ressam adam, piyanist karisi ve onlari birbirine baglayan tek unsur olan ogullari bir malikanede yasiyordur. ancak kucuk ogul amansiz hastalik yuzunden olunce aile dagilir. baba sanat ugruna hindistan'a, anne buyuk ogluyla kim bilir nereye... huzunlu bir hikaye.
  • kanimca hermann hesse'nin, bozkirkurdu hele siddhartha falan hikaye, en iyi romanidir. 1914'te yazildigindan avrupa'nin gerginle$en ortamini da bir $ekilde karakterlere yansitmasi*, ve farkliligi, ya$arken soyutlanmi$ligi albert camus kadar iyi, belki daha iyi anlatmasiyla okunulasi, kisa, kucuk, mukemmel bir kitaptir.
  • yky baskisinin arka yuzunde, kitapta olacaklarin anlatilmis olmasindan oturu keyif kaciran, ama hermann hesseden beklendigi uzere kuvvetli anlatimiyla insani etkileyen roman.
  • hermann hesse nin okuduğum diğer kitaplarına benzemeyen romanı. hangisi iyi ya da hangisi kötü gibi yorumlara girmek haddim değil fakat ben bu romanda çok samimi hisler yakaladım. hermann hesse nin bana göre bir yerlerde mesaj verme kaygısını burada görmedim.

    tanım: bir babanın hikayesi.
  • mutsuz bir evlilik, aile içi kutuplaşma, birbiriyle paylaşacak hiçbir şeyleri kalmamış bir çift ve sonunda pierre'in ölümüyle boğazı düğümleyen bir hermann hesse romanı. büyük oğul albert'in babasına tavrı kitabı okurken çileden çıkmama sebep olmuştur. evet bu tavra bay veraguth'un geçmişteki hataları yol açmış olsa da baba-evlat ilişkisinin nasıl olması gerektiği hususunda kabul edilebilir bir tutum değil bence.
  • az önce bitirdiğim hermann hesse kitabı. sonu gerçekten ağlattı ya. bir aile dramı. hele küçük pierre'in minik yüreğinde çektiği acılar. ressam babanın hastalıklı ruh hali. annenin çocuklarına düşkünlüğü. albert'in piyanoya olan tutkusu. ama pierre, minik pierre'in hissettikleri, düşündükleri.

    bu arada kitapta bol bol doğa tasvirlerine yer verilmiş ve doğanın insan ruhu üzerindeki etkileri çok güzel aktarılmış. ama pierre ve babası. ruhlarındaki yorgunluklar...
  • rosshalde, bir ressamın içinde bulunduğu trajedinin resmedilmiş hâlidir. sözcüklerin boyaları, kalemin fırçayı, sayfaların tuali, "hayat"ın da paleti oluşturduğu aletlerin ürünüdür. çokça defa içerisinde bulunulan hayalkırıklıklarının ve umutsuzlukların toplamı olan acının, gözler yoluyla kalbe zerk edilmesidir. rosshalde, bedensel acının patetiğe dönüştüğünün acıklı hikâyesidir.

    okuyorsunuz, okuyorsunuz, okuyorsunuz... bir yerden sonra, sözcükleri beyne darbe indirmeye başlıyor, insan giderek hiçleştiğini anlıyor. daha sonra, romanın başkahramını olan johann veraguth'un yerine koyuyor insan kendini. en yakın dostunun, içinde bulunduğu duruma yazdığı reçetenin devasa yanetkilerini göze alarak, reçetede yazan ilaçları kullanmayı kabul ediyor. ayrılığın ilaç olarak kabul edildiği reçeteden medet umar hâle geliyor insan. ve buna sonuna kadar inanıyor ki, hayalkırıklıklarının mutluluğa, umutsuzlukların da umuda dönüşeceğinden kuşkusu kalmıyor. fakat bu ilacın etki etmesi gerektiği varlık ellerinden kayıp gidiyor... geriye kalan ise, maskeleri kuşanmak oluyor. reçetenin anlamsızlaştığını bile bile, uygulamaya çalışıyor. sahtelik içinde hiçleşip gidiyor...