şükela:  tümü | bugün
  • yerkure gibi herhangi bir cismin kendi ekseni etrafinda donmesi.
  • ülkenin bir bölümünü yaşanamaz hale getirip oralarda hakim, savcı, doktor, öğretmen, asker, polis görevlendiremeyenlerin sıçtıkları boku temizleyemeyip insanları zorunlu sürgünlere mahkum ettikleri sistemdir türkiye'de rotasyon.
  • tıpta uzmanlık öğrencileri yani asistan doktorların alanına benzeyen diğer uzmanlık dallarında belirli süreler yapmak zorunda oldukları şey
    (bkz: psikiyatri rotasyonu)
    (bkz: nöroloji rotasyonu)
  • son yıllarda devlet dairelerinde çalışan personele uygulanan ve uygulatılmak istenen yer değiştirne operasyonuna da rotasyon denmektedir.

    eskiden beri polis, asker ve öğretmen olarak çalışan memurların tabi olduğu uygulama. doğu (şark) hizmeti veya mecburi hizmet olarak bazı kurumlar tarafından bilinir. hatta yönetici kadroları için elzem.

    ülkeyi belirli hizmet bölgelerine ayırıyorlar, buna göre her memurun bütün hizmet bölgelerinde çalışması gerekiyor.

    sistem kulağa hoş geliyor, ancak bazı dezavantajları da yok değil:
    keyfi uygulamaların olabilmesi, bölge, il veya ilçe farklılıklarının her zaman gerçeği yansıtmaması (mesela izmir gelişmiş bir il olabilir ama kiraz ilçesi sizi şaşırtabilir)
    yirmi-otuz yıllık memura hemen uygulanmaya kalkıldığında bütün aile düzeni alt üst olur.
    ziraat, orman gibi bazı kamu hizmetlerinde yerel bilgi önemlidir ve yaşayarak öğrenilir. kurumlarda oluşturulan bilgiyi ve tecrübeyi birden kaybetme riski söz konusudur.
    kötü idareciler kendilerine göre beğenmedikleri personeli özellikle doğu ve güneydoğu illerine gönderirler. böylece ya emekli olmaya veya istifaya zorlamış olurlar ya da istemedikleri bu personel iyice pasifize edilmiş olur.
  • bir yaşam biçimsizliği.

    havaya bir olasılık dalgası hâlinde yayılma ve herhangi bir gerçeklik noktasına çökmeme hâli.

    bir nevi ölümsüzlük provası (dolayısıyla bu yönde bir girişim olmasa da, ister istemez tanrıların kızmaları).

    keyfiyet, keşif önceliği ve soyluluk gibi bir tarihsel diyalektik yolu tanımlayacağım. sonra aranızdan biri bu diyalektiğin tersine olduğunu iddia edip onu ayağa dikmeye kalkarsa dünyayı kurtarmış olacak, ona göre.

    ¶keyfiyet, kendinden razı bir doygunluk hâlini içermek zorunda olmasa da, göze bir tür tenezzülsüzlük olarak görünebilir. ancak tamamen kişinin kendisiyle etkileşime girmesiyle ilişkilidir. bir nevi, dışarıda bulunarak bizi diğer insanlar nezdinde var etmesi gereken parçamızı içimize çekerek ortadan kalkmamız, "su gibi olmamız". bir nevi annihilation. bu noktada eğer keyfiyet, okura bir kibir söylemini çağrıştırdıysa, ona okumaya devam etmesini önermekten endişe duyarım.

    ¶keşif önceliği, olmasına izin vermek gibi bir şey aslında. verili* olan şunca kısıtlı iradenin etkisine girip olaylara, yorumlara ve kişilere müdahale etmeden önce, keşfe teslim olmak. daha önce dikkatleri çekmemiş şeylerin; doğanın utangaç renk ve kokularının ortaya çıkması için, aromatik bir tebessümle beklemek. beklemek, fakat beklemeden (yani keyfiyeti unutmadan).

    ¶soyluluk. bu noktada söyleyebileceklerim epey sınırlı. dünyayı kurtarmak, çalışan ya da okuyan birilerine yukarıdaki iki kategoriyi açıklamaya çalışmaktan daha kolay. fakat bu noktada, tabiri caizse dananın kuyruğu kopuyor. okur buraya kadar okuyabilmiş olsa bile, bir soysuzdan ibaret olması kuvvetle muhtemel. soyluluğun, şu günün yaşantısı ve ritüellerine sığmayan; bütün bunları deforme edip çatlatan bir abanoz ağacı olduğu söylenebilir ve bazı coğrafyaları, bu ağaç oralarda yetişmiyor diye suçlayamayız.
  • hule, kendini tekrar eden i$lerden dolayı çalı$anlar darlanır ve mesai saatinde otuz bir çekmek, cinsel taciz, enseye tokat, göte parmak gibi çe$itli aksiyonlarla organizasyon içi davranı$ kalıplarının dı$ına çıkarlar. böyle bir ortam organizasyon amaçları ile çalı$anların amaçlarının arasındaki makasın açılmasına yol açar. yöneticiler bu saatten sonra çalı$anların can sıkıntısını analiz edebilmek için ne kadar schopenhauer okusalar nafiledir. ok yaydan çıkmı$tır bir kere. yapılacak tek $ey çalı$anların, departmanlar veya $ubeler arası becayi$idir. yoksa i$letme dumur olur, mundar olur. rotasyonun, eğitimden ba$ka bir de böyle örtük bir amacı vardır.
  • bir birimde çalışan elemanların düzenli bir biçimde yer değiştirmeleri
  • durduk yere adamın amına koyan şarkılar ne demekse, rotasyon da o demektir. makro manada.
  • omuz, kalca ve boyun eklemlerinde olusan vertikal eksenin etrafinda donme hareketi. internal ve eksternal diye de ayrilir. dizde de fleksiyondayken cok az olusuyor.

    (bkz: fleksiyon)
    (bkz: ekstansiyon)
    (bkz: supinasyon)
    (bkz: pronasyon)
    (bkz: deviasyon)
    (bkz: abduksiyon)
    (bkz: adduksiyon)
  • iki boyutlu rotasyon, duzlem uzerinde bir nokta etrafinda belli bir aci kadar donmektir. isteyen matematiksel bir transformasyon fonksyonu olarak, isteyen de gorsel olarak, etrafinda donulen noktadan (a diyelim buna) gecen bir cizgi (v olsun bu cizginin de adi) cizip, duzlemdeki her noktayi (n), a ile arasindaki mesafe ayni kalacak, ama hem a, hem n'den gecen cizgi ile v cizgisi arasindaki aci donulen aci kadar artacak sekilde yeniden yerlestirmek olarak dusunebilir bunu.

    iki boyutlu rotasyon tanimlandiktan sonra, n boyutlu rotasyonu tanimlamak kolay. birbirine bir paralel duzlemler sistemi, bunlarin her birini tek noktadan kesen, n-2 boyutlu bir obje, ve bir aci secilir. duzlemler sistemindeki her duzlemde, n-2 boyutlu obje tarafindan kesilen nokta etrafinda, secilen aci kadar rotasyon yapilir.