şükela:  tümü | bugün
  • sıfıra yakın da olsa neticede bir ihtimaldir. kafamıza meteor düşme ihtimalinden daha yüksektir ama.
    duyulduğunda "hadi lan ordan" dedirtse de "lan acaba olabilir mi öyle bir şey?" diye düşündürmektedir... amacım trollük değil... ulan bu da "abi yanlış anlama dilenci değilim" diye söze başlayan dallamaların giriş cümlesi gibi oldu ama neyse... olmamış bir şeyi olmuş gibi yazmamak için başlığı böyle açtım. "rte'nin seçimi bilerek kaybedecek olması" gibi kesin bir ifade kullanmaktan imtina ettim.

    gelelim bu ihtimali aklıma getiren sebeplere... bu ihtimallerden ilki ekonominin kötüye gitmesi... dolar almış başını gidiyor,faiz arttırımıyla bir nebze de olsa durdurmaya çalışıyoruz. tohumunu israil'den aldığımız abidik gubidik tarım ürünleri dışında kayda değer bir ihracatımız yok.turizm ve inşaat sektörlerinde verdiğimiz hizmetlerden kazanıyoruz dövizi. özetle üretmiyoruz. "dostlar alışverişte görsün" diyerek pazarda boy gösterdiğimiz zamanlarda yaptığımız hesapsız harcamaların geri dönüşleri maalesef belimizi büküyor.satacak da bir şey kalmadı doğru düzgün. millete yeni vergiler de bindirmeyi de göze alamadılar.sürekli vergi alarak bir yere varılamayacağını da,alsalar da derde derman olmayacağını anladılar.bana kalırsa rte ve yakın çevresi yaklaşmakta olan ekonomik krizin bir devaluasyonu da beraber getirebileceğinden korktu. 1977 yılında ecevit liderliğinde kurulan ve sadece 1 ay görevde kalan 40. hükümetten bu yana tek başına iktidar olamayan chp bir takım reflekslerini ve öngörü kabiliyetini kısmen de olsa kaybetmiş durumda.bunun farkında olan rte ve kurmayları,özellikle de devlet bahçeli,pimi çekilmiş bombayı chp'nin kucağına bırakıp kaçmayı,bomba patlayınca da yeniden meydanlara çıkıp hükûmete talip olmayı isteyecek olabilirler.eğer bu teori doğruysa, oy çaldığı söylenen akp,duruma göre kendi oylarını bile çalabilir,ya da çaldırabilir iktidara gelmemek için... ekonomik kriz bombası patlayınca da oylarının çalındığına dair kanıtları paylaşabilirler. bunlar sadece öngörü,ekonomik krizin boyutları ne olur,nerde durur bilemiyorum. inşallah devaluasyona kadar varmaz.
    zaten 50 yaş üstü seçmenlerin çoğunda "sol hükümetler iktidara gelince ekonomik krizler çıkıyor" algısı var.yeni nesil de zır cahil,ne desen inanıyor,muhakeme yeteneğinden yoksun... "chp batırdı,meral zaten 2.turda chp'yi desteklemişti,hem fetöcü de diyorlar,hdp terörist,ulan en iyisi yine reis,adamın hakkını yedik" diyecek milyonlar var.böyle bir durumda 1,-1,5 sene içinde yapılacak erken seçimde %60 oy alır akp. devamında ise en az 2 dönem rte başkanlığı devam eder. "ulan en fazla 2 dönem seçilebiliyor zaten,niye en az 2 dönem diyorsun" demeyin... %60 ile iktidar olurlarsa onu da değiştirirler rahat rahat. adı da "milli irade"nin sesini dinlemek olur.

    2. bir ihtimal daha var...
    bu "demokratik açılım süreci" denen fakat özünde "kürt açılımı" olan bir süreç yaşadık ve yarım kaldı. "piçler iki polisimizi şehit etti,tabii ki yarım kalacak o süreç" diyebilirsiniz ama zamanında pkk'nın "biz yapmadık", hdp'nin "bunu pkk yapmamış,durun,yanlış yapıyorsunuz" diye kendilerini yırtmalarına "he canım he siz yapmadınız" dedik... "dedik" derken, hdp'liler hariç herkes böyle düşündü. iki polisin şehit edilmesi olayı 7 haziran ve 1 kasım seçimleri arasındaki kaotik süreçte gerçekleşti,bunu da hatırlatmış olayım. sürecin bitmesine sebep olan olayın o günkü sanıkları beraat etti ve bu olay için de "fetö yapmış" denildi... denildi ama "fetö,açılım sürecini bitirmek için yapmış" denilemedi.
    şimdi yavaş yavaş parçaları birleştirmeye başlayayım... ortaya anlamlı bir şey çıksın diye ütopik parçalar üreterek tamamlamaya gayret etmeyeceğim resmi. zaten niyetim ortaya bir resim de koymak da değil .

    aşağıdaki paragrafa yazacaklarım konunun dağıldığına işaret ediyor gibi durabilir ama öyle değil,mümkün olduğunca çabuk döneceğim ana meseleye.

    kürtler hatta pkk bile bölünmeyi istemiyor aslına bakarsanız... sadece devlet tarafından üvey evlat muamelesi görmemeyi,oldukları gibi kabullenilmeyi istiyorlar.
    kürt meselesi ve pkk bir sonuçtur,yani bir tepkinin tezahürüdür. tepki varsa bir de etki vardır,masanın üstündeki bardak durup dururken yere düşmez değil mi? kürtleri devlete küstüren ve pkk'yı var eden sebepleri ortadan kaldırmak lazım. evet kürtler ne istiyor? bu yazıyı okuyan ve bu işten ciddi ciddi sıkılan kürtler " kuzzulkurt istiyoruz lan!" diyebilirler. kürtleri devletin başına bela olarak görenler " yaa ne isteyecekler,belalarını istiyor .mına koduklarım" da diyebilirler. kürtler bölünmeyi istemiyorsa bu adamların şartlarını iyileştirmek de devletin görevi değil mi?
    bu adamlar kendi dillerinde rahat rahat konuşmak istiyorlar! kürtçe konuştuğu için dışlanmaktan bıkmışlar.kürtçe eğitim istiyorlar,türkçe eğitimi reddetmeden. dükkanlarına kürt alfabesiyle yazılmış kürtçe isimler vermek istiyorlar. 5 bin yıllık kürt tarihi diye abarttıklarını düşündüğümüz ve dalga geçmek için kullandığımız tarihlerine ve kültürlerine saygı duymamızı,eğitim müfredatımızda bunlara da yer verilmesini istiyorlar. hee,çok mu iyi bu kürtler? biz ne kadar iyiysek onlar da o kadar iyi,insanız sonuçta.aramızda iyiler de var kötüler de. şimdi belki "ya arkadaş bu kürtler bizim yaptığımız neyi yapamıyorlar,eşit haklara sahibiz işte" diyenleriniz,kürt devlet adamlarını filan örnek gösterenleriniz olabilir. resmi ideolojiyle barışık olmayan kürtleri ne yapacağız peki? madem kürt siyasetçiler var,neden hdp'li siyasetçilerin bir kısmı içerde? neden kürt siyasetçilerin bir kısmı toprak altında? bu yazıyı okuyanların kaç tanesinin can ciğer kürt arkadaşı ya da kürt bir komşusu yok? devletin kürtlerin gönlünü alması gerekir arkadaşlar. bunu yaparken de " sen önce bir silah bırak,örgütü tasfiye et,ondan sonra konuşalım" dememesi lazım,çünkü maalesef devletimiz kürtlere hep söz veriyor ve sözünü tutmuyor! 1921 anayasası ile sonraki anayasaları karşılaştırırsanız anlarsınız. tarihteki kürt isyanlarını da sebep sonuç ilişkisiyle incelemenizi öneririm. bu paragrafta yazdıklarıma bazılarınız " kürtlerin istekleri bu kadar masumane ise devlet salak mı neden vermiyor? yapalım istediklerini çözülsün bu iş" diyenleriniz olabileceği gibi "yaa bırak anlatma,verdikçe ister bunlar,bu işin sonu bölünmeye gider" diyenleriniz de olabilir... akp,daha doğrusu rte ve devlet bahçeli "ulan acaba bunları versek sakata gelir miyiz?" diye düşünüp çekimser kalıyorlar. çünkü "devlet bunu bu zamana kadar vermemiş, bir bildikleri vardır herhalde" diye düşünüyorlar. niyetlerinden biri de yakın zamanda gündeme gelip çözüleceğini düşündüğüm kürt meselesiyle alakalı olarak toplumun genelinin hemen kabullenemeyeceği,hatta "bölünme korkusu" ile karşı çıkacağı bir konuda başrolde olmamak. bu topu da chp'ye atmak... tutarsa "ulan zaten temelini biz atmıştık,bizim projemiz" deriz, tutmazsa da "cehape zihniyetinin basiretsizliği,zaten ne bekliyordunuz ki?" demeyi düşünüyor olabilirler...

    evet toparlıyorum...

    yeni bir açılım süreci yaşayacağımızı düşünme sebebim bizimkilerin yani devlet erkanının yurtdışı ziyaretlerini arttırmaları. özellikle ingiltere ile sık sık görüşmeye başlamaları... bazı yazılı olmayan kurallar vardır "parayı verenin kuralı koyması" gibi.
    bizim de paramız yok ve mehmet şimşek ve merkez bankası başkanı ingiltere'ye gidiyorlar... premier lig ile alakalı bir görüşme değildir bu,para istiyoruzdur muhtemelen... satacak bir şeyimiz de kalmadı para edecek cinsten. sanırım yeni görevler de bizi bekliyor,yani parayı veren kuralı koyuyor... ingiltere dünya siyasetini belirleyen en büyük devlet benim gözümde,abd'yi bile kontrol edebiliyor. dünya bir satranç tahtasıysa şahı ingiltere veziri ise abd... bakmayın vezirin cakasına,iş şah da bitiyor! bu satrancın diğer tarafındaki şah ile vezir ise çin ve rusya. türkiye ise kimine göre piyon,kimine göre at,fil,duruma göre de kale... yalnız siyah taş mı beyaz taş mı belli değil işte! dış politikadaki güçsüzlüğümüzden dolayı kimin tarafında olduğumuzu biz bile bilemiyoruz bazen... ama aklı başında olan devletler fırıldaklığımızın farkında. fırıldaklık derken,ne isa'ya ne musa'ya yaranamama durumumuzdan bahsediyorum. gücün olmayınca böyle oluyorsun,acı ama gerçek. ingiltere,ırak ve suriye'deki karışıklıktan rusya ve iran'ın rant devşirmesini engellemek,en azından bu rantı azaltmak için bölgede bizi öne sürüyor olabilir... rusya ve iran'a yakın olmamız,burda üçlü bir ittifak olmamız istenmiyordur... "peki yeni açılım süreciyle ne alakası var? madem türkiye paraya tav oluyor,bunu türkiye'ye karşılıksız versin,hem para verip hem neden kırk yıllık yarasını sarmasını istiyor ingiltere türkiye'nin?" sorusu gelebilir akla... kürt meselesi türkiye'nin en büyük meselesidir,bunu ortadan kaldırarak kendi güçlü müttefikini yaratmak istiyor olabilir ingiltere. eğer ingiltere türkiye'ye yanaşmazsa öyle ya da böyle ordusuyla suriye içinde bir şeyleri başararak "ben ırak'tan da suriye'den de daha güçlü bir devletim,beni de muhatap alacaksınız,en çok beni dinleyeceksiniz, saksı değilim ben" diyen türkiye'yi ruslara kaptırır. " türkiye'yi ruslara kaptıracağıma,ruslara kaptıracağım on ekmeğin üçünü türklere veririm,hem türkleri yanımıza çekerim,hem rusların yoluna taş koyarım hemde bugünün ve geleceğin rantını korumuş olurum" diye düşünüyor olabilir ingiltere...
    "niye hiç abd demedin doğru düzgün?" diyor olabilirsiniz. ama şah ve vezir örneğimi unutmayın...

    hani turnuvalarda, a grubunun birincisiyle b grubunun 2.si oynar ya...bazen 2. olan rakip daha güçlüdür de 1. olması muhtemel takım önündeki son maçı kaybederek 2. olmak ister,diğer grupta daha güçlü gördüğü 2. sıradaki takımla eşleşmemek için,yani bilerek kaybeder...
    rte'nin seçimi bilerek kaybetmeyi isteme ihtimalini biraz da bu durumdaki stratejiyle benzeştiriyorum. yoksa iktidarı sever sayın cumhurbaşkanı. "kontrollü" işleri de sever ama!

    hee,"madem ingiltere bu kadar etkin,neden müsaade etsin rte'nin bir süreliğine iktidarı bırakmasına?" diyebilirsiniz. çünkü rte önderliğindeki türkiye ,chp'ye göre "kandırılmaya" ve kullanılmaya daha müsait ingilizlerin gözünde. bir ekonomik sıkıntının ardından yeniden bir kurtarıcı olarak gelecek olan akp ve rte çok daha güçlü gelecektir. güçlü ve taraftarı olan bir müttefiki kim istemez?

    eski ve küskün bir bbp'li olarak yazdım bunları,oyumu da muharrem ince'den yana kullanmayı düşünüyorum. "aktroll", "oktroll" ,"fetöcü" ya da "terörist sevici ılık götlü cihangir solcusu" filan diye kendi kendinize yaftalamayın...

    bunu dikkat çekmek,küfür yemek,gündem ya da algı oluşturmak için yazmadım. ciddi ciddi böyle inandığım için de yazmadım. ama son 25 senede siyasal islamın ev sahibi olduğu maçlarda çok gördük 2/1 (2'den 1 olan maçlar,skor olarak 2-1 değil) biten karşılaşmaları . bunları düşününce "acaba" dedim...
    son olarak,aynı gemideyiz arkadaşlar,bu geminin batmasını istemeyiz hiç birimiz. elimizde sihirli bir değnek olsa ve türkiye için kullanacak olsak hemen hemen hepimiz aynı şeylere dokunuruz.ekonomi,sağlık,eğitim,sanayi hamlesi,terör vs... benim ki sadece bir fikirdi,böyle değerlendirirseniz sevinirim.

    düzenleme: fark ettiğim anlatım bozukluklarını ve yazım hatalarını düzelttim. ayrıca "plan iyi ama bunlar akıl edemez ki" diyen arkadaşlara da "eğer böyle bir plan varsa bunu hazırlayan zaten ingilizlerdir" diyorum. arkadaşlar anafikri "zaten yargılanacaklar bunu göze alamazlar" olan mesajlar geliyor... siz suçunuzu bilirseniz ve suçu işlediğiniz olay mahaline kimseyi almazsanız,delilleri karartabilirsiniz.çok da zor olmamalı. yinelemekte fayda var, ben sadece "acaba böyle olmuş olabilir mi?" diye düşündüm ve buraya yazdım. yoksa böyle bir iddiam yok.
  • en fazla birkaç ay içinde hırsızlık soruşturması geçireceğinden sıfıra yakındır.
  • oy verenlerin zaten pek ekonomi ile alakaları yoktur, şükredip allaa şükür bu günde doyduk diyen tayfadır. dolayısı ile ekonominin bu durumda olması tam da istedikleri şeydir. fakirleştir ki ne döndüğünü anlamasınlar. dolayısı ile arkadaşın önermesi yersizdir. seçimi gerçekten kaybedeceğini anladığı anda farklı senaryoları hayata geçirerek ülkeyi uçurumdan aşağıya atmaktan çekinmeyecektir. ordu, polis, taş, toprak herşey elinde, dolayısı ile; kazansa da kaybetse de bizleri karanlık günler beklemektedir.
  • uzun ve zevkli bir entry.
    evet bana göre senaryo mantıksız değil. ancak onlarda bunu düşünecek zeka yok kardeş :)
    "önce bırakalım. ellerinde patlar nasıl olsa. sonra daha güçlü geliriz" . böyle bir plan ciddi bir kapasite gerektiriyor ve ciddi riskler barındırıyor. bu ve benzeri çıkar çevrelerini etrafında toplayan iktidarlar kaybettikleri anda siliniyorlar. çünkü etraflarındaki çıkar çevreleri bir anda karşı cepheye geçiyorlar ve zannedilenden çok daha hızlı bir çöküş başlıyor. o açıdan böyle bir risk göze alınmaz.
    bu arada kürt sorunu konusundaki analizlerini beğendim. ancak eski bir bbp'linin kürt meselesi konusunda bu tarz analizler yapması mümkün değil..
  • bilerek ya da bilmeyerek kaybedeceği seçimdir.
  • seçim kararından sonra rte miting yapmak yerine neden ingiltere'ye gitti? mehmet cengiz neden londra'da sokak satın aldı? bu sokak acaba çok önemli birisi için gelecekte yeni ikamet adresi olarak mı dizayn edilecek? ingiltere ziyaretinin basına yansımayan kısımlarında gelecekte bu sokakta yaşayacak insanlar için bir görüşme mi yapıldı?

    ülke makineyle yaşatılan hasta gibi seçimlere kadar uyutuluyorsa, seçim sonrasında makinenin fişi çekildiğinde bomba kendi elinde patlasın istemiyordur.
  • ihtimal dahilindedir. çatışma sırasında ateş ede ede geri çekilme olayı vardırya. bu seçim dönemi erdoğan açısından öyle bir izlenim veriyor. ekonomi çıkmaza girmiş, bunun için de geri çekilip başkasına bırakmak istiyor izlenimi var sanki. iyice derinleşen kriz yeni gelenin elinde patlayacak sonra erken seçimle erdoğan güçlü bir oyla geri gelecek gibi. bakalım artık sonuçlar ne olacak 24 haziran'da. siyasette hiçbir şey tesadüf olmaz diye bir söz vardır. bu kadar sönük geçen seçim çalışması normal değil akp ve rte için.
  • su saatten sonra geri donusu olmayandir. kilictar ne yapar yapar, ona secimleri kazandirir.

    "ne demek secim kazanmayi istemiyorum. duymiyim bi daha" falan der.