şükela:  tümü | bugün
  • sarilip yatmak mumkun degil bende senden kalan hayale.
    halbuki sen orda, sehrimde gercekten varsin etinle kemiginle
    ve balindan mahrum edildigim kirmizi agzin, kocaman gozlerin gercekten var
    ve asi bir su gibi teslim olusun ve beyazligin ki dokunamiyorum bile...

    nazim hikmet ran
  • (bkz: rubai)
  • öptü beni : «— bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır,» — dedi.
    «bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır,» — dedi.
    «ister gökyüzünde seyret, ister gözlerimde :
    «körler onları görmese de, yıldızlar vardır,» — dedi...
  • gökyüzünde bir öküz vardir ki adi pervin yani ülkerdir
    baska bir öküz de yerin altinda saklidir
    arastirmacilarin yaptiklari gibi zeka gözünü aç da
    bu iki öküzün arasinda ne kadar esek bulundugunu gör!

    ömer hayyam
  • ı

    çocuklar bana kalırsa yoklar
    yok çocuk falan yok öyle şey
    hayal edilmiş ekler olacaklar
    ailelerin melânkolileri için

    ıı

    evde ne kadar şapka varsa
    geçmiş günlerin başarısı kini
    çocuklar kullanışlı hale kor
    oyun içinde de olsa hepsini

    ııı

    doktor istemem annem gelsin
    yataklar denize atılsın
    çocuklar çember çevirsin
    ölürken böyle istiyorum

    --- sezai karakoç ---
  • birinci bölüm

    1

    bir gerçek âlemdi gördüğün ey celâleddin, heyûlâ filân değil,
    uçsuz bucaksız ve yaratılmadı, ressamı illetî-ûlâ filân değil.
    ve senin kızgın etinden kalan rubailerin en muhteşemi :
    «suret hemi zıllest...» filân diye başlayan değil...

    2

    ruhum ne ondan önce vardı, ne ondan ayrı bir sırrın kemâlidir,
    ruhum onun, o dışımdaki âlemin bende akseden hayâlidir.
    ve aslından en uzak ve aslına en yakın hayâl
    bana ışığı vuran yârimin cemâlidir...

    3

    sevgilimin hayâli dile geldi aynanın üzerinde :
    «— o yok, ben varım,» — dedi bana günün birinde.
    vurdum, düştü parçalandı ayna, kayboldu hayâl
    ve lâkin çok şükür sevgilim duruyor yerli yerinde...

    4

    muşambanın üstüne resmini bir kerecik çizdim ama
    günde bin kere resmin çıktı bende tepemden tırnağıma,
    fakat ne tuhaf şey hayâlin onda daha çok kalacak
    benden uzun ömürlüdür muşamba...

    5

    sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayâle.
    halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle
    ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var
    ve âsi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile...

    6

    öptü beni : «— bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır,» — dedi.
    «bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır,» — dedi.
    «ister gökyüzünde seyret, ister gözlerimde :
    «körler onları görmese de, yıldızlar vardır,» — dedi...

    7

    bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasemin kokusu, bu mehtaplı gece
    pırıldamakta devâmedecek ben basıp gidince de,
    çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da bana bağlı olmadan vardı
    ve bende bu aslın sureti çıktı sadece...

    8

    «— paydos...» — diyecek bize bir gün tabiat anamız, —
    «gülmek, ağlamak bitti çocuğum...»
    ve tekrar uçsuz bucaksız başlayacak :
    görmeyen, konuşmayan, düşünmeyen hayat...

    9

    ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha,
    güzelim dünya elvedâ,
    ve merhaba
    k â i n a t . . .

    10

    balla dolu petek
    yani gözlerin güneşle dolu...
    gözlerin, sevgilim, gözlerin toprak olacak yarın,
    bal başka petekleri doldurmakta devâmedecek...

    11

    ne nurdan
    ne çamurdan,
    sevgilim, kedisi ve kedinin boynundaki boncuk
    yuğrumlarındaki farkla hepsi aynı hamurdan...

    12

    lahana, otomobil, veba mikrobu ve yıldız
    hep hısım akrabayız.
    ve ey güneş gözlü sevgilim, «cotigo, ergo sum»1 değil
    bu haşmetli ailede varız da düşünebilmekteyiz...

    1 düşünüyorum, demek ki varım.

    13

    aramızda sadece bir derece farkı var,
    işte böyle kanaryam,
    sen kanatları olan, düşünemeyen kuşsun,
    ben elleri olan, düşünebilen adam...

    ikinci bölüm

    1

    «— şarapla doldur tasını, tasın toprakla dolmadan,» — dedi hayyam.
    baktı ona gül bahçesinin yanından geçen uzun burunlu, yırtık pabuçlu adam :
    «— ben, bu nimetleri yıldızlarından çok olan dünyada açım,» — dedi,
    «şaraba değil, ekmek almaya bile yetmiyor param...»

    2

    ölümü, ömrün kısalığını tatlı bir kederle düşünerek
    şarap içmek lâle bahçesinde, ayın altında...
    bu tatlı keder doğduk doğalı nasibolmadı bize :
    bir kenar mahallede, simsiyah bir evde, zemin katında...

    3

    ömür gelip geçiyor, vakti ganimet bil uyanılmaz uykulara varmadan :
    yâkut şarabı billûr kadehe doldur, seher vaktidir ey delikanlı uyan...
    perdesiz, buz gibi odasında uyandı delikanlı,
    gecikmeyi affetmeyen fabrikanın canavar düdüğüydü uğuldayan...

    4

    geçmiş günün hasretini çekmem
    — yalnız bir yaz gecesi bir yana —
    ve gözümün son mavi pırıltısı bile
    gelecek günün müjdesini verecek sana...

    5

    ben, bir insan,
    ben, türk şairi komünist nâzım hikmet ben,
    tepeden tırnağa iman,
    tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibâret ben...

    6

    ben, spiker, konuştum,
    sesim bir tohum gibi ağır ve çıplak :
    — kalbimin saat ayarını veriyorum,
    gonga tam şafak vakti vurulacak.

    üçüncü bölüm

    1

    insan
    ya hayrandır sana, ya düşman.
    ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
    ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan...

    2

    çürüksüz ve cam gibi berrak bir kış günü
    sımsıkı etini dişlemek sıhhatli, beyaz bir elmanın.
    ey benim sevgilim, karlı bir çam ormanında nefes almanın
    bahtiyarlığına benzer seni sevmek...

    3

    kim bilir belki bu kadar sevmezdik birbirimizi
    uzaktan seyredemeseydik ruhunu birbirimizin.
    kim bilir felek ayırmasaydı bizi birbirimizden
    belki bu kadar yakın olmazdık birbirimize...

    4

    gün iyiden iyiye ışıdı artık,
    tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık.
    sevgilim, sanki seninle yüz yüze geldim birdenbire :
    aydınlık, alabildiğine aydınlık...

    nazim hikmet
  • firuz kutal, nazım hikmet'in kimi rubailerine etkileyici desenler yapmış. sırayla bu adreste yayınlıyor: http://www.izmirizmir.net/…ri/album.php?album_no=66
  • 2013 nobel edebiyat ödülü sahibi alice munro'nun nefret, arkadaşlık, flört, aşk, evlilik adlı kitabının queenie adlı bölümünde bahsedilen ömer hayyam eseri.
  • back to the future filminde marty'nin annesi lorainne'in genç hali bu kitabı okulda yanından taşır.