şükela:  tümü | bugün
  • biraz daha ünlendiğinde başyapıt seviyesine çıkarılacak filmdir. bence vasatın biraz üstünde. başkası muazzam bulabilir. diğeri vasat der. ama eminim ki çoğu kişiye eğlenceli vakit geçirtecek/geçirten bir film. eğlenceli, ilişkiler üzerine düşündürtücü, hoş bir film. bir kaç kez izleyeceğim filmlerden bir tanesi. amerikan bağımsız sineması bu janrı hollywood'tan daha başarılı bir şekilde taşıyor. şu haliyle ruby sparks yüzlerce hollywood romantik-komedisinden daha sağlam bir film. kameranın arkasında little mis sunshine'ın yönetmenleri, sunshine cleaning'in senarist ve yapımcılarının olması bunda etken. yönetmenler little mis sunshine'dan beri film kotarmıyorlardı. sinemaya dönmeleri ve dönüş filmlerinin bir hayal kırıklığı olmaması sevindirici. umarım bundan sonra arayı bu kadar açmazlar ve yeni filmlerle içimizi ısıtmaya, bizleri gülümsetmeye devam ederler. filmin senaristi zoe kazan'mış. elia kazan'ın ailesinden. elia kazan yaşasa gurur duyardı kendisi ile. yetenekli bir senaristmiş. oyunculuğu da başarılı. ilişkiler üzerine söylemleri etkileyici.

    ne varsa bağımsız sinemada var. son zamanlarda izlediğim romantik-komedilerin en iyileri hep bu sinemadan çıktı. bu film en iyilerden değil ama gene de izlenmeli.
  • müzikleriyle, oyuncularıyla, absürd hikayesiyle ve müthiş kurgusuyla hakkında yapılan tüm övgüleri hakeden filmdir. tabiki bir eternal sunshine değil ama romantik komedi gibi başarılı filmlerin zor çıktığı ve bol bol klişeye düşüldüğü bir türde çok çok başarılıdır. yapanların eline sağlık. izleyin, izletin.
  • eternal sunshine of the spotless mind kadar bile değil ise, nasıl oluyor da çok çok iyi oluyor, anlayamadığım film.

    bakacağız.
  • ekmeksiz izlenecek bir film. yazacaklarım spoiler içerikli tabiki. bir akşam üstü tek başınıza veya sevgilinizle/aday kişiyle izlenebilirsiniz. konu olarak gayet güzel lakin iyi işlenip işlenmediği konusunda tartışmalara açık olabilir. mesaj içerkli bir film midir bilemiyorum. mesaj alınan kişi ile kaynaklı olduğundan ; benim sourceladığım kadarıyla kafanda ne kadar yaratırsan yarat mükemel bir sevgili yapamıyorsun.

    ayrıca filmi izlerken nasıl ruby'i sahiplendiysem. havuza girme sahnesinde resmen aldatılıyor gibi hissettim. kıza 2 tane tokat atmak istedim * * *. sonrasında gelen iplerin koptuğu sahnedeki oyunculukları beğendim. özellikle kızın striptiz yapıpı şarkı söylerkenci suratındaki o acı ifade beni benden aldı.

    her filmde nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama bu tarz romantik-komedi filmlerde esas kızı çok tatlı yapıyorlar. yani tamam her film olmasa bile bir çok izlediğim filmde. öyle olunca benim gönlüm bir kaymıyor desem yalan söylerim. kızıla bayılırım zaten bir de öyle tatlı tatlı bakışlar filan *...

    eleştiri mi yoksa benim olayı kavrayamamam mı bilmem ama kızı yarattın tamam bir şey demedim. sonra kızı özgür bıraktın * . peki nasıl oluyorda o yavrucak -herkesin gördü kız- olayları hatırlamıyor ve sankim hiç yaşanmamış gibim devam ediyor. aslında kız biliyorda ''baştan başlayalım mı'' dediğinde bütün olayları mı kasdediyor yoksam formatı yemiş masum bir kedi misali hiçbir şey hatırlamıyor mu ?

    çok serbest çağrıştığımla okuyun.
  • karşı kültür'e eklenen eleştirisi için buyursunlar: http://www.karsikultur.com/…s-hayaller-ve-gercekler
  • bu hafta sinemalara gelen film. ama ben bunu geçen hafta hem de türkçe dublajlısını malum ortamlardan edinip izledim. nasıl iş lan bu? ikinci defa mı giriyor vizyona?

    ayrıce evet güzel film.
  • o kadar güzel bir senaryo ki, izledikten sonra bana buraya entry yazıp sayfalarca övmem gerektirdiğini hissettirdi. fantastik bir film olmasından çok, bu filmi izlerken kendinizi de bu fantastik dünyada hissetmeniz, sanki gerçekmiş gibi düşünmeniz, sanki bende yazsam olacakmış gibi bir ruh halinize girmenize sebep olabiliyor. hatta yazmakla pek aram olmasa da ben bile yazma isteği uyandırdı. rica ediyorum filmi izlemeden önce senaryosunu okumayınız.
    film tavsiyesi isteyen arkadaşlarıma önereceğim filmler arasında ilk sırayı yer almıştır.
  • ülkemizde “konuyu seyircinin gözünde iyice netleştirelim” dercesine bir çeviriyle “hayalimdeki aşk” ismiyle vizyona giren ruby sparks, genç yaşta klasikler arasına girecek bir roman yazmış ve edebiyat çevrelerince “dahi” olarak nitelendirilen, yazar olarak salinger ile kıyaslanan(kendisi kabul etmez bunu) ama esasında daha çok salinger’ın yazdığı erken büyümek zorunda kalmış sorunlu dâhilerden birini andıran “hala genç” yazar calvin weir-fields’ın yazdığı ikinci romanın ve onun “esas kızı”nın hikayesini anlatıyor.

    calvin babasını kaybetmiş, sevgilisi tarafından terk edilmiş, yalnız ve “tıkanmış” bir yazardır. tüm bu “kaybeden” motivasyonları ile bir hayale sığınır ve sırf o hayali düşünüp mutlu olmak için onunla ilgili yazmaya, kendi yalnızlığını kurgusal bir karakterin avuntusu ile bastırmaya çalışır. calvin, bir yerden sonra yazdıklarının gerçekliğe nüfuz eden kurgular olduğunu fark eder ve film bu noktadan sonra ilişkiler üzerine lafları olan ve aynı zamanda psikanaliz bağlamında değerlendirildiğinde zengin bir materyale sahip bir filme dönüşür. babanın kaybı, annenin değişimi, simgesel alana eklemlenebilmiş abi sayesinde yaratılan tezat, psikolog figürü gibi unsurlar sayesinde psikanaliz kapsamında değerlendirildiğinde alt metinsel düzeyde zengin ama bunların kullanımı hususunda çok da şaşırtıcı bir performans sergilemeyen, bir nevi “alternatif ama çok da yeterli olmayan” bir bağımsıza dönüşür.

    yayımcılık dünyasına ve kadın-erkek ilişkilerine dair söyleyecekleri olan film kimi zaman zeki ve iyi işlenmiş sahneleri ve bazı yerlerde iyi bir ambiyans yaratmasının da yardımı ile seyirciyi kendine çekmeyi başarır ama film izlenip o imgesel toz bulutu kalktığında filmin geriye kalıcı bir şey bıraktığını söylemek güç. elbette gidip kafa dağıtmak, güzel vakit geçirmek için çok cazip bir film olduğunu, vasatı aşan bir romans örneği olarak görülebileceğini de söylemek lazım. benim beğendiğim tarzda bir hikayesinin olması, beklentilerimin filmle örtüşmesi sebebiyle benim sevdiğim bir film oldu. ayrıca filmin çoğu izleyiciyi de tatmin edeceğini düşünüyorum. özellikle artık dengesiz, kırılgan rollerde iyice kendini kanıtlayan paul dano ve filmin senaryosunu da yazan ve kendi yazdığı “hayal ürünü kız”ı oynayan zoe kazan (evet, elia kazan’ın akrabası) filmde iyi performanslar sergiliyorlar. ayrıca annette benning, antonio banderas gibi önemli oyuncular da filmde yan rollerdeler. buna ilaveten önemli video klipler çeken, bir süre dizi piyasasında çalıştıktan sonra “little miss sunshine” ile sinemaya geçen jonathan dayton- valerie feris ikilisinin de kötü bir iş çıkarmayacaklarına inanmamızı sağlayan bir referans var ortada. ikilinin bu beklentileri “belli oranda” karşıladığının da altını çizmek gerek.

    sonuç olarak derine inildiğinde çok da “değerli” bir sinema ürünü olmasa da mütevaziliği ve keyifli anlatısı ile ön plana çıkan bir film ruby sparks. zaten bu tarz bir filmde seyircinin beklediği de bir nebze(?) yaratıcılık, samimiyet ve kendisini rüyaya daldıracak bir hikaye oluyor çoğu zaman. bence bu açıdan film fena bir deneme değil ve gidip görülmeyi hak ediyor.

    http://biletsiz.com/…aratma-denemeleri-ruby-sparks/
  • --- spoiler ---

    death note'un romantiklisi, türünün iyilerinden.

    --- spoiler ---

    ancak sözlükteki başlığı altına bakılırsa 2000'li yılların en iyi filmlerinden biri olduğu iddaa ediliyor neredeyse, insaf! ömrünüzde sadece sözlükçülerin en iyi 10 film listesini dolduracak kadar film izlediyseniz ve bunlar chick flick ve females under 18 filmlerinden oluşuyorsa, 95'ten sonra doğduysanız o zaman size hak veriyorum: imdb top 250'de ilk 10'da olması gereken kült film.