şükela:  tümü | bugün
  • evliya çelebi’nin “yeşil sütunlu ılıca” dediği rudas hamamı budapeşte şehrinin buda kısmında tuna nehrinin kenarında yer alır. çelebi'nin hamama bu ismi vermesinin sebebi ise sütunlardan birinin yeşil olmasıdır. evliya sen de devletten yemekli yevmiyeli görevlendirmeyi almışın ve iyi gezmişsin. iyi ki de gezmişsin. allah senden razı olsun vallaha. sayende pek çok eserin zamanını, yaptıranını teyit edebiliyoruz.
    rudas hamamı, budin’in 15. paşası mustafa sokullu zamanında (1566-1578) tuna nehrinin kıyılarında yaptırıldı. ılıcayı, gellert dağının kaynakları beslemektedir. kare planlı yapının 10 mt. çapında kubbesi vardır ve bu kubbeyi duvarlar değil aslında granitten yapılma sekiz köşe kesitli ve 60 cm. çapındaki sütunlar ayakta tutmaktadır. bu sütunlar, beş basamakla inilen granitten havuzun çevresinde sıralanmaktadır.
    duvarların her bir köşesinde bugünkü havuzların üstlerinde kesme kumtaşından en güzel ve en büyük mukarnas kemerler görülebilir. ılıcanın kuzey yönünde bulunan iki hamam, ıı. dünya savaşı sonrasında zarar görmüştür. bu anıt eser budapeşte'lilere 400 yıldan fazla bir süredir hizmet vermektedir. budapeşte şehrini ziyaret eden turistlerin uğrak noktalarından birisidir. diğer güzel bir termal havuz için (bkz: széchenyi termal hamamı)
  • eski osmanlıdan kalma hamamı ve yeni bölümü olmak üzere iki farklı termal deneyimini bir arada yaşama imkanı sunan termal havuz. terasında yer alan müthiş bir manzaraya sahip dev jakuzisi sebebiyle kış aylarında tercih sebebi olmalıdır.
    internet sayfası : http://en.rudasfurdo.hu/
  • "vay anasını" dedirten hamamdır kendisi. ben ki çok öyle havuz, hamam, spa gibi suyla dolayısıyla bakteri ve mantarlarla haşır neşir olma olasılığının yüksek olduğu mekanlardan hep imtina etmiş insanım, böyle bir tecrübe görmedim. hani infinity pool'da yüzmüşlüğüm yok, o yüzden belki de ama o bile bunun yanında sönük kalır tahminim. 3 saat (180 dakika/yaklaşık 11 bin saniye) geçiren var olay mahalini terketmeden. deri tabii yoğurt kaymağına bağlıyor ama değiyor demek.

    az sonra az sonra diyerek iç bayan türk dizileri gibi olmasın ama esas konuya gelmeden biraz prosedürsel şeylerden bahsedelim; bir kere terlik-havlu-bikini/mayo (full body suit kabul edilmiyor)-varsa gopro gibi suya sele dayanıklı bir kamera ve çıkışta donmamak için bere bulundurarak girmek gerek. havuz da kullanacaksanız bone de lâzım ama havuz çok ahım şahım değil o yüzden almanıza gerek yok. tüm alanları kullanabileceğiniz full package için 6000 huf (~90 tl) ödeniyor. sabahın körü seansı (öğlen 12'ye kadar geçerli), öğleden sonra ve cuma-cumartesi için gece 10 ile 4 arası olmak üzere 3 seans var. o son seans durumun özeti gibi esasen. her neyse.

    içeride termal kısımda sıcak, çok sıcak ve (merhaba emre altuğ!) kaynar olan üç spa havuzu var. orta karar en büyüğü ve keyiflisi. kaynardan sonra soğuk suya atlayanlar oluyor, deli mi dürtüyor nedir anlamak mümkün değil. sonrasında saunalar var, aromatik olanı baya güzel hayli sağlam nefes açıyor. neyse öyleydi, böyleydi derken güneşi içeride havuzun üst tarafındaki şezlonglarda erzsebet (elizabeth) köprüsü manzaralı batırdıktan sonra o meşhur üst kubbeye çıkılıyor. zaten partneriniz yoksa ya da yanınızda değilse köprünün adının nereden geldiğini idrak ediyorsunuz.(kıps)

    buz gibi havada üzeri kapalı ama yanları açık sıcacık jakuzideyken şehir tüm ışıltısıyla ayaklarınızın altında. aşırı seksi bir ortam ama öyle böyle değil. ah bir de alkol servisi olsa orada tadından hiç yenmezmiş. zaten erkekler o sudan sonra nasıl toparlanıp sağ salim çıkabiliyorlar pek anlayamadım. (kıps*2) sağınız solunuz çift, böyle sperm jakuzisine dönüyor mudur acaba soruları oluşuyor bir süre sonra kafada. oluşmuyordur ama, ya öyle bir şey olabilir mi lütfen olmasın çünkü.

    özetle gidilesi, görülesi, tecrübe edilesi yerlerden birisidir budapeşte'de bilhassa buz kesen kış günlerinde. eşli gidin ama, o kritik. evet.