şükela:  tümü | bugün
  • william h. macy'nin yazıp yönettiği ve oynadığı 2014 yapımı film. sundance'te gösterilmiş ve gayet iyi yorumlar almış. imdb puanı şu an 7.8 ama zamanla düşecektir. william h. macy'nin böyle bir girişimde bulunması da gayet güzel bir olay bence. biz onu frank olmadan yıllar evvel sevmiştik.
  • birkaç gitar solo kaydım var. filmden sonra sanırım silmeye karar verdim.

    film izle
  • sıkıcı başlayıp harika bir şeye dönüşen film. müzikler başladıktan sonra nasıl geçip gittiğini anlayamadım. bi baktım film bitmiş. şarkıların hepsi ayrı güzel.
  • güzel film. hollywood klişe çekim merkezinden büyük bir güç harcayarak çıkmaya çabalamış. tamamen kurtulamamış olsa da çemberin esnetilmesi güzel. william h. macy'nin ilk deneyimi olmasına yorduğum anlatım eksikleri, sırıtan bazı kısımları var. ama müzikler güzel. hikaye güzel. işleniş güzel. bayinizden ısrarla izleyiniz.
  • filmin ortalamanın üstünde olması, büyütelebilecek bir konuyu sakince işlemesi falan gayet hoş. casting gayet başarılı keza billy crudup filmin bütünüyle rafine halde; ama en güzel detay tabiki laurence fishburne'nin canlandırdığı del karakterinin yaşam biçimi.
  • bir cbgb değildir.
  • spoiler
    bugün izlediğim anne hathaway'li song one'ı epey hatırlatıyor rudderless. song one'da müzikle uğraşan 25'lerinde bir genç, kaza geçirip komaya girer. sonrasında ablası fas'tan döner ve kardeşinin bilmediği özelliklerini kaydettiği albümlerinden, günlüğünden vs öğrenir. kısacası kardeşi komadeyken onu daha iyi tanır. rudderless'ta müzikle uğraşan bir genç, arkadaşlarını öldürüp intihar eder. film, bu acıyla başa çıkmaya çalışan babasına odaklanır. baba bir süre sonra (2 sene sonra!) oğlunun eşyalarını karıştırır ve oğlunu tanımaya başlar. böyle bir benzerlik var iki film arasında. ama song one işin dram kısmına daha fazla değinir. anne hathaway film boyunca ağlamaklıdır, üzgündür. kardeşin komaya girmesinden doğan drama daha fazla odaklanılır ama müzik de es geçilmez. filmin tonuna uygun parçalar çalınır film boyunca. rudderless'ta ise işin dram kısmına (oğlun ölmüş olması, ölmeden önce katil olmuş olması) çok değinilmez. müziğe daha fazla odaklanılır. izleyici ağlatılmaya çalışılmaz. yani izleyenin duyguları sömürülmez. song one epey klişe bir filmken rudderless daha özgün, daha başarılı, daha eğlenceli bir film. william h. macy ilk yönetmenliğinde mükemmel olamıyor ama bu işi de kıvırabileceğini kanıtlıyor. 2.filmi daha iyi olabilir (kötü de olabilir, her şey ihtimal dahilinde).

    bu türden bol müzikli/şarkılı filmler sıkça çekiliyor. 2014'te mark ruffalo'lu begin again gösterime girmişti. konusu farklı ama tıpkı bu iki film gibi müzik önemli bir noktadaydı. rudderless'ı izleyince aklıma bu filmler dışında tilda swinton'lı we need to talk about kevin ve beautiful boy filmleri geldi. ilk film, rudderless'ın pek odaklanmadığı, hatta es geçtiği katliama annenin gözünden odaklanıyor. oğlu katliam yapan anne, film boyunca bu katliamda suçunun olup olmadığını sorguluyordu. nedense macy işin bu tarafına değinmemiş rudderless'ta. daha iyi oldu tabii. daha eğlenceli bir film çıktı. ama tabii çocuğun katliam yapma nedenlerine değinilmemesi filmi eksik kılıyor. beautiful boy'da da benzer bir öykünün işlendiğini belirtmeliyim. genç, arkadaşlarını öldürüp intihar eder; geride kalan anne baba bununla başa çıkıp bunun nedenini araştırmaya çalışırlar.

    bu arada filmin bir yerlerinde babaya laurence fishburne'nin canlandırdığı karakter "oğlun katil," babında bir şeyler söyler. babanın cevabı: "gene de oğlumdu o". zor bir durum.

    spoiler
  • muzikal havasinda, efsane guzelli sozlerle donatilmis sarkilari icinde barindiran guzel film.
  • bu film beni fazlasıyla etkiledi. genel olarak müzik üzerine kurulu filmlerden pek de bir beklentim olmaz müzikleri güzel olsun tamamdır ama bu film bana beklediğimden çok daha fazlasını verdi. hem mükemmel soundtrackler hem güzel oyunculuklar hem de ters köşe olmanın dayanılmaz güzelliği diyeyim ben buna. karakterlerin pek de derin olduğunu söyleyemem ama konu itibari ile zaten alıyor götürüyor insanı, bu tarz konulardan ne kadar etkilendiğinizle de doğru orantılı herhalde bu filmin siz de bıraktığı etki. düşündürüyor, benim oğlum olsaydı ben ne yapardım? nasıl bir ruh halinde olurdum? ne halt yerdim?

    filmin 2 kere izlenmesi taraftarıyım açıkcası. 1. izleyişte hiç spoiler yemeden , bir de film bittikten sonra her şeyi bildikten sonra tavırları,olanları tam bilerek izlense 2. de çok daha etkili olacağı kesin. ben 1. yi bitirdikten sonra hemen ardından başlarını açtım tekrar izledim. ha tabi ki soundtrackleri de indirin evir çevir dinleyin.

    film gerçekten izlenilmesi gereken filmler arasında yerini aldı bende.

    --- spoiler ---

    o kadar çok alışmışız ki galiba mağdur olanı izlemeye, beyin direkt zaten öldürüldü olarak algılıyor daha biraz önce babasıyla konuşmuşlar şakalaşmışlar falan birazdan babasıyla buluşucak adam gitsin birilerini niye öldürsün ki? filmin sonlarına doğru bir afallama oluyor hala alttan alttan verilmesine rağmen algılayamıyorsun, konduramıyorsun . zaten her şey kesinleştikten sonrada oturup benim oğlum 6 kişinin canını almış, bir de ölmüş ben ne yapardım ne hissederdim moduna girmemenin imkanı yok. şu zamana kadar oturup bunu hiç düşünmemişim, ki bir çoğunuzun da düşündüğünü sanmıyorum. çünkü biz hep mağdur olan oluruz. bizim olan şey asla bir başkasını öldürmez zarar vermez, onu biz yaptık , o bizim oğlumuz nasıl böyle bir şey yapsın ki anca öldürülür ? ı-ıh işte öyle olmuyor bir de işin diğer yüzü var. hani herkesi suçlamak kolaydır katilin babası katilin annesi gözleriyle bakılır aileye kadar genellenir olay. çünkü asla sizden biri yapmaz di mi böyle bir şeyi?

    babamız görmezden geliyor olayı her şeyden kendisini soyutluyor. ama insan ne kadar soyutlayabilir ki ? düşünmezsin ama rezil durumdasındır, alttan alttan kafada döner de döner susturursun o sesleri. baba da aynen bu durumda. ki ben de aynen böyle olurdum, tam benlik hareket. sonra n'oluyor , oğlunun o güzel şarkılarına kaptırıyor kendisini, söylemeye öğrenmeye başlıyor. öyle biri aslında hiç var olmamış gibi davranmaktansa oğlunu kabullenme aşamaları da diyebiliriz buna. oğlunu artık görmezden gelemiyor. barışıyor, oğlu sonuçta , ne yaparsa yapsın o onun oğlu. öldürdüğü 6 kişiyi düşünme aşamasına daha gelemedi babamız tabi. o zaten yüzleşmesi en zor olan kısmı. karakter derinliği pek olan bir film değil ama bu aşamaları biraz da sizde uyandırdığı duygular sayesinde yaşıyorsunuz. baba o kütüphanenin önündeki anıta bakıp ölen 6 kişiyi görüp ağladığı o ufacık sahnede ben oturup ağladım mesela. fazla kaptırdıysam demek kendimi ...

    --- spoiler ---

    şunu da demeden geçemicem , insanları yargılamak yaftalamak en kolay olanı her zaman için. bir de kendinizi o duruma koyup aynısı benim başıma gelseydi demek bu kadar zor olmamalı. olay her zaman iki yönlü sizin yargıladığınız olaylar dönüp sizleri de bulabilir...
  • çok dramatize edilmeye açık bir konuyu, abartmadan, saçma aşk ilişkilerine boğmadan sade ama etkili işlemiş bir 2014 yapımı drama filmi. bill crudup yardırıyor, müzikler çok güzel, izleyeli 1 hafta oldu hala şarkıları mırıldanıyorum. izleyin/izletin kısacası.

    --- spoiler ---

    anlayamadığım olay niye herkes katliam yapan oğlumuzun şarkılarının babası tarafından çalındığını öğrenince bu kadar negatif tepki gösteriyor, heralde çocuğun tamamen evil olmadığı gerçeğiyle yüzleşmek istemiyor insan psikolojisi, böyle canice bir şey yapan kişiye kısa yoldan " yaptı çünkü sorun kendisiydi, şeytandı o" diyip olayın derininden kaçmak çok insanoğluna yakışır hareket. adamın ciddi sorunları vardı belli ama yaptığı sanatı ayır eyleminden, ki şarkılarda bir tane bile mass murder referansı yok yani. bilemedim yani, bence tepkiler abartıydı. aklıma direk yurdum insanın ahmet kaya yaklaşımı geldi.

    --- spoiler ---

    not: wheels on the bus cover'ı yapılan sahne tatlıştır baya.