şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: tenasüh)
  • ahmet cevizci'nin felsefe tarihi kitabında konuyla ilgili olarak şu bahis geçer:

    "pythagoras (mö 570-500) ve öğrencileri, insan ruhuyla ilgili olarak, bir yanıyla felsefi, diğer
    yanıyla teolojik iki ayrı görüş geliştirmişlerdi. başka bir deyişle, pythagoras insan ruhunun
    ölümsüzlüğüyle ruh göçü inancının savunuculuğunu yapmıştı. aslında bu inanç ya da öğretiler, hiçbir
    şekilde özgün olmayıp, çok muhtemelen yunanlı olmayan bir kaynaktan türetilmiş veya
    devşirilmişlerdir. nitekim heredotos, ruh göçü fikrinin, onun özgün görüşü olmayıp, dışarıdan alınma
    bir fikir olduğuna işaret eder. ruh göçü düşüncesinin anavatanı, hindistan’dır. ruhun ölümsüzlüğüne
    veya ölümden sonraki hayat düşüncesine gelince, buna da mısırlılarda, giritlilerde ve miken
    uygarlığında rastlanmaktadır.

    pythagorasçıların, platon’u da derinden etkileyen ruh göçü inancı, her şeyden önce, düalist bir
    insan telakkisine dayanır. buna göre, insan bileşik bir varlık olup, biri ruh, diğeri beden olmak üzere,
    iki farklı bileşenden meydana gelir. bunlardan ruh temel, asli veya özsel bileşen olup, insanın gerçek
    özünü meydana getirir. bundan dolayı, bedenin yok olup gittiği yerde, asıl gerçeklik olan ruh uçup
    gitmez; o, ölümsüz olup bedenden bağımsız bir varlığa sahiptir. düalizmleri radikal olan, bu yüzden
    insanın mutluluğunun temelde ruhta aranması gerektiğini ifade eden pythagorasçı görüşe göre, bedenle
    olan ilişkisi ruhun özünü bozup kirletir. ruh, bedenle olan ilişkisine, bu dünyada yaptığı iyilik ya da
    kötülüklere bağlı olarak mutlak ölümsüzlüğe erişinceye, ilahi alana yükselinceye kadar bir doğuş çarkı
    içinde olur ve insanın ölümünden sonra, değer bakımından kendisinden daha yüksek ya da aşağı
    varlıkların bedenlerine göçer."