şükela:  tümü | bugün
  • benim ki bir süredir şaşırtıcı derecede olumlu.

    böyle melek gibi sevimli sevimli gülümsemeler, işyerinde bir terslik olduğunda "tamam arkadaşlar düzeltelim, sorun değil" demeler, etrafa pozitiflik yaymalar, az alkol alıp erken uyumalar, öfkeden eser taşımayan ruh hali.

    tek kötü yanı eskisi gibi yazamıyor olmam. o tokat gibi, insanın suratına kırbaç gibi vuran yazılarım, düşüncelerim ve fikirlerim gitti yerine bu ruh hali geldi.

    ya ölmek ya da aşık olmak üzereyim, bilemedim.
  • şu ünlü karikatürdeki abiden hallice.

    http://www.itusozluk.com/… tipini sikti�imin/284602
  • en çok üşendiklerimizden, korktuklarımızdan ya da kaçtıklarımızdan sorumlu tuttuğumuz sahte ben. suçu ona atmak çok kolaydır, itiraz etmeyeceğini bildiğimizden.
  • kendisini, eşin dostunkiyle denk getiremiyorsanız kendiliğinden yalnız kalırsınız.
  • misal;
    bu aralar yeniden seinfeld'i izlemeye başladım.
    uzun zamandır - televizyonda, nadiren denk geldiğim bölümlerini saymazsak - düzenli olarak seyretmiyordum.
    ortalıkta muhabbeti dönse, başka konuya sapmamak için maymun olmama, george adını alakalı alakasız nerede duysam suratımda kocaman bir gülüşe sebep olan bu diziyi; geçen gün yeniden izlemeye başladığımda, ilk bölümlerde pek ısınamadım.
    eskisi kadar sevmediğimi anladım.
    ama anlamamazlıktan geldim tabi.
    bunun için olur olmadık yerlerde bile güldüm.
    dizi bitti. cast geçiyor.
    ben hala mal gibi sırıtıyordum.
    sonra; 1. sezon, 2. sezon, 3. sezon derken bir baktım ki seinfeld; benim için de hala bir efsane.
    fakat şimdi de ne bileyim bi friends'i düşününce; burun kıvırıyorum, inceden bok atıyorum, vs..
    ha sevmiyor muyum friends'i?
    bayılırım.
    e ne ki bu şimdi?
    hadi friends, apayrı bir kulvarda olsa - misal; dram - anlarım bir nebze.
    bünye, komiklik şakalar istiyordur falan filan.
    ama bunlar, pek benzer.

    bu durum kişilerde de oluyor.
    birlikte delicesine eğlendiğin, ondan başka kişiyle bu kadar şahane anlaşamayacağını düşündüğün bi kimseyi, görme bakalım birkaç ay n'oluyor..
    o kimseye karşı yabancılaşmaktan geçtim; kendine - onla olduğun zamanlardaki kendine - dahi dış kapının mandalı gibi bakıyorsun adeta.

    ya da birkaç gün evde kaldın; hemen "ay ben nasıl o saatlere kadar dışarıda kalmışım, ay ben nasıl o kadar şey içmişim, ay ben nasıl o sohbetlerin arasında eğlenmişim, ay ben nasıl bıdıbıdıbıdı..."
    ulan senelerdir aynı boku yiyorsun ki daha bu "birkaç günün" iki gün öncesinde yediğin halt neydi?
    sanki müthiş bir yenilik, kocaman bir aydınlanma olmuş da...
    onları yapan sen değilmişsin gibi bir yorgunluk, durgunluk...

    1 gün değiştirir insanı.
    ne günü...
    1 saniye.
    çok ciddiyim.
    şimdi mırın kırın edersin hayaletine, sonra bi bakarsın o dudak büktüğün olmuşsun da, hayalet berikine yapışmış.

    özet geçmek:

    fazlasıyla değişendir.
    güncel halinin dışında kalan ne var ne yok ise, hepsini görmezden gelir.
    sevse de, durum değişmez pek.
    hatta bok atar.
    sevdiğini düşünmez değil, düşünür. bilir ki sever ama işte dengesiz değil mi; kibirleniverir.
    bu belki de "güncel"likle ilgilidir.
    o an ne varsa o; gözbebeğidir.
    çünkü o an('ı), yaşatan o'dur.
  • nazan öncel | ruh hali*

    \\

    söz ver
    a hak ver
    iş ver
    açık verme
    hep ver
    çok ver
    ver ver
    hiç boş verme
    bıktım bıktım bıktım artık
    sıktın sıktın sıktın artık
    sıktın sıktın
    hem zor kolay
    hem boş hem olay
    hiç mi ortası yok bunun
    hiç mi ortası
    onu ver
    bunu ver
    zaman ver
    az buçuk verme
    akıl ver gönül ver
    hesap ver
    hiç boş verme
    bıktım bıktım bıktım artık
    sıktın sıktın sıktın artık
    sıktın sıktın
    hem zor kolay
    hem boş hem olay
    hiç mi ortası yok bunun
    (h) mi sonrası
  • (bkz: sinus egrisi)
  • saniye başına vararak değişimi abartan hal.kendi kendinizle tartışmaya başlarsınız, "ulen daha 1 saniye önce gülüyordun noldu şimdi durduk yere?" şeklinde.saatlerce pozitif aynı ruh hali içinde kalmayı özlersiniz, endişesiz.
  • son günlerde adeta ürkek bir ceylan gibi narin ve titrek,kocası ölmüş dört çocuğuyla ortada kalmış bir kadın gibi çaresiz,biraz da basur olmuş göt gibi kendisi.