şükela:  tümü | bugün
  • 1997 yapımı, 108 bölüm süren ancak, sonuca bağlanmayan ruhsar dizisi'nin finali. bu final asla olmadı, lakin ben o yıllarda dizi'nin finalini amatörce yazmıştım. o zamandan bu vakte kadar senaryoyu muhafaza edemediğimden güncelleyerek yeniden yazma imkanım oldu. işte ruhsar efsanesinin finali.

    dizi adı : ruhsar

    bölüm : 109. bölüm final

    bölüm adı : ruhlu son

    konu : 108 bölümdür, trikotajla hiçbir ilgisi olmadığı halde devam eden ruhsar, 109 bölümüyle izleyenlerine veda ediyor.

    sahne -1

    (iç mekan / gün ) (mazhar'ın evi )

    ( mazhar her zamanki gibi derin uykusuyla baş başadır ve ruhsar gelerek onu uyandırır )

    mazhar : zzzzz...
    ruhsar : ben geell... kime diyorsam, bizim uykucu mazhar'ı bugün nasıl uyandırasm acaba, buldum. ( sihir yaparak, mazhar'ın kulağına kulaklık takarak son ses müzikle, mazharı yatağından fırlatır )

    mazhar :(çığlık atarak ) ulan ruhsar, kocaya bu yapılır mı?
    ruhsar: günaydın aşkım, günaydın.
    mazhar: kulak zarımı delmediğin kalmıştı bi, denyo hayalet. (kalkıp ruhsarın üzerine yürüyerek ) sen varya, sen..
    ruhsar: (kaçmaya çalışarak ) ben var ya ben..
    mazhar : sen öbür tarafın fabrika ayarlarıyla oynayan, ayrıca tatlı tatlı uyumakta olan bir koca düşmaısın. ( sarılır ruhsara )

    sahne - 2

    ( iç mekan / gün ) menkıbe'nin evi

    (menkıbe ve firdevs, salonda oturup mazhar'ın mürveti için planlar yapmaktadırlar. )

    firdevs : allahım, allahım mürveti abisine endeksli kaç tane kız var acaba şu hayatta.
    menkıbe : sus, yeter mart kedileri bile senin yanında uslu kalırlar.
    firdevs : neden anne ? benim evlenmeye hakkım yok mu? abimden önce bana izin versen, en az üç torun verirdim kucağına.
    menkıbe : sabret biraz sende, hele önce abin bir dünya evine girsin yerleşsin, sonra sen ister dünya merkez bankasına gir, ister dünya evine gir. bak ruşen amcan'ın kızı seda'ya. ne mühendisler, ne kaptanlar istediği halde, abim evlenmeden olmaz diye tüm gelen mürvetlerini elinin tersiyle itti.

    ( o esnada kapı çalar )

    firdevs : ben bakarım...
    menkıbe : herhalde, sen bakacaksın, yok ben bakayım kapıyada istersen.

    ( gelen reyhandır, neşeli şekilde içeri girer )

    reyhan : ben geldim, merhaba valide sultan menkıbe hanım teyze. bu sefer mazhar beyle kesin evleniyoruz.
    menkıbe : evleniyormu sunuz ? kendisi mi söyledi.
    reyhan : hayır, ama istiycek emin olun, harika bi plan yaptım.
    menkıbe : allah, allah anlat bakalım minik kuşum'un bile evliliği isteyeceği şu planı.
    reyhan : bakın, şimdi ben dün gittim, birsürü kitap aldım hepsini bi gecede, okudum ve karşınızda aptallığını yenmiş bir reyhan olarak, karşınızdayım. böylelikle mazhar beyde bunu duyunca, hemen, derhal evlenmek isteyecektir.
    menkıbe : genede, o kadar emin olma sen reyhan kızım.
    reyhan : hayır, bu plan kesinlikle tutacaktır, eminim bundan. tüm gece boyunca ne kadar sözlük, ansiklopedi varsa yaladım, yuttum. mesela sorun bana bi soru bakalım.
    menkıbe: peki söyle bakalım, diktatörlük nedir ?
    reyhan : heee, şahsi keyfiyete dayalı yönetim şekli.
    firdevs : pekiii, ego nedir ?
    reyhan : insanlığın en büyük sıkıntısı, başa beladır. zavallılık, basitliktir.
    menkıbe : göğe bakma durağı ve hızla gelişecek kalbimiz şiirleri'nin yazarı kimdir.
    reyhan : ankara doğumlu şairimiz, turgut uyar.

    sahne -3

    ( iç mekan / gün ) ( generation reklam ajansı )

    ( ekip verilen işleri yapmakta ve goy goy un dibine vurmaktadır )

    müfit : ya tamamen, ensesi kalınlara yönelik olan, lüks toplu konut reklamında niçin bir mütahit oynar ki?
    mazhar : oğlum, bu gene iyi. firma'nın sahibi veli dayıoğlu bir sonra ki reklam çekiminde, yönetmeni arabayla belgrad ormanları'na götürüp...

    ( önder bey içeri girer )

    önder bey : arkadaşlar, birileri parklarda hakları için direnirken, sizler böyle aylak, aylak oturup popnuzu büyütüyorsunuz.
    suat : ama önder, bey dünya'nın en saçma reklamlarını hazırlamaya çalışıyoruz. o yasak, bu yasak.
    şelale : yasaklarla dolu bir proje olmuş bu önder bey.
    önder bey : abartmayın olayı bu kadar, çalışın.

    sahne - 4

    ( iç mekan / gün ) menkıbe'nin evi

    ( firdevs ve menkıbe şaşkınlıklarını üzerlerinden attıktan sonra )

    menkıbe : reyhan kızım, sen azmin ta kendisi olmuşssun.
    reyhan : hihihi... olmuşum dimi...
    menkıbe : amaaa.... bunu denedik ya güzel kızım. sen sonra çorba yaptın o bilgileri, hani.
    firdevs : aaa, evet bende hatırladım. ama olsun bir daha deneyelim, belki bu sefer abimi kandırabiliriz.
    menkıbe : iyi, hadi hazırlanın çıkıyoruz. bir defa daha deneyelim şansımızı.

    sahne - 5

    ( iç mekan / gün ) reklam ajansı

    ( önder bey'in odası. mazhar önder bey in odasına kapıyı çalarak girer. )

    mazhar : önder bey, benim bi maruzatım olacaktı.
    önder bey : verdiğim işi yapamadınız, benden yardım mı istiyorsunuz ?
    mazhar : yok hayır aslında...
    önder bey : nedir o zaman sorun, anlat bakalım.
    mazhar : efendim biz müfitle projenin selameti açısından evde çalışmak için izin istiyoruz.
    önder bey : anlamadım nasıl yani?
    mazhar : efendim veli dayıoğlu gelmiş tepemizde, burayı şöyle yapın, orayı bunu koyun, bu değil, bunlar hiç değil, bunları herkes yapıyor, yaptım olacak deyip duracakmış gibibakıyor. rahatsız olyoruz.
    önder bey : anladım, isterseniz gidin karlı kayın ormanında çalışın. ama bu işi bitirin.
    mazhar : merak etmeyin efendim, sağolun.

    sahne - 6

    (iç mekan / gün ) mazhar ın evi

    ( önder beyden izni koparan mazhar ve müfit eve varmışlardır. )

    müfit : bu izin işi iyi oldu kanka, yoksa ofiste devam etseydik. bu dayıoğlu bakışlarıyla projenin bitmesini engelleyecekti.
    mazhar :be adam, işi verdin madem, bırak sonrasına sen ne tepemizde dikiliyorsun.
    müfit : aynen ya, iyi ki dünyada, balkonunda orman olan evi kendisi yapmış diye gurur duyuyor herif.
    mazhar : neyse, tamam. biz işimize bakalım kanka.
    müfit : ayıpsın, kanka şimdi birbirinden orjinal, konut sloganları bulacam.
    mazhar : şimdi bu siteler, kalantorlara yönelik ama biz bunu garibanlarda alabilecekmiş havası yaratacağız.

    ( o esnada menkıbe, firdevs ve reyhan üçlüsü içeri girer. ruhsar belirir görünmez halde olanları izler )

    menkıbe : aaa, minik kuşum sen evde miydin ?
    firdevs : müfit beylerde burdaymışlar, merhaba müfit bey.
    müfit : merhaba, firdevs. ( kalkar menkıbenin elini öpmek ister )
    menkıbe : tamam, tamam istemez sağol. hayrola minik kuşum, hastalandın mı yoksa. ah be minik kuşum, görüyorsun yalnızlık iyi birşey değil bunun hastalığı var, yalnızlığı var.... bak ruşen amca nın oğlu sedat'a sırf annesi istiyor diye, 40 yaşındaki eşini boşayıp, annesine tuttuğu 55 yaşındaki temizlikçiyle evlendi. ne olurdu sanki sende evlensen.
    ruhsar : bak, bak cadıya bak, 2 dakikada konuyu nereye getirdi.
    mazhar : tamam, bi durun biz, izin aldık işten eve müfitle çalışmaya geldik hepsi bu. siz peki ne arıyorsunuz bu saatte.
    menkıbe : biz, sana bi sürprizimiz var onun için geldik.
    reyhan : sürpriz, hiç beklenmeyen bir zamanda hiç beklenmeyen bir olayın olması.
    firdevs : dur reyhan, evet abi sana 2013 model yeni reyhan'ı tanıtmaya, tanıştırmaya hatta evlendirmeye geldik.
    mazhar : nolmuş ki, reyhan'a aynı reyhan işte tokasını mı değiştirmiş ?
    menkıbe : hayır, bak artık o eski reyhan değil minik kuşum. akıllı, bilgili...
    reyhan : bilgi, varlığın mevcudiyetinin ilişkisel aktarımından doğan herşey.suje ile obje arasındaki ilişki.
    mazhar :çok güzel, siz şimdi alın bilgi küpü reyhanıda, yeteneksiz siniz'e başvurun.
    menkıbe : ama minik kuşum, bi dinlesen.
    mazhar : hadi anne çok işim var, 3 hayırla uğurluyorum sizi.
    ruhsar : ohhh, aldınız mı bakalım cevabınızıda, hadi yallah. ( yağmur biter ve ruhsar gider)
    reyhan : uğurlamak, biri veya birilerini yolcu etmek. aa, bu bizmiyiz yani.
    firdevs : salak...

    sahne - 7

    (dış mekan / gün ) öbür taraf

    ( gözüm abla ve ruhsar cennet - cehennem gişelerinde konuşmaktadırlar )

    ruhsar : off ya, bir yağmur bile düşmez mi yeryüzüne. sen ne yapıyorsun gözüm abla.
    gözüm abla :sadettin bugün bi eyleme katıldı, polis birazdan orantısız güç kullanıcak, saadettinimde bana kavuşacak. olanları izliyorum bu sefer benim bişey yapmama gerek bile kalmadı.

    ( ekranda, polis müdahale edecekken saadettin'in hiçbirşey yapmadan durması üzerine geri çekilir. )

    al bak işte gene yırttı, görüyor musun, yok anam ölmez bu adam, and içmiş.

    şerruh : ruhsar hanım merhaba, nasılsınız ?
    ruhsar : gene mi siz ? iyim.
    şerruh : sizi, 18811938 cü zem zem festivali'ne davet edicektimde eğer müsaitseniz.
    ruhsar : sağolun, ben almıyım hem birazdan kocamın yanına gideceğim.
    şerruh : aman, canım ne buluyorsunuz şu ölümlüde siz, anlamadım gitti. hem benim adım şerruh bende var 7 cin 5 ruh, bizde yamuk olmaz ruhsar hanım.
    ruhsar : ( o sırada yağmur yağar ) yaşasın, yağmur yağıyor ben gidiyorum gözüm abla görüşürüz.
    gözüm abla : görüşürüz canım.
    şerruh : (arkasından )görüşücez, emin olun...

    sahne - 8

    ( iç mekan / gece ) menkıbe nin evi

    menkıbe : yok, böyle olmayacak, acilen bir plan yapmalıyız ve evlendirmeliyiz mazhar'ı
    reyhan : evlilik, iki insanın evlenmesi, yuva kurma durumu.
    menkıbe : ay yeter, tamam anladık, biliyorsun sabahtan beri kafamı şişirdin reyhan.

    ( o esnada şerruh belirir ama göremezler )

    şerruh : demek, oğlunun mürvetini görmek istiyorsun. yuva yapana yardım etmek sevaptır.

    ( sihir yaparak kapının çalınmasını sağlar ve kaybolur )

    firdevs : ben açarım. buyrun... ( şerruh takım elbiseli bi biçimde içeri girer.)
    şerruh : efendim, rahatsız ediyorum ben çapulcu a.ş den şerruh ç. biz çapulcular olarak, siz mürvet görmek isteyen anneleri tespit edip, onlara yardım etmek amacıyla burada bulunuyoruz.( çantasını açarak bi kese çıkarır ) efendim bu, elimde görmüş olduğunuz keseciğin içersindeki, ana beni eversene tozu.

    menkıbe : ana beni eversene tozu mu?

    şerruh : evet, bu tozu serptiğiniz evladınız orhan hakalmaz nidalarıyla, ana beni eversene diye çılgın atacak.

    menkıbe : peki, ne kadar bu, yani kaç para ?

    şerruh : aman efendim, ne parası biz bunu, amme hizmeti için yapıyoruz, buyrun.

    firdevs : pekii, bunu yemekten önce mi yemekten sonra mı vereceğiz.

    menkıbe : sen sus salak.

    şerruh : farketmez, üzerine dökmeniz yeterli. iyi akşamlar... ( gider )

    menkıbe : ne hayırlı insanlar var görüyor musun insanların mürvetleri için didiniyorlar, ilk iş sabah bunu abinin üzerine boca etmek olacak.

    firdevs : kısmet ayağımıza geldi anne.

    reyhan : kısmet, kimsenin bir başkasınınkini istese de gaspedemeyeceği hal.

    menkıbe ve firdevs : salak...

    sahne - 9

    ( iç mekan / gece ) mazhar ın evi

    ( mazhar harıl harıl çalışmaktadır. ruhsar gelir )

    ruhsar : ben geldiiim...
    mazhar: aaa, ruhum hoşgeldin.
    ruhsar : hoşbulduk kocacım. hayırdır gene gömülmüşün işe.
    mazhar : napıyım, önder bey, nerde orjinal müşteri var onları bulup önümüze getiriyor, olanda bize oluyor.
    ruhsar : aşkım benim (sarılır ) senin gevşemeye ihtiyacın var biraz bence, hadi bırak işide benimle ilgilen.
    mazhar : ruhsar, dur bu işi yetiştirmem lazım, yoksa önder bey beni taş niyetine alır, götürür sahilde 6.filoyu taşlar valla.
    ruhsar : ama ben senin için taaa, nerelerden geliyorum biliyor musun ne dolularla boğuşuyorum burda, sırf sana gelmek için.
    mazhar : ya, tamam ama..
    ruhsar : tamamı falan yok ( kalkar içeri gider ) içerde bekliyorum ister gel, ister gelme.
    mazhar : diren oğlum mazhar iş seni bekler, diren...
    ruhsar : mazhaaaaarrr...
    mazhar : (dayanamaz kalkar gider ) geldiiimmm...

    sahne - 10

    ( gün / iç mekan ) mazhar ın evi

    (menkıbe ve firdevs sabaha karşı mazhar ın evine girerler )

    menkıbe : ses yok uyanmamış daha. ( odaya girerler )
    firdevs : ay, anne ya alerjisi varsa toz'a karşı abimin yemeğine falan atsaydık keşke.
    menkıbe : sus uyanıcak, salak. duymadınmı adam üzerine serpin dedi. birşey olmaz. hadi gidelim uyanınca gelir bakarız olmuşmu diye.

    ( serper ve giderler )

    ruhsar : ( doğal olarak ilk uyanan o olur ) mazharr, maz haaarrr..
    mazhar : hıııaaa, hüloooğğğ...
    ruhsar : off, ya diğer yollardan uyandırıncada kızıyorsun ama napayım. (sihir yaparak yatak üzerinde küçük çaplı bir deprem yapar )
    mazhar : hüloğğğğaaa, hıaaa ( sallanmaya başlayınca uyanır ) noluyor, olamaz deprem, kaçalım, ruhsar sığnaklara çabuk, cenin poziyonu alın. ( ruhsar gülmektedir mazhar iyice kendine gelir )ulan ruhsar, yüreğimi fay hattıma getirdinya alacağın olsun ruhuspu.
    ruhsar: napayım, normal yollardan kalkacağın yoktu.

    ( o sırada içeri, menkıbe firdevs girer )

    menkıbe : valide sultan geldiii,
    firdevs : doğal olarak kızkardeş sultan firdevste geldii.
    ruhsar : geldi yine cadılar (yağmur kesilir ) of ya olamaz.
    mazhar: ne oldu?
    ruhsar : yağmurlar kesildi, gitmem gerek aşkım. ( gider )
    menkıbe : minik kuşuum uyandın mı.
    mazhar : geliyorum, geliyorum uyandım tamam. (büyü tesirini inceden göstermeye başlar ürperir mahzar ) noluyo ya !
    menkıbe : minik kuşum günaydın nasılsın bakalım.
    mazhar : günaydın anne, günaydın firdevs iyiyim sağolun.
    firdevs : abi canın birşey istiyor mu bu aralar.
    mazhar : canım mı, he evet istiyor valla.
    menkıbe : ne istiyor pekiii
    mazhar : valla şöyle bir kır pidesi olsaydı şimdi, hayır demezdim valla karnım çok aç çünkü.
    firdevs : (menkıbe nin kulağına eğilir ) gördünmü işe yaramamış midesinden başka bişey düşünmüyor.
    menkıbe : tamam, sus sen, fikrini soran olmadı sana.

    ( kapı çalar )

    firdevs : ben açarım.
    müfit : günaydın, mazhar içerdemi.
    firdevs : aa, müfit bey gelmiş, günaydın abim içeride mutfakta.
    (müfit içeri mutfaga girer )
    müfit : kanka, günaydın.
    mazhar : günaydın, hadi sende bişeyler atıştırda hemen çıkalım. fırça yemeyelim. sen birşeyler hazırladın mı ?
    müfit : kaçar mı bizden kanka ayıpsın, tıssss...
    mazhar : yılansın sen yılan, tısss.... anne, firdevs hadi görüşürüz ben çıkıyorum.
    firdevs : görüşürüz abi, görüşürüz müfit bey.
    müfit : görüşürüz.
    menkıbe : aman minik kuşum trafikte giderken dikkat et, 80 i aşma, 60 tan şaşma.
    mazhar : tamam, tamam görüşürüz...

    (müfitle birlikte evden çıkarlar )

    sahne - 11

    ( iç mekan - gün ) generation reklam ajansı

    mazhar : günaydın arkadaşlar.
    ekip : günaydın.
    baha : buyur abi çayın.
    müfit : sağol, önder bey geldi mi.
    suat : hiç gitmedi ki, 5 dakika da bir sizi soruyor.
    önder bey : daha gelmedimi.. ha, gelmişler. mazhar, müfit neler yaptınız anlatın bakalım.
    mazhar : şimdi önder bey, veli dayıoğlu konakları için ( elindeki tasarımları gösterecekken sihir tamamen etkisini gösterir. donup kalır )
    önder : evet, anlatsana oğlum, neden duruyorsun, eylem yeri mi burası.
    müfit : kanka, iyi misin ?
    mazhar : ha, şel..
    önder bey : şel mi ?
    mazhar : şelale..
    şelale : buyur mazhar.
    mazhar : benimle evlenir misin ?
    şelale : ne ? ne diyorsun mazhar.
    mazhar : (önder beyi kenara iter şelale nin önünde diz çöker ) evlen benimle şelale, seninle 62 ay vadeyle, bankadan çektiğimiz krediyle ev tutar panjurlarını birlikte pembeye boyarız.
    şelale : mazhar, iyi misin sen ?
    mazhar : harikayım, içimden evlenip yuva kurmak, toplu konutlara yerleşmek geliyor şelale.
    önder bey : bravoooo, bravooo.. işte reklam dediğin budur. hemen hazırladıklarınızı veli dayıoğluna gönderin..
    müfit : tamam önder bey, ( önder gider ) kanka, yılansın valla, tısss...
    mazhar : ne diyorsun şelale evelenek mi ?
    selçuk : mazhar abi rol yapmıyor ciddi galiba baksana.
    müfit : (mazhar ı çekerek dışarı çıakrır ) kanka ne yapıyorsun.
    mazhar : bilmiyorum kanka, içimi bir evlilik isteği sardı, hamile erik aşerer ben evlilik aşeriyorum resmen. gitmem gerek.
    müfit : nereye kanka.
    mazhar : eve, yoksa gördüğüm her dişiye evlilik teklifi edersem, 7 karılı mazhar'a bağlıycam sonunda.

    12 - sahne

    ( iç mekan / gün ) mazhar ın evi

    menkıbe : reyhan'ı çağırdın'mı.
    firdevs : aradım, bilgi paylaşmaktan, derdimi anlatmaya fırsat bırakmasada, çabuk gelmesini söyleyebildim son anda telefonu kapatmadan. ne yapıcaz bu kızla böyle, her kelime nin anlamını açıklayıp duruyor.
    menkıbe : aman ne biliyim ben, evlenince düzelir herhalde. hem abin evlensinde..
    firdevs : sıra bana gelsin dimi anneciğim.
    menkıbe : sus sen, gene araya kendini sıkıştırıcan illa dimi. (kapı çalar ) git aç kapıyı.
    firdevs : allahım, allahım hep bana patlıyorsun... hoşgeldin reyhancığım.
    reyhan : hoşgelmek, bir ortama yeni girene söylenen söz. bakınız hoşgeldiniz.
    firdevs :tamam reyhancığım, mümkünse bu bilgileri sürekli paylaşma bizimle, abimle evlendiğinizde paylaşır ufkunuzu genişletirsiniz.
    reyhan : yupppiiii, sonunda mazhar bey, kabul etti mi evlenmeyi. ne zaman evleniyoruz.
    menkıbe : dur kızım, az sakin ol. bi akşam olsun mazhar gelsin bakalım duruma göre.

    ( mazhar içeri girer )

    mazhar : noluyo bana ya, ne bu evlilik isteği bendeki. anne, firdevs burdamıydınız. reyhanda burdaymış.
    menkıbe : hoşgeldin minik kuşum.
    reyhan : hoşgeldiniz mazhar bey, ne zaman evleniyoruz bakalım, hııı.
    mazhar : evlilik, evlilik. sen ne zaman istersen reyhancığım. ( diz çöker ve o sırada ruhsar belirir )
    reyhan benimle evlenir misin ? hemen şimdi, burda kıyma bana hayır deyip, kıyılan tek nikah olsun reyhan..
    ruhsar : neee ! mazhar ! neler oluyor burada yanlış mı duydum yoksa..
    mazhar : aa, ruhsar, ruhum.
    ruhsar : ruhum,falan deme bana. çabuk açıkla ( gene yağmur kesilir ) allah kahretsin ya, sakın ben gelmeden evlenme mazhar, görüşmemiz bitmedi daha.
    mazhar : amannn off sende, reyhaaannn, ne diyorsun teklif ediyorruuum, benimle evlenir misin ?
    reyhan : evettttt mazhar beyyy.

    ( menkıbe ayağa kalkar oynamaya başlar )

    menkıbe : oooh sonunda, minik kuşum evleniyor, hemen nikah memurunu arayalım, işlemlere başlasın.

    13. sahne

    (dış mekan / gün ) öbür taraf

    ruhsar : aman ya, gözüm abla, mazhar akdeniz salağına evlenme teklifi etti.
    gözüm abla: ne evlenmemi, nasıl oldu bu ruhsarcığım.
    ruhsar : bilmiyorum, ama kararlıydı sanki. hesbaınıda soramadım yağmurlar kesildi.
    şerruh: üzülmeyin ruhsar hanım, bu faniiler hep böyledir işte. eşler öldümü hemen başkasında alırlar soluğu.
    ruhsar : sizi bu durum alakadar etmez. hem mazhar, öyle biri değil kesin bir iş var bu işte.
    şerruh : ne iş olacak canım, kendi gözlerinizle görmüşünüz evlilik teklifi ederken.
    gözüm abla : üzülme ruhsarcığım, bak benimkisi benden sonra kaç evlilik yaptı. ben bile alıştım artık.
    ruhsar : mazhar, bunu bana yapmaz, yapamaz.

    ( o esnada gözüm ablaya bir telefon gelir )

    gözüm abla : evet, evet ne zaman. hemen ilgilenicem.
    ruhsar : noldu gözüm abla.
    gözüm abla : 1 dk ruhsarcığım ( pc den birşeylere bakarak ) aaa, aa bu kadarına da pes yani.
    ruhsar : nolmuş ?
    gözüm abla : ne olacak, sihir ve büyü odasından bir parça evliliğe teşvik tozu çalınmış.
    şerruh : bak terbiyesizlere.
    ruhsar : eee ?
    gözüm abla : eesi ruhsarcığım çalanda şerruhmuş bak.

    ( ekranda şerruh un tozu çalarken ve menkıbeye verirkenki görüntüleri vardır )

    ruhsar : vay, üçkağıtçı seni. demek oyun oynadın sen he.
    şerruh : eee, benim gitmem gerek, görüşürüz. ( kaybolur )
    gözüm abla: ayyy, ruhsarcığım senin kocan evlenmek üzere.
    ruhsar : hayır ya olamaz. yağmurda yok gidemiyorum.

    14. sahne

    ( gün / iç mekan) mazhar ın evi

    ( mazharın evindeyizdir nikah memuru şahitleri hazır bir şekilde nikahı kıymak için oradadır )

    nikah memuru : evet, geleneksel 109. cu mazhar bey ve reyhan hanım evlilik törenine hepiniz hoşgeldiniz.( alkışlarlar ) efendim, nikahı kıymadan önce emin olmak için mazhar bey'e sormak istiyorum evlenmek istedğinizden eminseniz bu nikahı kıyacağım.

    mazhar : evet, evet kıy şunu hadi dayanamıyorum.

    nikah memuru : hayırdır inşallah, hiç bu kadar istekli damatta görmemiştim, zaten sizin nikahınıza gelmekten başka damat gördüğümde yok.

    menkıbe : ay, yeter bayılıcam şimdi kıy be adam şu nikahı. seni stund up yapasın diye çağırmadık buraya.

    firdevs : evet, kıyın lürfen sırada daha evlenecekler var, dimi müfit bey..

    müfit : ya, evet.

    nikah memuru : tamam, tamam zaten bende bu nikahtan sonra emekli olucam dahada kıymam kimsenin nikahını. evet nikah kıyım işlemine geçiyoruz.

    menkıbe: hay hele şükür...

    nikah memuru : siz satılmamış kızı reyhan dağlar kızı, menkıbe oğlu mazhar mahmutoğlu'nu kocalığa kabul ediyor musunuz?

    reyhan : eveeeettt, hatta yes, si, da....

    nikah memuru : evet demeniz, kafidir. peki siz, mazhar mahmutoğlu, satılmamış kızı reyhan'ı karılığa kabul ediyor musunu?

    ( o esnada ruhsar gelir ve büyüyü bozar )

    mazhar : ( duraksar, kendine gelir ayağa kalkar ) elbette ki hayırrrr.

    ( diyerek ruhsar'ın yanına giderek sarılır, nikah bozulur, menkıbe ve çetesi evi terkeder...)

    mazhar : ruhsarcığımm, ruhum benim gene kurtardın gelip kız beni.

    ruhsar : eee, elbette kocamı o cadılara yedirir miyim ben ?
    mazhar : yedirmessin, ama ben seni yerim, yerim ben...

    (derken, bir yetkili ruh belirir salonun ortasında, ruhsar a seslenir )

    yetkili ruh : ruhsar mahmutoğlu.

    ruhsar: buyrun benim.

    yetkili ruh : zamanınız doludu gidiyoruz hadi.

    ruhsar : anladım, biraz daha lütfen.

    mazhar : ruhum, neler oluyor ne zamanı ?

    ruhsar: mazhar, ben öldükten sonra senin yanına bir sürelğine gönderilme izni aldım.

    mazhar: bir süreliğine mi ? yani şimdi...

    ruhsar : evet, sürem doldu, ama üzülme ben hep seninleyim, hep seviyor olacağım. yanıma geleceğin günü bekleyeceğim kocacığım.

    mazhar : hayır, olmaz böyle bitemez, gidemezssin. ruhsaaaar ( diz çöker ruhsar hayırr.. )

    `sahne - 15 (final )`

    ( ve ruhsar yetkili ruh'un yanına geçerek gözden kaybolurlar, mazhar çaresizce, ruhsar diye ardından bağırıp durur. kamera flulaşır, mazhar ı biz odasında yatağında, başında ıslak belze, ruhsar diye sayıklarken görürüz. ruhsar başında ve mazhar a seslenmektedir. )

    mazhar : ruhsar, ruhsar hayır gidemezssin..
    ruhsar : mazhar, hayatım ( yüzüne dokunur yavaşça )
    mazhar : ( gözlerini aralar sayıklayarak, ruhsarı karşısında görünce şoka girer ) ruh... ruhsar, sen... sen gitmedin mi?
    ruhsar : nereye ?
    mazhar : öbür tarafa...!

    ( o esnada kapı çalar )

    ruhsar : sen uzan ben kapıya bakıp geliyorum.
    mazhar : iyi tamam bak, ( ikinci şoka girer ) ne kapıya mı?

    ( arkasından fırlar ruhsar ın gelen valide sultan ve kızkardeşi firdevstir. mazhar, şoklardan şok beğenirken, olanlara anlam veremez.)

    menkıbe : valide sultan geldi, nasıl minik kuşum'un durumu kızım.
    firdevs : aman anne sorduğun soruya bak, bitanecik yengem iyi bakıyordur abime.
    ruhsar : ateşi tam düşmedi ama...
    mazhar : ( hayretle ) anne, firdevs siz... siz ruhsar'ı görüyor musunuz ?

    menkıbe ve firdevs : evet, görüyoruz.

    mazhar : görüyorlar, aman allahım. bunların hepsi bir rüyaymış demek ki. ( göbek atmaya başlar sevincinden )

    menkıbe : vah, vah minik kuşum havale geçiriyor galiba.

    ruhsar : hayatım tam iyileşmedin, dinlen biraz daha haydi.
    mazhar : tamam, tamam iyiyim, ama bana ne olduğunu biri anlatabilir mi?
    ruhsar : bi kaç ay önce, balkanlardan gelen adı gribüs faktörüs bilimum traktörüs virüsüne yakalandın ve kendinde değildin.

    ( mazhar duraksar )

    mazhar : ( ruhsar'a sıkıca sarılır ) ruhum benim... oy oy oy oy...

    ( kamera ruhsar'ın yüzüne odaklanır. ruhsar mazhara sarılmış. herşeyden haberi varmış gibi muzipçe gülümseyerek göz kırpar...)

    senarist : selçuk bilek
    son
  • yaratıcı bir ekşi sözlük yazarıyla yaratıcı olmayan onlarcasının kapışmasına yol açacak olan finaldir.