şükela:  tümü | bugün
  • (virgulüne dokunmadan alıntı)
    ruhun varlığının ispatı :
    1- diş var, diş doktoru da vardır. ruhta vardır ki ruh doktoru da vardır.
    kaynak
    http://www.islamustundur.com/konular/ruh.html
    ibretle okuyun
    edit:
    dayanamadım bunları da aktaracağım:
    "beyin televizyondur, kendi yaptığı görüntüleri kendi izleyemez. o halde beyin elektron sinyallerini tv gibi görünür kılar, ruhta o tv’yi seyreder."

    "kendimize soralım : “ben, dediğimiz varlık kimdir ? et-kemik, yağ, protein yığını olan bu beden kendi kendine ben deyip düşünüp, görüp sevinip üzülebilir mi? et yığını kendine ben diyebilir mi ? o halde kendine ben diyen bedenimiz değil ruhumuzdur."

    " gören, düşünen, duygulanan, hisseden (6.his, telepati, psikometri) hep ruhtur. buna en en güzel örnek çizgi filmlerdeki dev robotlardır. robotun baş tarafında da bir insan bilgisayar tuşları, çeşitli kollar, düğmelerle dev robotu yönetir. dövüştürür, yürütür, hareket ettirir. fakat o robottan o insan çıkınca geriye paslanmaya başlayan bir metal yığını kalır. tıpkı onun gibi ruhumuzda robotu yöneten insan gibidir."
    (adam çizgi filmi de kanıt göstermiş ya, işte buna inanamıyorum)
  • 2-ölü bir insan düşünelim. eli, kolu, beyni, gözleri, kalbi... vücudu tam olarak yerindedir. bu insana fıkra anlatsak, bilmece sorsak, korkunç hikayeler anlatsak, hüzünlü olaylar anlatsak ... bir tepki verir mi bu ölü insan?

    evet tahmin ettiğiniz gibi burdan da "ruh"un varlığı kanıtlanmış oluyor. insan birşeye aksini düşünemeyecek bir biçimde inanıp(bu birşey dindir ve yine din yüzünden aksini düşünemez zaten), bi de kendisine sorulan sorulara mantıklı cevap vermek isteyince, yani soyut kavramları somut gerçeklere, belli bir mantığa dayandırmak isteyince işte böye enteresan şeyler çıkabiliyor ortaya.
  • birşeyin olmadığını iddia etmek, onun varolduğu gerçeğini değiştirmez.
    insanın tüm varlıklarla iletişime geçmesini sağlayan temelde ruhudur. ancak, ilginçtir ki, onu iletişimden-dünyadaki- koparan bedendeki arızadır. ki, bu da dünyanın ve bedenin zahiri olduğunun göstergesidir.
  • (bkz: #6301082)
  • (bkz: #680325)

    entry silinmiş özeti:
    astronot :
    "uzayda çok yer gezdim allah'a rastlamadım.",
    doktor :
    "ben de çok beyin ameliyatı yaptım ama hiç birinde düşünceye rastlamadım."
  • evrenle ilintili ve ilişkili olub da evrenden, evrenin yasalarından* münezzeh olduğu iddia edilen kavramlardan biri olan ruhun varlığını ispat edebilmek için sanırım insan beynine son derece hakim olmamız gerekiyor. beyinde hangi düğümlerin hangi mekanizmaları tetikliyor olduğunu bulduktan sonra ve hangi düğümden hangi sinyallerin geçtiğini bulduktan sonra geçen sinyalleri izlememiz ve tamamen girdilerden, mekanizmadan bağımsız, nedeni bulunamayacak sinyalleri gözlemleyebiliyor olmamız gerekir. ancak bu, evrenin yasalarından bağımsız bir varlığın bizi yönettiğine, hormonlarımızdan, beynimizin yapısından sıyrılarak özgür iradeyle karar verebildiğimize delalet edebilir. naçizane fikrim, böyle bir şeyin varolma olasılığının, flying spagetti monster'ın var olma olasılığından düşük olduğu yönündedir. bunun yanında insanın karmaşık bir makine olmadığını gösterecek hiçbir şey bulamıyorum.
  • misalen görmek. beyin göremez beyler. benlik dediğimiz şey görebilir. buna da ruh diyenler var işte.
    ha benlik meselesini çözdüm diyen varsa beri gelir, aydınlanırız.

    insanın karmaşık bi makine olduğunu iddia edebiliriz ama görüp duyduğumuz şeyleri "kimin" görüp duyduğunu açıklamaya yetmez bu. mesela insan kadar karmaşık bi makinenin robotun benliği de var mıdır? yani o da bizim gibi görüp duyuyor mudur yoksa sadece belli uyarılara belli tepkiler mi verir? açıkçası bunu diğer insanlar hakkında bile kesin olarak bilemeyiz. sadece kendimizden yola çıkabiliriz bu konuda. ben hariç herkes makine/robot veya matrix'te bir program olabilir, bilemem.

    detay vericektim geç oldu yarın görüşürüz.
  • rüya gören rüya'nın anlattığı...
  • şöyle düşünelim:
    sizinle ilk kez karşılaşıyoruz, ortak bir dostumuz bizi tanıştırıyor ve ben elinizi sıkarken şöyle diyorum:
    - merhaba, ben andrew ve "aslında ruh diye birşey de yok"!
    tabii sizin de cevabınız hazır. hemen oracıkta:
    - "birşeyin olmadığını iddia etmek, onun varolduğu gerçeğini değiştirmez. insanın tüm varlıklarla iletişime geçmesini sağlayan temelde ruhudur. ancak, ilginçtir ki, onu iletişimden koparan bedendeki arızadır. ki, bu da dünyanın ve bedenin zahiri olduğunun göstergesidir." diyorsunuz.

    peki siz hiç herhangi bir tartışmanın böyle başladığına şahit oldunuz mu?.
    gülünç derecede saçma geliyor değil mi?
    çünkü birşeyin "var" olmadığını iddia etmek için herşeyden önce o şeyin "gerçek olduğunu" iddia eden birileri olmalı.

    herşeyde olduğu gibi burada da şunu anlamayanlarınız var:
    gerçek yaşamda olaylar öyle gelişmiyor. ben ve benim gibiler hiç bir iddiamız olmadan burada oturuyoruz. sonra "ruh" diye birşeyin var olduğu iddiasıyla sizler çıkıp geliyorsunuz. bunun silsile-i meratibi budur. haliyle şimdi bu iddianıza dair bir nesnel kanıt koymanız lazım önümüze ki biz de bu kanıtın geçersiz olup olmadığını sınayabilelim. hadi kolay gelsin!
  • göz ve kulak bir araçtır, o halde gören ve duyan kimdir? uzuvlarımızdan beyne gelen sinyalleri acı, zevk, güzel, tatlı diye yorumlayan "şey" nedir? işte tüm bu soruların cevabı 'ruh'tur.

    bir şarkıyı dinlerken, bir filmi izlerken, bir anıyı kafamızda canladırırken hissettiklerimiz, o anki duygularımız ruhun var olduğuna bir kanıttır. çünkü madde düşünemez. madde hiçbir şeyi yorumlayamaz. madde fedakar olamaz, sevinemez, bunalıma giremez, eğlenemez.

    evet, duygularımızın var olması, ruhun var olduğunun bir ispatı niteliğindedir.

    isterseniz ruhu -en basit tanımıyla- simülasyonu çalıştıran bilgisayarın gücü veya tanrı'nın kendisi/kendisinden bir parça olarak tanımlayın. ruh dediğimiz kavram, esas itibariyle bir enerjidir.

    duyularımız beyinle, beyin de ruh ile bağlantıyı kuran bir araçtır. beyin sadece elektrik sinyallerini içermektedir. kapkaranlık, kapalı bir kutunun içinde renkli bir dünya görüyoruz. beyin ruhun laboratuvarıdır. koku molekülünü güzel ya da kötü diye yorumlayan, kendisi de atomlardan olan -su ve biraz da yağdan oluşmuş et parçası- beyin değildir. duyu organlarından beyne ne iletilirse, ruh da onu yorumlamaktadır.

    hormonların salgılanmasına neden olan da ruhtur. çikolatayı çoğu insan beğenir, bitter çikolata hariç, benim için de durum böyledir. ancak çikolatadan haz etmeyen insanlar da vardır. çikolatadan nefret eden bu insanların çikolata yemesi dopamin salgılanmasına neden olmaz. çünkü o insanlar bu tadı güzel bulmamaktadır. o halde çikolatayı güzel bulmayan şey nedir?

    bu durumun benzerini müzikler için de söyleyebiliriz. örneğin ben metal müzik dinleyemem, bu bana işkence gibi olur; fakat arkadaşım bu müziğe bayılıyor. zira metal müzik onun ruhuna hitap ettiği için, bu müziği dinlerken zevk alıyor ve dopamin salgılıyor.

    çift yumurta ikizlerinin karakterleri, zevkleri, fikirleri de birbirine benzemez!

    beynin zarar görmesi halinde kişiliğin değişme ihtimalinin olması yadırganacak bir şey değildir. zaten belirttiğimiz gibi beyin ruhla bağlantı kuran araçtır. örneğin gözü miyobi olan kişi, uzağı gerektiği gibi göremez, zira araç olan göz bozulmuştur. beyinde çıkan bir tümör de gözün görüntüsünü bozabilir, ancak burada göz bozulmamış, ruh ile bağlantı kuran araç yani beynin ruha görüntüyü aktaran kısmı bozulmuştur.

    bu konuda çarpıcı diğer açıklamamız için: (#64072231)

    ruhun varlığı hakkında bir şeyler söylemek isteyen çaylak/okuyucu için: yazarstrong@gmail.com