şükela:  tümü | bugün
  • yanlış hatırlamaz isem 1987 yılında çekilen ve başrollerini türkan şoray* ve hakan balamir'in paylaştıkları türk filmi...o dönem evlenmek isteyen bekar* er ve hatun kişilerin gazetelere ilan vererek ** tanışmaları ile dalga geçen eğlencelik yapımlardandı...
    ve filmin sonunda ikisi birbirlerine aşık olmuşlardı*...
  • rumuz goncagül, senaryosunu macit koper beyin yazdığı, irfan tözüm imzalı bir filmgildir.. (hatta senaryosu bir zevatın öyküsünden devşirilmiş idi, lakin adını unuttum bak görüyö mısın, neyse..)

    türkan şoray ve hakan balamir vardır baş bölgesinde, göğüse doğru da altan karındaş, tulu çizgen ve dahası.. epey matrak bir filmdir goncagül: gazeteye ilan verip, mektupla koca arayan bir anne-kızın öyküsü çerçevesinde.. özellikle diyalogları pek mizahi, pek ilginçtir.. misal bir yerinde, balamir bey, gülsüm hanıma (türkan şoray) yazılır iken, çiçeklerin nasıl üredikleri konulu uzuun bir brifing vermiştir; ağız bölgemize bön bir sırıtış monte etmiştir adeta..

    "- aman rica ederim efendim, lütfen elinizi çekiniz! böyle şeyler dünyada olmaz..
    - böyle şeyler öbür dünyada da olmaz ama han'fendiciim.."

    ha bu arada, goncagül de bir kayığın ismidir filmde; gülsüm kızımıza da rumuz olarak ilham vermiştir bu kayığın hali.. (kayıklı sahnelerde bir metin erksan balansı da sezmedim, yok yok sezdim, aslında sezer gibi olsam da, çayın bitmiş?)
  • geçen sene galatasaray üniversitesi tiyatro klübünün ortaköy afife jale'de oynadığı oyun.oyun da çok güzeldi,performanslar da
  • film oldugu gibi aynı zamanda oktay arayıcı'nın da filmden uyarlayarak yazdıgı bir tiyatro oyunu olmustur.ast'da ve `ankara üniversitesi dil tarif ve cografya fakultesi` nde 2004 bahar doneminde sahneye konulmuştur.yonetmenligini nurhan karadağyapmıstı.
  • oktay arayıcı adındaki o beyefendi savaşçının hedefini bulan darbesi... harika bir oyun, geleneksel türk tiyatrosuyla epik/brecht tiyatrosunun brecht'i kıskandıracak buluşması ve kaynama noktası... saygılar oktay abi...
  • tardu flordun'un prömiyerinden sonra tutuklandığı oyundur.
  • sahne uyarlamasından mıdır, izmit büyükşehir belediyesi tiyatrosu oyuncalarının oynamasından mıdır, dekordan mıdır yoksa halkevi sahnesinde izlemiş olmamdan mıdır nedir, pek güzel olmayan oyun.
  • müziklerini onno tunç’un yapmış olduğu film
  • filmi izlerken yapım tarihini rahatlıkla çıkartabilirsiniz, hele anneniz size hamileyken çernobil korkusundan çay içememişse, faciadan 20 yıl sonrada karadenizde birden kanser hortlamışsa...

    herneyse filmde söyle bir sahne gecer:

    türkan şoray bilindiği üzere evde kalmış güzel bir genç kızdır, anneside bunu evlendirmek için çeşitli yollara başvurur. hakan balamir'de bu eve pansiyoner olarak gelmiş, elinde sürekli fotograf makinesiyle dolaşan, o dönemin entel dantel ortamlarından kopmus bir gazetecidir zira gazetedeki bayan arkadaşları dönemin feminist akımından etkilenmişlerdir.

    hakan balamir ve türkan şoray filmde zamanla yakınlaşacaklardır, ilk defa beraber dışarı çıktıklarında, bir çay bahcesine giderler. sanırım kızımız ne konuşacağını sasırır

    -"hepimiz 10 sene sonra kanser olacakmışız, çernobil yüzünden! "

    -"daha 10 yıla çok var"

    şimdi yirmi sene oldu...
  • uzun bir zaman sonra tekrar izlemişken bugun, bir çok şeyi daha iyi farkettiğim film.

    80lerden çok güzel panoromalarda sunan film aynı zamanda. geçenlerde kaybettiğimiz duygu asena'yı anıyorum mesela. hakan balamir'in gazetedeki arkadaşı feminist kadını gördükce. zaten bir yanıyla da, asıl göze çarpması gereken yanıyla, kadınları bilinclendirme, onların kendi ayakları üzerinde durmaları gerektiğini vurguluyor.

    bizim toplumumuzda vardır hani, erkek olsun, evi olsun gerisi önemli değil. evlenmek için yeter bunlar diye, yani sevgi önemli değildir önemli olan karnını doyurucak biri... ya sonrası ?

    belki şimdi bu tip düşünceler biraz daha değişti, ama şimdi bile istediğimiz noktada değiliz. bu yüzden 80lerde kadın hareketlerinin varlığının gerekliliğide biraz gözler önüne seriliyor.

    bunun dışında "evet,keske türkan şoray başka biriyle oynasaydı" diyorum. hakan balamir, tipi, kaç küsür kiloluk sakalı ve en önemlisi o bakışlarıyla işi biraz bozmuş gibi. neyseki saç, sakal burda biraz gazeteci genç(?) tipine yardım etmiş.