şükela:  tümü | bugün
  • http://www.avdsite.com/

    edit: sitem ölmüştür.

    şimdilik geçici adresim: https://www.behance.net/vehbi
  • mor çimenler ve kırmızı bir gökyüzü armağan olsun sana dali sevmez yarı-deli..
  • 10 dakika icin gerizekalidir. bir hafta icin beceriksizdir. 1 sene icin siradandir. 5 sene icin eh istedir. 10 sene icin basarili standartlardandir. 30 sene icin ne ondan ustunu, ne ondan altta olani vardir, yalnizca kendidir, kendini asar. 40 sene icin efsanedir. 50 sene icin elle tutulur 3-5 isminden biridir. 60 sene icin ise kariyerinin kaymagini yiyen siradan bir insandir. su siralar yirmili yaslarindadir.
  • bu kadar orijinal ve bu kadar marjinal bir kafası olduğu ve yeteneklerini kendine gömmek yerine dünyaya sıradışı bir çizgiyle sunduğu için rahat ediyor, seviniyorum.
  • fantastik edebiyatı sanat saymayarak (bkz: #17639685) binlerce edebi eseri sanat olmaktan çıkarmış yazar.

    mesala şurdan başlayıp, sonra daha da ilerleyebilir; (bkz: sürrealizm)
  • sürrealizmi sanat saymayan yazardır. binlerce edebi eseri sanat olmaktan çıkarmak asıl mesele değildir. asıl mesele biçim ile içerik ilişkisidir. yani bir şeyin içeriği ile biçimi uymuyorsa ya da başka bir değişle tek yöne kayıyorsa ona fantastik denir. elbette ki sürrealizm boktur, püsürüktür. zamanın ötesi candır, canandır. canı sağolsundur, kendisinden o diye bahsetsindir.
  • kendisine tzvetan todorov'dan fantastik'i öneririm, tabii ki türün ne olup olmadığını iyice kavraması için... zira tanımladığı fantastik, kitabın başındaki "fantastiğin tanımı" bölümünde uzun uzun işlenmiştir, yanlışlar ortaya konmuştur. kafasındaki fantastik tanımının sadece orta çağ romantizminden esinlenen popüler romanlardan kaynaklandığını düşünmekteyim. işbu entry ayar gibi saçmasapan bir işlev üstlenmediği gibi, yazarı da rencide etmemesi dileğiyle tahrir edilmiştir.
  • önerilere kulak asan yazardır. zaman ötesine giden nice ayarları sallamamış, bugün ise uğraşası gelmiştir. ortaçağ romantizminden esinlenen popüler romanlar kaynaklı algı ise kendisinin değil genel algının ürünüdür. mesela olmayan yer anlamındaki ütopya da bugün genel algıyla hayal olarak kullanılır. bunu bile bile ütopyayı hayal diye kullanıyordur. öte yandan dali'nin de düpedüz fantastik olduğunu bilir. bir bakıma kubrick ya da tarkovski de fantastiğe girer diye düşünenler olabilir. hikayeleri bir bakıma öyle gibi durur ama biçim gerçektir. zaten onların sanatı da anlattığı şeyde değil biçimlerindedir. yani post modern mimarlık da fantastiktir denebilir. biçim ile içeriği not düşmüşlüğü bundandır. o yüzden tavsiye verenlere her zaman saygı duymakla birlikte kuru kuruya ayar vermeye çabalayanlardan bıkmıştır, usanmıştır. yani fantastiğin tanımından ya da sanat olup olmamasından öte, kendisinin ne ortaya koyduğunu düşünüp durur. hiç şüphesiz ki bir ürün ortaya koyan insan bir eleştirmene göre bağnaz, gerici ya da bilgisiz görülecektir. çünkü inanılan şey bir yöndür. o yön ise hiç şüphesiz nice sanatçıların sanatçı sayılmamasını, nice sanat eserlerinin sanat eseri sayılmamasını 'gerektirir'. valla cancişlerim hiç benle uğraşmayın. gidip tarkovski'nin rafaello'ya bok atmasına köpürün. köpüremezsiniz değil mi? neden? çünkü üretti. ürettiğiyle 'haklı' çıktı. anlatabiliyor muyum? yani haklı olacağım alan şurada belli mantık ve bilgi mastürbasyonu yapacağım bir platform değil. ben sanat yapacağım, siz de haklı çıkaracaksınız. herkesin görevi var. görevinizi iyi bilin.
  • an itibariyle en azından bilgisayarında bulunan tüm işlerini enikonu yayınlamış kişidir.

    linkler cayır cayır verilmelidir. kronolojik olarak tabii ki. buyrun:

    1986 yılında doğdum.

    1989-1991 (3-5 yaşlarındaki çizimler için): #17700954

    2003-2007 (17-21 yaşlarında ne kadar gerekli gereksiz artık varsa burada-aslında şimdiki işlerim de var. tam içime sinmeyen veya çok önemsemediğim işler bunlar): #17732124

    2007 yılında çektiğim bir kısa film: #17715260

    2008-2009 (1.linkte bobiler.org ve o ayardaki diğer işler var. diğer linkte de en son yaptığım işler olan photoshop çizimlerimin yer aldığı blogumun linki var): #17710900

    2009 (23 yaş. photoshop'a sarmadan hemen önceki ms paint işlerim): #17252363

    -aynı zamanda müzikle de ilgilendiğim mayıs ayında yaptığım işlerimi topladığım jamendo linkim (6 albümün tamamı): http://www.jamendo.com/en/search/all/masalsi

    -içime sinmeye en yakın işlerin bulunduğu blogum: #17719233

    -son olarak gerçekten yıllarca damıtıp tamamen arkasında durabileceğim, asla eğlence için yapmadığım ve üzerinde uzun uzun düşündüğüm işlerimi sunduğum sitem var. buyrun linki: #14868025

    sanırım bu benim en zor yazdığım entrim oldu. çünkü doldurmak yıllarımı aldı. şimdi öncelikle ortaokul ya da liseye kadarki dönemdeki işlerin nerede diyecek olursanız, o kısım zaten kısır geçmiş bir dönemdi. üstelik başta da dediğim gibi burada çocukluk dönemi ve bazı yağlıboyalar hariç tümü bilgisayarda yapılmış işler olduğundan o dönem boş. binlerce çizimi tarayacak ne zamanım var, ne de takatim.

    mimarlıkla ilgili çizim ya da tasarımlarımı koymuyorum ama fikirlerimi koyacağım bir blogum olacak sanırım.

    bloglarla ilgili bir not daha: neden bir bloga sığabilecek işleri 5-6 bloga yaydım? çünkü bu bloglar aynı zamanda yaşayacak bloglar. mesela gırgır işlerin bulunduğu blogum yeni bir gırgır iş yaptığımda da oraya atacağım bir blog. yani eski işlerim deyip kilidi vurmuyorum. bir de neticede kendimce bir seviye ya da bakış farklılığı gördüğüm için parçaladım. umarım beğenirsiniz.

    edit: sitem açılmıştır. onu yukarıda düzelttim. nihayet bitti. eğer siteyle ilgili eksiklik görürseniz veya öneriniz varsa lütfen yazın bana. teşekkürler.
  • saat 07:03, 04.02.2010 tarih itibariyle yaşamakta olan insan.

    sabahladım. iyi bok yedim.

    her yerde kar var, kalbim onun bu gündüz. yine.
    sevgiyle yapılan şey insana zarar vermez ama kendine zarar verebilir. birden bire her şey iyi her şey güzel geldi bana. umarsız oluverdim.
    birden bire her şey, her şey yazık, her şey değmez geldi bana.
    şarkıların ta amına koyayım.

    bugün, yani aslında dün gece arkadaşımın doğum günüydü. içip bozan insanlardan tiksiniyorum. ankara.
    görme engelli biriyle sohbet ettim. az uyuyor. o da bıkmış benim gibi hayattan falan.

    sen gönlümde olacaksın ya, artık çıkma içimden. ya da çıkaramayayım. ya da hepsinden öte, sen de çıkarama kendi içinden.

    ucuz edebiyat.

    pantheon, millennium dome -o2 arena-, pompidou merkezi, milli reasürans istanbul.

    yine sinir bozucu derecede giydiği yakışmış ve güzel.

    ispanyol pansiyonu filmindeki dominant lezbiyen isabelle'i andırıyor. dudak, ten ve şaşkın hali de şeylerin şekli filmindeki sinir bozucu kadın karakterinkine benziyor.

    objeye bağlı olmayan sanat gösteriyor ki, bu kız kadar güzel bu kare.

    ich kann deutch sprehen. -olduğu kadar-

    derslerini vermek gerekiyor.

    avusturya güzel. yürüyen merdivende acelemiz yoksa sağda kalıp, metroda önce çıkanlara izin verince, bir de hiç gülmeyince avrupalı oluyorsun.
    günlük hayatta avrupalılık böyle bir şey.

    bu günlük değil, anlık gibi bir şey. neticede rumuz nickname'i tanımlıyor belli ölçüde, elbette.
    hatta sevdiğim lafı da ekleyeyim: hiç şüphesiz.

    ich bin, du bist. er sie ist!

    ingilizceye acayip benziyor bu almanca. zaten ingilizce almancadan filan doğmuş diyorlar.

    ben biraz bronzlaşmak, kendimle uzlaşmak, yer yer yozlaşmak, uzaklaşmak istiyorum. ben her zaman.

    al elvan boya yoksa bu deniz uçar. bir zülmet gece, deniz kaçar. gel ey seher. adam kızını kaybetmiş, bunu yazmış. düşün, arabeskçiler bunu anlamıyor işte. adam acısını ne kadar çok hissederse hissetsin, ne kadar kaşı gözü dağıtırcasına ağlarsa ağlasın ve kendinden geçerse geçsin, yine de eserinde sanki hiç acı çekmemiş gibi iyi konsantre olmuş ve eser üzerinde hassasiyetle durmuş.

    uyku kafadan dertlerin sıkıntıların yarısını alıp götürüyor. sabah her zaman bir tazelik.

    10 yaşımda topla cam kırmalı, kızların gözüne ayna tutmalıydım. 10 yaşında bu kadar şey bilmelisin.

    götünü sikeyim.

    normalde küfür etmem. anca ingilizce fak mak o kadar. o da gırgırına. zaten cinsel içerikli olduğu için küfürler, ayrı uyuz olurum. sanki ben seçmişim gibi penisimin olmasını! nasıl bir üstünlük göstergesi ki bu?

    emeğe saygıya da uyuz olurum. o kadar boktan mı? ancak verdiğim emeğe saygı duyacağın kadar mı boktan bir iş çıkartmışım? nasıl yani, bir seri katille aramda hiç mi farklılık olmayacak? onun da emeği var!

    neyse, siktir et.

    edebiliyorsan et a.k.