şükela:  tümü | bugün
  • dunyanin en guzel bacakli yaratigi
  • dennis rodmanla evlenmesini diledigim kadinadam
  • celebrity death match de pamela anderson pipicazina tekme attiginda -steel plated honeeey.. diyen, dedirtilen hanim adam.
  • aka. rupaul charles
    diana ross hayranligini, onun mahogany filminin devami olaraktan bir takim ucuz ama acaip matrak, kitsch kisa filmler yapmaya kadar vardirmis olan sahane drag idi.
    artik degil, cunku makyaj yapmayi ve kadin giysileri giymeyi birakmis; 2002 yapimi arrested soul filminde kendisini en erkek haliyle gormek mumkun. (bkz: http://www.rupaul.com/)
  • elton john ile birlikte seslendirdiği parçanın adı dont go breaking my hearttır.
  • "i have one thing to say" diye başlayan work adlı güzel bi şarkısı vardır.
  • kendisine yazdigim ask mektubuma bugun su sekilde cevap aldigim, (cevap veren yazmiyorum ama bu guzel mektuptan sonra bizzat kendisinin veya asistaninin veyahut sitenin tasarimcisinin ve hatta copcusunun cevap vermis olmasi degil onemli olan) hayran oldugum insan:

    pumpkin,

    you are very sweet to me

    and i dig you for that.

    thank you, rupaul
  • fazla kasma sonucu hem travestiliği, hem siyahiliği, hem de sarışınlığı tek bir bedende toplamayı başarmış kişi. yalnız mümkünse şarkı söylemezse çok makbule geçer. zira o görüntünün akabinde o sesi duymak beynin sağ ve sol loplarında kalıcı hasarlar bırakabiliyor.
  • mükemmelliyetçi, kendini beğenmiş ve egosu yüksek bir dâhi.

    rupaul, hem kadın hem erkek olmak için doğmuş harika bir sanatçıdır gözümde. workin' it isimli kitabında hem harika öğütler verir, hem de mathu andersen'in nefis fotoğraflarıyla göz kamaştırır.

    rupaul, kitabın girişinde, bugüne kadar aldığı en iyi tavsiyenin okuldan atılmak üzereyken 10uncu sınıftaki drama öğretmeni tarafından kendisine verilen "the most important thing to remember, rupaul, is to not to take life too seriously. (hatırlayacağın en önemli şey, hayatı çok da fazla ciddiye almamaktır.)" olduğunu söyler.

    yine kitabında "never ever" olarak tâbir ettiği 10 şey şöyledir:

    -gym dışında asla spor ayakkabı giyme.
    -geçmiş bir olaya ait ya da bir markanın reklamını yapan t-shirtleri asla giyme.
    -aynı anda birden fazla tasarımcı logolu ürünü asla giyme.
    -karnın düz değilse asla pileli pantolon giyme.
    -denemediğin bir şeyi asla satın alma.
    -asla bel çantası takma.
    -asla midcalf'ta biten pantolon giyme.
    -koca götünü kapamak için büyük t-shirtler giyme, bu onu sadece daha büyük gösterir.
    -asla bigudi ve bandanayla dolaşma.
    -asla sıkıştırılmış malzemeden flip flop giyme.

    rupaul's drag race isimli yarışmayla, gösteri dünyası için yaratılmış olduğunu bir kez daha kanıtlar. rupaul'un programda sıklıkla tekrarladığı bazı sözler klasikleşmiştir. yarışmacı kızlara verdiği görevlerden sonra onları harekete geçirmek için "start your engines!", yarışmanın sahne kısmını başlatmak içinse mutlaka "may the best woman win!" diye bağırır.

    her programın sonundaysa "if you can't love yourself, how the hell are you gonna love somebody else? (eğer kendini sevemiyorsan bir başkasını nasıl seveceksin amk?)" deyip âminleri kapar.

    bu arada new york'taki madame tussauds müzesinde, rupaul'un görkemli bir balmumu heykelinin yer aldığını da belirtmeden olmaz. (çektiğim fotoğrafı ekleyeceğim, hatırlatın.)

    işte öyle bir efsânedir rupaul.

    (bkz: rupaul's drag race/#30092336)