şükela:  tümü | bugün
  • bir butundeki birimleri teker teker, birbirinden bagimsiz olarak ele almak yerine bunlari bir dizgenin ogeleri olarak gorup bu dizgedeki diger ogelerle ili$kilerini incelemi$ akim.
  • klasik eleştiri anlayışlarındaki sanatsal oyunların, yapıtı oluşturan etmenleri ustalıkla saklamanın marifet olduğu temeline karşı çıkan, new critisim’in sürgündeki rus eleştirmenlerin oluşturduğu ekol.
    önemli noktalardan biri “defamiliarisation” (yabancılaştırma) konusunun altını çizerek modern anlayışa yaklaşmasıdır.
  • tzvetan todorov tarafından derlenip mehmet rifat ve sema rifat tarafından çevrilmiş ve yky tarafından neşredilmiş yazın kuramı isimli bir seçki mevcuttur türkçede.
  • sinemada da "sinema bir dildir" mottosundan yola çıkarak tam gaz ilerlemiş, süper doğru şeyler söylemiş kişilerdir ki biz bugün hala onları tekrar ediyoruz. ayrıca sinemanın kurgu olduğunu ilk keşfedenler de bu akımın öncüleridirler. hatta bununla da kalmamış, yönetmenin önemini de taa o zaman kavramışlardır. bugün bunlardan pek kalmasa da, godard'ın rus formalistlerini takip ettiğini söyleyebiliriz mesela.
  • demek ki bir biçimci konuşuyor ve söyle diyor:
    edebi metni edebiyatla ilgili kılan etmenin ne olduğunu ararlar.
    edebilik dedikleri şey, bir metnin öğelerinin örgütleniş tarzıdır.
    amaçları edebi metnin özgün niteliğini saptamakla sınırlı olduğundan; metni, yazarın içinde doğup büyüdüğü yaşadığı ortama onun ruhsal durumuna bağlayarak açıklama isteği gibi bir istek yoktur onlarda. esas olan metnin içeriğinden ziyade içerdiği gereci ele alıp yoğurma bunu kullanış biçimidir. içeriğe daha fazla önem verenleri de, metni edebi kılan öğeleri kaçırmakla itham ederler.
    saussure’in göstergebilim ilkelerini edebiyata ilk uygulayanlardır ki saussure’in; gösteren ile gösterilen arasındaki bağın nedensiz bir ilişki olduğundan mülhemle rus biçimcileri, günlük dilin içindeki bir öğenin edebiyat metni içinde başkalaşabileceğini belirtmişlerdir. bu, bir edebi metnin içinde gündelik dilde kullanılan bir sözcüğün gösterileninin değişebileceğini anlamına gelir. misal: "pencere" göstereni, günlük dilde de aynıdır, edebi metnin içinde de. ancak ikincisinde gösterileni değişebilir. bu da bir edebi metnin(ki yeni bir düzendir) içinde gösteren ile gösterilen farklı bir gösterge oluşturabileceği anlamına gelir. böyle olunca rus biçimcileri sadece sözcüklerden(gösterenden) yola çıkarak bir metni yorumlamaktan kaçınırlar. zira edebiyat metninde sözcükler ancak metne yollama yaparlar. metnin içinde gösterge işlevin nasıl düzenlendiğini, örgütlendiğini bulmak bizi edebiliğe götürecektir derler.
  • bir şiirin ya da romanın "yazınsallığını" araştıran, ortaya çıkarmaya çalışan kuramdır. dilin iletişim şemasını çıkaran rus biçimcileri bildirinin yönü şayet hiçbir şeye değil de yine kendine dönükse burada yazınsallık söz konusudur demişler ve dilin bu iletişimini dilin şiirsel işlevi olarak adlandırmışlardır. dilin bu tipte bir iletişimde kullanılmasının da alışkanlığı kırdığına işaret ededek bunu sanat eseri için bir ölçüt olarak kabul etmişlerdir.

    onlara göre bir romandaki yazınsallık ise (yani alışkanlığı kırma) şiirde olduğu gibi dilin işlevleriyle değil yazarın gerçek hayatın akışını bozmasıyla gerçekleşir.

    (bkz: edebiyat kuramları ve eleştiri)
  • boris thomashevsky, victor shklovsky ve boris eichenbaum adlı üç rus kuramcının elinden çıkma kimi 1915'te kimi 1926'da yazılmış ya da yayınlanmış dört denemenin ta 1965'te çevrilip bir kitap halinde (russian formalist criticism: four essays) ingilizce olarak basılmasıyla varlığı doğru dürüst anlaşılmış ve takdir edilmiş bir eleştirel kuramdır. daha doğrusu zengin rus edebiyat dünyasının eleştirel ve kuramsal yanının keşfedilmesidir. dilbilim kaynaklı olan yapısalcılık gibi biçimsel yönü ağır basan (ama onunla sınırlı kalmayan) tüm eleştirel kuramlar için yeni keşfedilmiş bir kıta gibi önemli olmuştur.

    işin bana tuhaf ve komik gelen bir yönü ise rusya'da bunlar olurken abd'de de yeni eleştiri akımı (new criticism) şekilleniyordu. iki biçimci kuramdan biri ne kadar doğurgan ve etkili olduysa diğeri de o kadar kısır ve sapkın oldu. ikinci dünya savaşı'ndan sonra bir tür sidik yarışına dönen kültürel yarışın bu faslını elbette ruslar kazanmış oldu ki kendileri bir yarış atı olduklarından habersizdi elbette. sonradan, başkalarının ürettikleri üzerinden nemalanmayı sevenler bu yarışı ve kazananları ilan ederek salaklıklarının boyutlarının sergilediler.

    metni var olan her tür sosyal, kültürel, tarihsel, biyografik bağlamdan soyutlamayı ve öyle ele almayı öneren abd menşeli kuramın uygulamada çabucak sapıtması kaçınılmazdı. bu, soyutlamanın kötü olmasından değil, intentional fallacy denen, metni "yazar burada şunu anlatmayı amaçlamıştır" şeklindeki yanlış ve saçma iddialardan arınmış olarak incelemeyi öneren çok doğru ama bir o kadar da tehlikeli bir düstur yüzündendi. özetle söylemek gerekirse ki öyle yapmayı istiyorum, yeni eleştiri yüzünden metinler zararsız süs bitkilerine dönme tehlikesiyle başbaşa kalmışlardı çünkü ortada güçlü bir yöntem ve kuramın varlığını önemli kılacak bir amaç yoktu. elimizde kelimeler ve sayfalar var, anlam avına çıkalım. elimize ne geçti. hiçbir bağlamda yeri olmayan, herşeyden izole anlamlı parçalar. bu nedenledir ki iyi niyetin ve hatta teorik olarak doğru bir başlangıcın yeterli olmadığına bir kanıt olmaktan pek de uzağa gidememiştir. hele de edebiyat gibi hayatın içinde doğup büyüyen ve gelişmeye devam eden dinamik bir kaynak şarıl şarıl akarken bir adada oturup akıntıdan çıkacak iki balığa bakıp yol almak imkansız. intentional fallacy, üzerine bir kuram inşa edilecek bir çıkış noktası değil, kuramın içereceği ilkelerden biri olurdu olsa olsa ki öyle de oldu. yapısalcılığın zengin ve iyice derine inmiş köklerinden beslenen anlatıbilim gelip herşeyin üzerinden geçti.

    rus biçimciliği ise bir yandan tüm biçimci kuramların temeline çimento olurken ve olmaya devam ederken bir yandan da örneğin mikhail bakhtin gibi devin gelişmesine kaynaklık etti. bugün de doğal olarak biçimsel eleştiri yöntemleriyle ilgili çalışmaya niyetlenen tüm deliler önce ucundan da olsa rus biçimciliğine, dilbilim temel ilkelerine ve yapısalcılığın esaslarına ve yöntemine göz atmak zorundadır.

    herşey bir yana, eichenbaum'un yazmış olduğu denemede eleştirinin esasları üzerine söylenen sözler, üniversitelerde laf salatası üreterek varlığını sürdüren zerzevatçı takımının tahtlarının altlarından kaymasında etkili olmuştur. kısaca ve özetle, delil göstermeden iddiada bulunan akademisyen sıfatlı cahiller eleştirinin geriye gitmesinin ve önemini yitirmesinin baş sorumlularıdır. edebiyat eleştirisi ve kuramsal çalışmalar yapılırken bilimsel yöntemlerden sapılmamalıdır ve sapmış olan tüm çalışmalar yok sayılmalıdır demiştir. alıp çerçeveletmek lazım. sonra da türkiye'nin dört bir köşesinde dedim oldu diye ahkam kesenlerin tam karşılarına dikmek lazım.
  • edebiyatta yapısalcılığın temelini hazırlayan, şiiri, öyküyü ve de romanı derinden etkileyen edebiyat akımı. 1915-1930'lu yıllarda özellikle sovyetlerden yayılan ancak dönemin baskısına dayanamaz, eriyip gider.