şükela:  tümü | bugün
  • on numara beş yıldız gazeteci olduğu gibi ntv'den iktidar baskısı ile şutlandıktan sonra köşesine çekilmemiş, büyük bir emek gerektiren yeni bir medya kanalı kurma yoluna gitmiştir, medyascope böyle bir inatçı çabanın sonucu; adam, klasik solcuların yaptığı gibi rakıyı açıp, bu millet adam olmaz kardeşim moduna girmeden, küsmeden, yılmadan yıllarıdır kendince özgür bir basın organı kurmak için mücadele ediyor, onlarca genç gazeteciye ekmek veriyor, bir çok bağımsız uzman ile ortadoğu, türkiye, abd içerikli yayınlar hazırlıyor, siz anca oturduğunuz yerden bok atın, daha adamın nereden geldiğini bile bilmiyorsunuz; biraz öfkelendim ama affedin; bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak ne kadar kolay.
  • ruşen güzel insandır, tarafsızdır bağırarak derdini anlatmaya çalışmaz, üstüne koya koya birikimleriyle anlatır. kendisini kitap okur gibi dinlemek lazım gazete okur gibi değil.

    sedat peker'in yalıda oturan solcu diye bahsettiği kişiyi ruşen çakır sananlar kendisine baya yabancı kişiler muhtemelen.
  • ruşen çakır benim komşumdur. arada sabah işe giderken görürüm kendisini. pandemiden önce metro kullanırdı. hiç de şüphelenildiği gibi yalı dairesinde oturmaz. mütevazi bir apartman dairesinde yaşayan, alçakgönüllü, aydınlık bir insandır.
  • gazetecilerin bazıları tıpkı bir doktora öğrencisi gibi kendisine bir alan seçer ve o alan üzerinde uzmanlaşır. sahaya iner, ve o alandaki herkesle tek tek konuşur. ruşen çakır için de bu alan siyasal islâm! islamcılık veya islâmcılar. gazetecilik kariyerinin çoğunu türkiye'deki islamcılık meselesini anlamakla geçirmiş. muhaliflerin, solcuların, atatürkçü'lerin yapması gereken ama hiç yapmadıkları bir şeyle yani.

    ruşen çakır solcu ama türkiye'deki solcularla da arası pek iyi değil. zaten o, tipik bir siyasal solcu değildir, daha çok entelektüel bir solcu. vaktiyle solculuktan dolayı hapis de yatmış ama çoğunlukla sahaya inmemiş, taraf olmamış, aktivistlik yanı yok. sadece fikir insanı olmuş. anlamaya çalışmış.

    ruşen'in siyasal islâmcılara karşı ama özellikle milli görüşçülere, erbakan'a hatta alengirli bir adam olan bahçeli'ye karşı bu kadar nazik ve toleranslı olmasına ben de kızıyorum ve anlam veremiyorum. fakat bu adam gerçekten demokrat bir adam, militan biri değil. vaktiyle akp öncesinin türkiye'sinde olsun, sonra sol veya muhalif seküler cephede olsun çok haksızlıklar ve yanlışlar görmüş. sürekli altını çizdiği şeyse; seküler veya laik kesimin muhafazakâr kitleyi yıllarca hep aşağılaması ve ciddiye almaması konusu. ruşen çakır buna çok kızmış ve hâlâ da kızgın. hatta konuşmalarının satır aralarına baktığınızda sanki cumhuriyet'in bu konudaki - ve tabii ki kürtler konusundaki yanlışlarını - düşünce dünyasının temel paradigması yapmış gibi. bence bir yerde haklı. eğer 28 şubat, menderes'in idamı gibi temel kırılma noktaları yaşanmasaydı belki bugün erdoğan gibi, akp gibi bir şey de olmayacaktı.

    niye hiç solcu arkadaşları yok diyenler de demek ki hiç tanımıyorlar ruşen çakır'ı. adamın mesela kiminle arkadaş olmasını bekliyorlardı anlamıyorum. bu adam gazeteci. gazeteci olmak için boğaziçi'ni bırakmış. sokaklarda siyaset yapan veya kortejlerde slogan atan biri olmamış zaten hiç. adamın en yakın arkadaşlarına bakalım kemal can, tanıl bora, murat yetkin...

    dediğim gibi ruşen çakır'ın sağcı ve islâmcı tiplere karşı gösterdiği arkadaşça nezaketi ben de gereksiz ve rahatsız edici buluyorum. ama bu tavrını onun demokrat kişiliğiyle bağdaştırmak gerektiğini düşünüyorum.

    başka bir şey de şu; ruşen çakır, bir siyasal klik olarak kemalizm'den de hoşlanmıyor. askerlerin gölgesinde geçen yani akp öncesi türkiye'nin de öyle aman aman bir demokrasi olmadığını önceden beri biliyor ve hatta yaşamış. ulusalcılıktan ve ulusalcılardan da hazetmiyor. ama niyeyse mhp'lilere, dincilere gösterdiği hoşgörüyü veya dostluğu ulusalcılara, kemalistlere göstermiyor. ben bunun kendi yaşam hikâyesiyle, yaşadıklarıyla ilgili duygusal bir şey olduğunu düşünüyorum.

    edit: imlâ
    edit 2: bazı ufak düzeltmeler.

    debe editi: birkaç ay önce youtube'a giren nevşin mengü'nün hemen 200 bin üyelere gelmesi, cüneyt özdemir gibi yanardöner tipleriyse 1 milyon kişinin takip etmesine karşın senelerdir son derece gerçekçi ve rasyonel analizler yapan ruşen çakır'ın hâlâ 150 bin aboneye bile ulaşamamış olmasıysa niteliğin, içeriğin değil de insanlara başka şeylerin daha ilgi çekici gelmesiyle ilgili bir şey sanırım.

    debe'ye giren bu entry umarım kendisine birkaç yüz izleyici daha kazandırır. çünkü hiçbir zaman "kanalıma abone olun," dememiş gerçek bir gazetecidir kendisi.
  • oğlum adam dev-sol geleneğinden geliyor, dev-sol'dan içeri girmişliği var; açık açık ben komunistim diyor. dünün bokları da gelmiş adamı dinci olmakla itham ediyor. belli ki ne dev-sol geleneğini biliyorsunuz ne eski kuşak solculuğu... serde karadeniz damarı da var... bu adam karşınızdayken höt dese alayınız altınıza sıçarsınız; gelmiş burada klavye delikanlılığı taslıyorsunuz.

    meydanı boş buldunuz kükreyin bakalım... aslan parçaları sizi.

    ama benden size yine de bi abi tavsiyesi; siz siz olun, devrimci örgüt disiplininden geçmiş insanları sakın hafife almayın... sakın.
  • hakiki bir araştırmacı gazeteci olduğu için islamcı yaftası yapıştırılan güzel insan. gençliğinde ne görev verilirse yapmış, sonra da araştırmalarını derinleştirmiş; normal bir gazeteci tavrıdır bu. tabii artık böyle şeyler kalmadı, anlamamanız normal.

    bu mantıkla bakılırsa yeryüzündeki en büyük fetöcü de ahmet şık'tır.
  • millî selâmet, refah, fazilet... çizgisi hakkında gerçekten bilgi sahibi gazeteci.
    fazilet partisi'nin kapatılma kararına yakın bir zamanda veysel candan'ın da katıldığı bir programda; "fazilet kapatılacak, gelenekçiler ve yenilikçiler olarak iki gruba ayrılacak. iki grup da kendi partisini kuracak ve gelenekçilerin kuracağı partinin adı büyük ihtimalle (burada erbakan'ın galiba ilk partisini kurarken yaptığı bir konuşmadan bu fikre kapıldığını söylüyordu) saadet olacak." meâlinde bir konuşma yapmıştı.
    veysel candan ise (belki de haklı olarak) "heheh, maşallah sayın çakır; partimizi böldü, iki gruba ayırdı, yeni partileri de kurdu hatta bir tanesinin adını bile koydu!" diyerek kendisine itiraz etmişti.
    sonuç mâlum. veysel candan'ın yerinde olsaydım hiç olmazsa partinin başka bir adla kurulmasını erbakan'dan "ricâ ederdim"!
  • türkçeyi çok iyi kullanan medya emekçisi. videolarında hiç durakladığını görmedim. sakin ve kendinden emin tavrıyla lafı hiç gereksiz yere uzatmadan meramını anlatıp kapatıyor. istikrarı ve yayınlarının kalitesine bakınca takip edilecek az sayıdaki gazeteciden biri olduğu da gayet açık. medyascope ise alanında uzman kişileri ağırlayan çok iyi bir medya platformu.

    medya hiçbir şeyi görmüyor diye ağlayıp kendi çabalarıyla bağımsız bir medya yaratmaya çalışan insana buradan sallamak kolay tabii.

    edit: imla
  • bugünkü yayında sedat peker'in alınganlığı ile ilgili olarak 'organize suç örgütü lideri demeyelim de ne diyelim? mafya diyelim o zaman' diyerek gülümsetmiştir. seviyoruz seni gazeteci adam.
  • kendisi bu seçim yenilenirse farkın daha çok açılacağını o kadar net öngörüyordu ki erdoğan'ın seçimi yeniletmeyeceğini düşündü. erdoğan, o kadar yanlış bir karar verdi ki ruşen çakır'a bile yanlış bir tahmin yaptırmış oldu. zaten sayın çakır da o dönem gelen tepkiler üzerine yayınladığı videoda "evet ben yanıldım ama benim yanılmış olmam hiç önemli değil; bu süreç türkiye için çok daha iyi olacak" demişti.