şükela:  tümü | bugün
  • ing. tekerlek izi.
  • kara lisan'da "altı" anlamına gelmektedir.
  • yoldan geçenlerin zamanla yol üzerinde oluşturduğu iz. araçların tekerleklerinin toprak yollarda oluşturduğu iki şerit şeklindeki çukurluk olabileceği gibi insan veya hayvanların aynı yerden çok defa geçmeleriyle oluşturdukları patikalar da olabilir.
  • ingilizce veya herhangi bir dilde gerçekten var mıdır böyle bir kelime çıkartamadım ama bizim türk business sektörü bu kelimeyi çok kullanıyor orası bir gerçek. dilimize nereden girdi meçhul ?
  • (bkz: route)
  • tanah'ta adı geçen ve önemli bir rolü olan kadındır.

    naomi adında bir kadın kocası ve iki oğluyla birlikte yaşamaktadır. naomi, oğullarını evlendirir ve iki gelinini de yanına alarak hep birlikte yaşamaya başlarlar. ancak bir süre sonra naomi'nin önce kocası, sonra da oğulları ölür. 2 geliniyle birlikte kalan naomi, gelinlerine "babanızın evine gidin, benden artık size fayda gelmez" diyerek gelinlerini göndermeye çalışır. ancak gelinlerinin ikisi de naomi'yi bırakmak istemez. bunun üzerine naomi ısrarlarını artırır ve gelinlerinden bir tanesi gitmeyi kabul eder. diğer gelini olan rut ise, ne olursa olsun naomi'nin yanından ayrılmayacağını söyler. bunun üzerine naomi, rut için daha fazla ısrar etmez.

    naomi, bir süre sonra bir akrabasının yanına gider ve orada yaşamaya başlar. onunla birlikte rut da gelmiştir. naomi'nin akrabasının tarlaları vardır, rut bu tarlalarda çalışmak ister. bir süre tarlalarda çalıştıktan sonra, tarlanın sahibi ile evlenir.

    rut bu evlilikten bir çocuk doğurur. bu çocuğun adını ovet koyarlar. ovet'in işay adında bir oğlu olur. işay'ın ise sekiz tane oğlu olur ve sekizincisi davut*'tur.
  • ing. oluk, sapan izi, yiv, oyuk, kanal
  • the killers'ın wonderful wonderful albümlerinden çok iyi bir parça. ya da benzer bir dönemden geçtiğim için bana çok dokunmuş da olabilir. bütün hafta "ı'll climb and ı'll climb..." diye gezmeme sebep oldular.
  • kıtlık ve göç

    1 hakimlerin egemenlik sürdüğü günlerde israil’de kıtlık başladı. yahuda’nın beytlehem kenti’nden bir adam, karısı ve iki oğluyla birlikte geçici bir süre kalmak üzere moav topraklarına doğru yola çıktı.
    2 adamın adı elimelek, karısının adı naomi, oğullarının adları da mahlon ve kilyon’du. yahuda’nın beytlehem kenti’nden, efrat boyundan olan bu kişiler, moav topraklarına gidip orada yaşamaya başladılar.
    3 naomi, kocası elimelek ölünce iki oğluyla yalnız kaldı. 4 iki oğul moav kızlarından kendilerine birer eş aldılar. kızlardan birinin adı orpa, ötekinin adı rut’tu. orada on yıl kadar yaşadıktan sonra,
    5 mahlon da, kilyon da öldü. böylece kocasıyla iki oğlunu yitiren naomi yapayalnız kaldı.
  • beytlehem'e dönüş

    6 naomi, moav topraklarındayken rab'bin kendi halkının yardımına yetişip yiyecek sağladığını duyunca gelinleriyle oradan dönmeye hazırlandı.

    7 onlarla birlikte bulunduğu yerden ayrıldı ve yahuda ülkesine dönmek üzere yola koyuldu.

    8 yolda onlara, "analarınızın evine dönün" dedi. "ölmüşlerimize ve bana nasıl iyilik ettinizse, rab de size iyilik etsin.

    9 rab her birinize evinde rahat edeceğiniz birer koca versin!" sonra onları öptü. iki gelin hıçkıra hıçkıra ağlayarak,

    10 "hayır, seninle birlikte senin halkına döneceğiz" dediler.

    11 naomi, "geri dönün, kızlarım" dedi. "niçin benimle gelesiniz? size koca[i] olacak oğullarım olabilir mi bundan sonra?

    12 dönün kızlarım, yolunuza gidin. ben kocaya varamayacak kadar yaşlandım. umudum var desem, bu gece kocaya varıp oğullar doğursam,

    13 onlar büyüyene kadar bekler miydiniz, kocaya varmaktan vazgeçer miydiniz? hayır, kızlarım! benim acım sizinkinden de büyüktür. çünkü rab beni felakete uğrattı."

    14 gelinler yine hıçkırarak ağlamaya başladı. sonunda orpa kaynanasını öpüp vedalaştı, rut'sa ona sarılıp yanında kaldı.

    15 naomi rut'a, "bak, eltin kendi halkına, kendi ilahına dönüyor. sen de onun ardından git" dedi.

    16 rut şöyle karşılık verdi: "seni bırakıp geri dönmemi isteme! sen nereye gidersen ben de oraya gideceğim, sen nerede kalırsan ben de orada kalacağım. senin halkın benim halkım, senin tanrın benim tanrım olacak.

    17 sen nerede ölürsen ben de orada öleceğim ve orada gömüleceğim. eğer ölümden başka bir nedenle senden ayrılırsam, rab bana daha kötüsünü yapsın."

    18 naomi, rut'un kendisiyle gitmeye kesin kararlı olduğunu görünce üstelemekten vazgeçti.

    19 böylece ikisi beytlehem'e kadar yola devam ettiler. dönüşleri bütün kenti ayağa kaldırdı. kadınlar birbirlerine, "naomi bu mu?" diye sordular.

    20 naomi onlara, "beni, naomi[ii] değil, mara[iii] diye çağırın" dedi. "çünkü her şeye gücü yeten tanrı bana çok acı verdi.

    21 giderken her şeyim vardı, ama rab beni eli boş döndürdü. beni niçin naomi diye çağırasınız ki? görüyorsunuz, rab beni sıkıntıya soktu, her şeye gücü yeten tanrı başıma felaket getirdi."

    22 işte naomi, moavlı gelini rut'la birlikte moav topraklarından böyle döndü. beytlehem'e gelişleri, arpanın biçilmeye başlandığı zamana rastlamıştı.