şükela:  tümü | bugün
  • ruyalardaki kisilerin ve olaylarin degismesine ragmen mekanin hep ayni kalmasi olayi.. hic gorulmemis ya da hatirlanmayan yerler soz konusudur genelde.. ornek olarak benim sabit bos bi lokantam vardir, bi de karanlik merdivenli evim, bi suru sey oralarda olur biter..
  • mistik anlamlar tasiyan ve gorulen yerlerin onceki hayatlara dair ipuclari icermesi olasi olan ruyalar gormek.

    (bkz: reenkarnasyon)
  • sürprizsizdir. bunun mutlaka bir psikolojik açıklaması olması lazım. hep aynı 3 katlı bahçeli ev ve aynı sahil görülmez herhalde mekan olarak. ev çok güzel eğer bir gün böyle bi evde yaşayacaksam hep görmeye devam edeyim. ayrıca o sahile inen merdivenleri inip çıkmaktan imanım gevredi.
  • belli bir tekrardan sonra artık her seferinde rüya gördüğünüzü anlamanıza ve fantastik kuntastik hareketler denemenize de imkan tanıyan hadise.
  • polisten kaçarken keşfettiğim ve paralel iki sokağı birbirine bağlayan bir sitenin bahçesi ve otopark girişi var mesela. gerçekte hiç görmediğim bi yer. daha önce alçak bahçe duvarları vardı bu sefer üzerine demir parmaklıklar konmuş. bi de kaçarken havam kimeyse o duvarların üzerinden dönerek falan atlıyorum. polisten kaçma hikayesi başka bir entry konusu, daha da fantastik.
  • ilginç bir durum.
    örneğin birkaç hafta önce bir-iki arkadaşımla oldukça karanlık, izole ve depresif bir yerde olan bir sinemaya gidiyorduk. yine başka bir rüyada aynı sinemaya bu kez başka arkadaşlarımla gidiyorduk.
    geçen günlerde ise bekar olan bir arkadaşım, rüyamda evli ve üç çocuğu vardı. * yine rüyadaki ailesiyle ben bu sinemaya gidiyorduk.

    konuyla ilgili biraz araştırma yapıldığında bu konuda süregelen çalışmalar olduğu görülüyor. çeşitli psikologların çalışmaları var. birtakım görüşler var. genel kabul edilen kısım ise gördüğünüz mekanın bilinçaltınızda bir şekilde yer etmiş bir yer olduğu. spesifik bir önemi olan bir yer olabilir. zor olsa da mekanı hatırlamaya çalışın. o mekanda daha önce bulunup bulunmadığınızı düşünün. hatırlayabilirseniz gidin görün o mekanı.
    insan beyni çok kompleks. bir derya deniz. beynimizin, kendine göre bir yapısı var. görmemiz, kavramamız, düşünmemiz hepsi kafamızın içindeki beyin tarafından gerçekleştiriliyor. doğal olarak algıladığımız bir evren algısı var. sınırlı bir zekamız, sınırlı bir donanımımız var. gördüğümüz şeyler aslında olan şeyler değil, sadece bizim gördüklerimiz. o yüzden insanın kendine çok fazla anlam yükleyip evrenin sırrını çözdük havalarına girmesini zaten absürt bulurum.
    o mekan belki bir boyut kapısı olabilir. farklı bir yere açılan tanımlanamayan veya tanımlayamadığımız bir durumu olabilir. kim bilir belki de farklı boyutlardaki varlıklarla geçiş kapısıdır*
    bunların hepsi ihtimal dahilinde olan şeyler.
  • bilinçaltının o dönemlerde o mekanlarda sıkışması veya çok mutlu\depresif anlarının kitli kaldığı yerler.
  • (bkz: sürekli aynı rüyayı görmek)

    daha önce bir yukarıdaki başlığa yazmıştım da doğrusu burası sanki.

    benim senelerden beri mekanlarım var, ara ara da rüyalarımda bu popi mahallerimi gezerim, hepsi de birbirinden korkunç.

    seneler önce bir mekan ile başladı, daha sonra mekan sayısı üçe çıktı, ben devamla buralarda gezdim bir kaç sene. oralarda farklı şekillerde sıkıştım, hep de çok korktum. aradan birkaç zaman geçti, başka yerlerim oldu. oralarda da çok korktum. kabus değil yalnız bunlar, korku sebebim bu değil. hep aynı şeyi ya da çok benzer bir şeyi yapıyorum ve bu esnada sürekli korkuyorum.

    he evet. aynı şeyi yapmak. bütün bu rüyaların içinde hep aynı şeyi yaptım ya da aynı şeyi yaptım ama çevremde durmadan değişen insanlar oldu ya da aynı olmasa da benzeri şeyleri yaptım. mesela birisinde sadece bir salıncağa tırmanıp karanlıkta sallandım, başka hiç kimse hiçbir zaman olmadığı gibi ben de başka hiçbir şey yapmadım. bir diğerinde hep asansörle bir yukarı bir aşağı takıldım, kopasıca parmağımı, korkmama rağmen, tuşlardan uzak tutmadım ama hep aynı iki kat arasında kalmadım ya da durduğum katlar aynı katlar olmadı ya da asansörde hep tek kalmadım. ötekisinde, durmadan yürürken yanımdan gelip geçenler oldu filan. bu bokları yaparken; yani salıncağa yürürken veya asansöre girerken ya da merdiven karmaşasına dalarken de hep korkacağımı bilerek girdim ha; rüyamda bildiğin bu yapacaklarımı yapacağım diye götüm atıyordu yani, buna rağmen yapıyordum.

    gel zaman git zaman rüyalar bir kesildi. ooh sülalem raad. idi.

    o zaman düşünmemiştim de sonradan düşündüm: bu gezindiğim geneli asansör ve merdivenden ya da rampalardan oluşan mahallerin hepsini ben biliyorum. ya işte aileyle yaşanan ilk ev, ya yakın arkadaşın evi ve dahi ankara'nın battı-çıktı'ları.

    2-3 haftadır yepisyeni bir mekanım var. bu sefer sonradan fark etmedim: burası benim evim. benim yeni evim. seslerine şuurlu alışamadığım evim. bir türlü tam yerleşmeyi beceremediğim evim.

    biraz daha toparlayıp sanırım terapiye başlayacağım. hep aynı şeyi yaptığım ve nedensiz korktuğum, hatta korkudan uyandığım, bu yeri (hatta bakarsın genişler de plural olur: yerleri) görmek istemiyorum. belki yine göreceğim ama en azından sebebini bilmek istiyorum: ben neden böyle yapıyorum?