şükela:  tümü | bugün
  • yasamini turk operasina adamis ozverili sanatci. ilk $an pedagogu
  • 1917 doğumlu soprano ve opera yönetmeni. almanya devlet opera'sında ilk türk soprano olarak sahneye çıktı. ayrıca operada ilk türk kadın yönetmen oldu.
  • bu sene itibariyle, sahsina özel olan genis kütüphanesini (plaklar, kitaplar, notalar, vs.) , mimar sinan universitesi devlet konservatuvarina bagislamis olan özel insandir.
  • sertab erener'in ilk şan derslerini aldığı sanatçıdır. sertab erener böyle şanslı bir başlangıç yapmıştır opera sanatına...lakin devamı gelmemiştir.
  • maalesef aramizdan ayrilmistir kendisi.
    cok aci ki.
  • bugun akmde kendisi icin toren yapilmis ve son yolculuguna ugurlanmistir.

    opera sanatcisi dostlari, ogrencileri, tum sevenleri onu hep bir agizdan "an die musik" ve gozyaslari ile yolcu etti. ogrenci yetistirmek ve dolayisiyla miras olarak hayata guzel yetismis insanlar birakmak ne kadar guzel bir sey onu farkettik tekrar.
  • (d. 3 mart 1916 - ö.12 aralık 2007) türkiye'de operanın kurucularından, ilk kadın opera sanatçılarından, avrupa'da oynayan ilk kadın opera sanatçımız, ilk kadın opera yönetmeni, ilk şan pedagogu.

    eğitimi
    ankara kız lisesi fen bölümünden sonra girdiği fen fakültesini bırakan altan, müzik-i muallim okulu'nda nurullah şevket taşkıran, salih canar, nüzhet şenbay, raşit rıza, ercüment behzat lav ile çalıştı.

    ankara devlet konservatuarı'nı kazandıktan sonra burslu olarak şan eğitimi görmek için 1935 yılında berlin’e gitti. berlin müzik akademisi’nde prof. lohmann, prof. solossnuss, prof. maria schulz'dan şan ve sahne dersleri alarak 1940 yılında mezun oldu. wagner'in liedler'inden oluşan ilk konserini, berlin radyosu'nda verdi. öğrencilik yıllarında berlin radyosunda orkestra eşliğinde wagner’in wesendanklied'lerini, verdi'nin aida operası'ndan amneris partisini seslendirdi.

    sanat yaşamı
    m.e.b. aldığı bir yıllık izinle almanya'da kaldı. duisburg operasında görevlendirildi. burada "rigoletto", "hansel ve gretel", "carmen", "windsor’un şen kadınları", "don carlos", "cosi fan tutte", "walküre", "macbeth", "tiefland" ve "çingene baron"'da başroller oynadı. carmen rolüyle regensburg, düsseldorf, essen operalarında konuk sanatçı olarak sahneye çıktı.

    türk operası ve tiyatrosunun kurucusu carl ebert'in çağrısı üzerine 1941 yılında türkiye'ye dönen altan, ankara devlet konservatuvarında şan hocalığı yaptı. opera çalışmaları, hocalığı ve opera rejisörlüğü çalışmalarını birarada sürdürdü.

    bir süre sonra şan hocalığının yanı sıra sahne çalışmaları, opera çevirileri ve opera rejilerini de birlikte sürdüren altan'ın, italyanca, almanca ve ingilizce'den çevirdiği yaklaşık 50 opera arasında "la traviata", " maça kızı", "don carlos", "hansel ve gretel", "salome", "maskeli balo", "eugene onegin", "alayın kızı" operaları ve brahms, schubert, çaykovski, mussorgski ve sayısız lietleri bulunuyor. türkiye'ye döndükten sonra fidelio, carmen, maskeli balo, cosi fan tutte operalarında ve yarasa, çingene baron operetlerinde baş roller oynadı. il trovatore, hansel ve gretel, satılmış nişanlı, orfe cehenemde gibi eserlerde görev aldı.

    izmir'de ilk şan konserini, adana'da ilk kez batı repertuarlı bir konser, ankara ve istanbul'da orkestra ve piano eşliğinde konserler, ankara radyosu’nda yıllarca süren opera programı ve konserler, münih, nürnberg, köln radyolarındaki sayısız yurt dışı konserleri verdi.

    1963-1964 yılında köln'de glettenberg'in yardımcısı olarak üstadlar kurslarına katıldı. münich konservatuarına profesör ünvanıyla katılma teklifini, ailevi nedenlerle kabul etmedi. ankara radyosu’nda alaturka sanatçılarına ses eğitimi verdi (muazzez abacı, emel sayın gibi). 1952 yılında ankara'ya gelen münich devlet tiyatrosu başrejisörü arnulf schröder'in asistanlığını yaptı. "yarasa opereti", "elektratngetyası", “bir piyes yapalım” adlı eserlerin sahiplenmesinde yardımcı oldu. muhsin ertuğrul'un teşvikiyle mozart'ın “cosi fan tutte” operasını sahneye koyarak, ilk kadın rejisör olma onurunu kazandı. bunu konservatuarda “hansel ve gretel”, “palyaçolar”; türk-amerikan derneğinde ingilizce telefon operaları takip etti. yine ankara devlet operasında j. strauss'un viyana kanı opereti, donizetti'nin çıngırak ve rossini'nin "evlenme bonosu", kalmann'ın “çardaş fürstin” opereti saadet ikesus'un rejisini yaptığı eserlerdir.

    saadet ikesus 50’inci sanat yılını izmir devlet opera ve balesinde necdet aydın'ın müdür ve genel sanat yönetmeni olduğu devirde franz lehar'ın şen dul'unu sahneleyerek kutladı. istanbul devlet opera ve balesi de 25. kuruluş yılında atilla manizade'nin müdür ve sanat yönetmeni olduğu zamanda verdi'nin “la traviata” operasını saadet ikesus sahneleyerek 50’inci sanat yılı bir daha kutlandı.

    saadet ikesus altan'ın bir de sel yayınları'ndan çıkan ve biyografik öykülerden oluşan "kara böcek" adlı kitabı bulunuyor.

    öğrencileri
    türkiye’de pek çok opera sanatçısı hocaların hocası diye tanınan saadet ikesus ile çalışmıştır. suna korad, fikret kutnay, aslı omağ sevda aydan, filiz işıksun, özcan sevgen, müveddet altan günbay, mustafa iktu, ayşe iktu, mesut iktu, mete uğur, atilla manizade, fevziye bartu, yalçın keriman davran, şinasi özel, nejat boren, hale cahit şaher, cemaliye kıyıcı, begüm ertem, yüksel örses, sevim çıdamlı, nursel öncül, nursel sözlütürk, oktay akyüz, nuran çapanoğlu, gülşen kocaaay ve pekin kırgız bunların bir bölümü..

    basında
    saadet ikesus hakkında iç ve dış basında çıkan bazı yazılardan özetler:
    5.11.1940 essener volkszeitung
    rigoletto'nun yeni maddelena'sı, duisburg operasının yeni üyesinin sesi temiz ve kıvrak, diksiyonu yabancılarda az rastlanan temizlik ve mükemmellikte, oyunu son derece hareketli ve ustaca.

    regensburg operası
    tiyatro mu? carmen rolünde genç türk altosu saadet ikesus'u takdim etti. ses ve sahne yeteneğinin yanında gerekli figüre de sahip bir sanatçı. sanatçının özellikleri carmen temsiline yüksek sanat damgası vurmuştur.

    duisburg
    carmen temsilinde cazip renkli bir ses, güçlü ifade ve sahne yeteneğiyle genç bir türk sanatçısını saadet ikesus'u seyrettik. carmen'i canlandırırken kendini sahne etti ve kişiliğini de katıyordu.

    mümtaz faik fenik
    ”fidelio” rolünde saadet ikesus çok başarılı bir tip yarattı. yüksek oyunculuğu, olgun ses tekniği, büyük bir kazançtır. avrupa sahnelerinde oynamış ilk opera sanatçımızdır.

    lütfi ay
    “büyücü kadın ulrica” rolünde kontralto saadet ikesus trajik rollere uygun düşen bir sanat mizacı, zeki ve ölçülü oyunu ile başarılı bir kompozisyon çizmiştir.

    orhan remzi yüreğir
    rejisör ikesus, bu meslekte bilgiye ve büyük anlayışa sahiptir. seyrettiğimiz “cosi fan tutte” bilhassa miseen scéne bakımından arnulf schröder'in temsilinden çok üstündür.

    sözlerinden alıntılar
    berlin’den ayrılmadan hocam maria schult, bana şu öğütü verdi: sahnede bülbül sesi, fil derisi lazımdır. her zaman zoru seç. alıngan olma, kırılmamayı öğren. ve asla meslekten biriyle ne seviş, ne de evlen. ben hepsine uydum.

    türkiye'de kadın olmak kabahattir. türk olmakta kabahattir. yabancılar daha iyi bilir diye getirdiklerinizin çoğu benden ders aldı. beni idareciler değil, öğrencilerim takdir etti.

    eskiden bir sesim vardı. şimdi yüz sesim var. bir yerine, öğrencilerimle bin rolüm var. mabette başrahip olamazsan, zangoç olmalı, yani hoca gibi.”

    son sözü; yeniden yaşasaydım aynısını yaşardım. hatalarıyla, sevaplarıyla.

    kaynak: wikipedia
  • "almanya'da tahsil yapmış ve 1941 yılında türkiye'ye dönmüş bir opera sanatçısı tanıdım, 18 senelik fransızca öğretmenliğini yaptığım devlet konservatuarı'nda: saadet ikesus altan. ben bu kadınla konuştuktan sonra naziler hakkındaki fikrimi değiştirdim. sanmayın ki ben almanlar savaşı kaybetti diye nazileri yüceltiyorum. ben bu kadını dinledikten sonra nazi aleyhtarlığım netleşti. ben nazilere niçin karşıyım, onu size anlatacağım. bu saadet ikesus altan, almanya'da sopranoydu. çok başarılı bir meslek hayatı var. kendisi "ben öldürülmemiş yegâne carmen'im" derdi. carmen operası'nın sonunda sevgilisi carmen'i öldürür fakat bu carmen'i oynadığı sırada alarm çalmış bomba ihtimali var diye, bütün seyirci, orkestra ve şarkıcılar da sığınağa inmek zorunda kalmışlar, oyun bitmemiş olunca da bu kadın öldürülmemiş carmen olarak tarihe geçti. ses rengi iyi ve almanya'da tutulmuş bir soprano olarak. o çalışmaları sırasında birlikte çalıştığı bir piyanist gençle bir evlilik kurmak üzere nişanlanmışlar. hitler almanya'sı, evlenmek için resmi makamlara müracaat ediyorlar. o sırada ırkçı kanunlar var, mesela yahudilerle evlenmek yasak. insanları sadece ari ırkın selameti ölçülerine göre bir şekle sokuyorlar. bunları tetkik ediyorlar, bu evliliğe izin vermiyorlar. bunların esas baktıkları şey ırk. kadını fazla bizantin buluyorlar. alman erkek tamam, fakat kadın bir almanla evlenemez. dolayısıyla bunlar da evliliklerine izin verilmediği için maceraya girmiyorlar, birbirlerini sevmelerine rağmen ayrılıyorlar ve kadın türkiye'ye geliyor. burada operada çalışıyor ama almancası çok iyi olduğu için bir taraftan da yılın 1942 olduğunu düşünürsek, savaşın da en kızgın zamanı...

    masanın üzerinde bir almanca tercüme edilecek bir kitap, bir lügat, bir de tercüme edilen metnin yazıldığı bir defter, masanın başında oturan ise saadet ikesus. gecenin geç vakti, fakat tercümeye dalmış. ama birden nişanlandığı almanın sesini duyuyor, "saadet" diye bağırıyor, o da onun adını söylüyor ama ortalıkta kimse yok, fakat bu kendisini çok etkilediği için lügatin üzerine dakikası dakikasına tarih düşüyor, "şu gün şu saat şu dakika" diye. savaş bittikten sonra eski nişanlısıyla karşılaşıyor saadet ikesus. tabi konuşuyorlar, bunun içinde o var belki de adamı onun için görmek istedi."biliyor musun" diyor adama; "filanca gün filanca saat filanca dakikada senin sesin benim adımı söyledi" diyor. adamın yüzü kül gibi oluyor bunu duyar duymaz. diyor ki adam: "söylediğin dakikada biz rusya sınırlarını aşmak üzereydik. ben motor üzerindeydim ve bacağıma bir kurşun saplandı. bunun üzerine "saadet!" diye bağırdım. saadet ikesus'un böyle bir hikaye uydurmasına hiç ihtiyaç yok. ama ben bunu size niye anlattım, bir şeyler oluyor dünyada.
    ben nazilere bu iki insanın evlenmelerine mani oldukları için karşıyım. bu iki insanın birbirlerini ne kadar sevdikleri bu olaydan belli..."

    demiş, şair ismet özel beyefendi.