şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: the hours)
  • sözlerini burcu erdoğan'ın yazdığı bir saltuk erginer şarkısı. sözlerini de yazayım tam olsun:

    saatler zamanı göstermez seni yutar,
    parmaklarını gevşet yeter
    bir de bakışını üzme
    ama sana korkma diyemem..

    çünkü saatler zamanı göstermez,
    önden gülümser arkadan keskin dişler
    birden fazla sayıları seni çiğner..

    sakın bırakma, yanımda kal,
    gün geçer dünden beter
    elimi tut..

    sakın bırakma, yanımda kal,
    gün geçer dünden beter
    elimi tut..
    elimi tut yeter...
  • bir şirin soysal şarkısı:
    http://www.youtube.com/watch?v=c0u1rwu6m_k

    sözleri de şöyle:

    kusura bakma ne sandığın gibi masum
    ne de senin kadar çılgınım
    surat asma korktuğun gibi değil
    zaten başkasına vurgunum
    varlığın bana yeter
    geçen saatlere değer
    gözüm sende kalsa da
    bakışların benle gider
    yabana atma fikirlerim geçerli
    gerçeğim atladıysa da
    sözü uzatma lafın gelişi eskidi
    ifade çok çok ilerledi
    sardığın kolda değer para nerde diz çöker
    maskenin arkasında kafatasın gülümser
    karıncalanma seni ararsam eğer
    karanlıktan korkmuşumdur
    kuruntu yapma dökülmez bu dünler
    sarhoş olan biz değil saatler
    bitsin hikâyesizler buyursun şerbetliler
    hayaldeki prens olsa da
    gönül haydutları sever
    tepeden bakma havalandıkça burun
    bastığın yeri göremezsin
    yanlış anlama ezmek değil amacım
    küskünlüğü seven sensin
    sarf ettiğin o sözler dolaşıp geri döner
    hiç ummadığın anda düşmanında terk eder
  • "bir şehirde tüm saat kuleleri yanlış ayarlanmışsa kişinin doğruyu göstermesi neye yarar ki?" diyen arthur schopenhauer un sözünü barındıran, doğu batı dergisinin şahane posterlerinden biri.

    saatler
  • sözlerini burcu erdoğan ile turgut berkes'in yazmış olduğu, ''keşke bu kadar kısa olmasaydı'' isteğiyle dinlenen şarkı.

    müzik: saltuk erginer, turgut berkes
    gitar, synth, davul programlama, vokal: saltuk erginer
  • sabahattin kudret aksal'ın her cümlesine ayrı hayranlık duyulası öyküsü.
    içinde bir de "yüreğe saplı ok" mini öyküsü gizlidir.

    "...

    bir gün. on yedi, on sekiz yıl kadar önce bir gün -bir sabah erken- bilmiyorum nasıl bir özlemin kokusu burnumda kendimi sokağa atmıştım. uzun bir yolu yürümüş, köprüyü geçmiş, ver elini gülhane parkı demiştim. sıranın birine oturmuş, kalın bir ağacın gövdesine bıçakla oyulmuş bir yüreğe saplı oka bakmıştım. parkların kanepelerine, ağaçlara kazınan şu yüreğe saplı ok resimleri için düşündüklerimi hatırlıyorum şimdi. sevdayı, türlü süslerle dolu şiirlerden, resimlerden öğrenen, şiirin de resmin de bu yozlaşmış türüne özenen çocuğa ne der ağaca kazınmış yüreğe saplı ok? bir şey demez. küçümsenir, bayağı bulunur. bana da bir şey dememişti. küçümemiş, bayağı bulmuştu. sonraları, şiirin de resmin de yalınını öğrenince, sevdanın da böyle kestirmeden anlatılan biçimini sevdim. ne diyordum? yıllarca önce bir gün gülhane parkına oturmuştum...

    ..."
  • (bkz: saatler olsun)
  • bir fısıltı bile geçmezdi uykusundan öteye
    belki de ben öyle sanırdım, kördüm gerçeğe
    dönüp durdum bir şarkı gibi karanlığına övgüyle
    eskimesin istedim hep çalsın baş köşende

    unutulmaya yüz tutmuş bir hayaletim ben
    sen sırtını döndükçe tuzağa düşer gölgem
    saat hesabı yapılmamış bir gece bile geçmezken
    birileri için durdurduğun zamanın ölüsüyüm ben.

    edit:imla
  • "saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya."