şükela:  tümü | bugün
389 entry daha
  • bizim memlekette yazın sahil çok kalabalık olduğu için genelde yazlığı olanlar sabahın erken saatlerinde gider denize. ben de benim anne babayla erken saatlerde gitmeye alışmıştım zamanında. yıllardır ne zaman tatile gitsem hem güneş doğarken, hem de batarken giderim deniz kıyısına.
    yıllar önce kansızlıkla ilgili sorunlar yaşamaya başladım. temmuz'da sabah uyanıyorum, denize gitmek için giyiniyorum, dışarı çıkıyorum, hava buz gibi... bana öyle geliyor tabi. saat 6.30-7. hırka mırka bir şeyler giyiyorum mayoların üzerine. deniz kıyısına gidiyorum, merkel'den hallice bir titreme geliyor deniz kıyısında. bizimkiler baktı olacak gibi değil, dediler ki sen öğlen gel, titreye titreye kopup gideceksin. 2 ya da 3 sene sabah denizlerini içim parçalana parçalana bıraktım. öğlenleri gidiyordum denize. bir komşumuz var, her sabah, her öğlen ve her akşam denize gider. tam bir emeklilik hayatı. bu dönem boyunca beni her gördüğünde işte bu cümleyi kurdu. "keşke sabah gitseydin, deniz hem sıcacık, hem de çarşaf gibiydi."
    içten içe her seferinde küfrü yedi benden. sıcacıktı öyle mi? insan göz göre göre bu kadar yalan söylemez. tamam alıştık; ama bahsi geçen deniz kuzey ege. ne zaman sıcak olmuş ki?

    sevmiyorum sizi amcalar...
  • 45 yaşından sonra olmak istediğim amca çeşidi. böyle tek derdimin denizin dalgalı olması olacağı günler gelsin istiyorum.
  • sabah erken saatlerde denizine girer ekmek ve gazetesini alıp kahvaltı yapmak için evine döner
  • yaşanmışıklarla doludur.
    sen ben gençken o saatte uyanmayız bile. gece geç yatmışızdır zaten. öğlene doğru da “hadi güneşi kaçıracaksınız gidin biraz d vitamini alın” diye uyandıran anne baba serzenişi sayesinde kalkmışızdır.

    ama o amca tüm bunları zaten yaşamıştır. iş yerinde patronuyla tartışma işini de halletmiştir çoktan. iş yerinde biri tarafından ayağı kaydırılma olayını da yaşayalı çok olmuştur.
    sevgilisi terk edeli de çok olmuştur. ev geçindirme derdiyle uğraşalı da. işsiz kalma telaşıyla haksızlığa uğradığı halde densizliklere boyun da eğeli çoook uzun zaman olmuştur.
    çocuklarını da büyütüp adam etmiştir zor şartlar altında. torununu da sevmiştir gelininin sevmesine izin veriş şekliyle.
    bir çatısı olsun diye borçlar ödediği de olmuştur. çoluğa çocuğa lazım diye malını mülkünü de satmak zorunda kalmıştır.

    çoktan yaşamıştır tüm bu yorgunlukları. sabah sessizliğinde çarşaf gibi sakince duran denize bırakmak istemiştir kendini. hiçbir kötülüğe bulaşmamış, hiç kirlenmemiş, hiç canı acıtılmamış ve hiç elektrik faturası ödememiş gibi sakince huzur bulmak istemiştir.

    düşün ki sırt üstü yatmışsın denizde. yarısı suyun derin uğultusu yarısı havanın esintisine maruz kalan kulaklarını hissediyorsun bir tek. bir de arada istemsizce hayatta kalma dürtüsüyle oynattığın bir iki parmağın. gerisi hep huzur.
  • tan yeri ağır ağır geceden sıyrılır,
    siyah, fark ettirmeden semadan ayrılır,
    kümesteki kızıl ibik, kesik kesik ötmeye,
    mavi denizin beyaz kolcuları, alelacele, uzaklara gitmeye başlar.

    kahramanımız durur mu, aslında o herkesten önce uyanmıştır.
    sabredemez; zira dışarıda hayat çoktan başlamıştır.
    yetişmelidir, onu yakalamalıdır.

    yatağın diğer yanına hissettirmeden sessizce kalkar, şekerli rüyalarda oynayan evlatlarına şöyle bir göz ucuyla bakar, kapıyı usulca çeker ve sanki bir çocuk heyecanıyla, parmaklarının ucunda merdivenlerden iner.

    ilk işi, bahçesini kolaçan etmektir. horozu susturmak için kümese birkaç avuç yem serper, domatesleri koklar, çileklerle konuşur, bir iki tane sivri biber koparıp cebine koyar ve kimselere görünmeden yoluna koyulur.

    yürür
    bir çocuk heyecanıyla
    çarşaf olmuş denizi kucaklamaya gider.
    büyür
    küçüldükçe zeytin ağaçlarının arasında
    gözümün önüne hep o eski günleri serer.

    (bkz: babam)
  • bizim hınzır emekliler.
  • emekli öğretmen veya emekli asker olması olasıdır, sabah saatlerinde şezlonga havlusunu serer, gazetesini okur, diksiyonu düzgündür ayrıca her an gençlere tavla dersi verebilir ve bundan büyük keyif alır.
  • ütülü ve gergin çarşaflara takıntısı vardır.
  • aynı zamanda lacivert ve kırmızı kombinli slip mayosuyla, elleri arkadan bağlı bir şekilde, iskeleden etrafı keserken de görülebilir.
24 entry daha