şükela:  tümü | bugün
178 entry daha
  • istanbul'da boğazın her iki tarafında yankılanırken beni taa 1453'lere götürür. başka hiçbir yerde bu kadar tarih kokmaz bana sabah ezanı..
  • inanç olarak en saf haline çağrıdır.
  • sağ yanim ; "bak bir kez daha şans verildi. namaza çağrıliyorsun. ve bugün ezanı duyabildin. bugün de kaçırırsan yaşadığın onca sıkıntıdan feraha ermen zor olur."
    sol yanım; "uyu ya zaten uykusuzsun. iyi hissettiğin bir gün kılarsin."
    (not: sol yanımdaki dinlemedim ama 20 dakikadır wc den çıkamadım güneş doğacak)
  • “ne çabuk sabah oldu amına koyim.”

    ben genelde bu his, bu düşünce ile dolup taşıyorum.
  • ben sabah ezanı okunurken "%99 u müslüman"olan ülkede benim de dahil olduğum %1 bu kadar yüksek sesle ezan okunarak niye uyandırılır tepkisi oluşur.
  • yine başladı tipini siktiğim.

    kılmayacağım işte aq. sen sabahın köründe anırarak uykumu böldüğünde daha çok kinleniyorum sana karşı. namaz kılmak isteyen insan zaten o saati dört gözle bekler, kendiliğinden uyanır ve ibadetini yapar. işe geç kalmıyoruz, sınava geç kalmıyoruz, ameliyata geç kalmıyoruz çünkü orada olmayı istiyoruz. önemli olan istektir, zorlama ile din diye bir şey olmaz.

    ezanın bir makamı vardır. bir ses sistemi kullanılmadan ve bağırmadan okunan ezan insana huzur verebilir. arap kültürünün bir eseri diye oturur dinlersin, hoşuna da gider. ancak hoparlörden anırır gibi okursan, bu sadece insanları rahatsız eder. imam hatipler böyle ses yoksunu adamları müezzin olarak mezun ediyorsa, gerçekten kapatılsın. şöyle ezana can kurban.
  • hiçbir şey.

    çünkü arapça adlı yabancı dili bilmiyorum ve dolayısıyla ne dendiğini anlamıyorum.