şükela:  tümü | bugün
  • bilinçaltıma imanımı ve güvenimi perçinlemiş, sıçrayarak yataktan kalkmamı sağlamış aydınlanmadır.
    iki adet dayı, bir adet dayı manitası, bir adet eski dayı arkadaşı ve bir adet de ben içerir.

    bu sabah yedide kalkmam gerekiyordu, sabah dörde kadar sözlükte laklak ettiğim için, ne de olsa uyanamam diye saati 08.45'e kurdum, nispeten önemli olan bir görüşmeyi gözden çıkararak uykuya daldım.

    oldukça net hatırladığım bir rüya gördüm, arka fonda çalan müziği bile oldukça net hatırlayabiliyorum, rüyada diğer dayımın eski arabasını ben kullanıyorum, uzun süredir yurtdışında olan dayım gelecek diye onun evine gidip hazırlık yapacağım, evine vardığımda gerçek hayata iki dayımın da ortak arkadaşı olan gerçek hayatta ölmüş bir adamla karşılaşıyorum, "sağ ön tekere ya hava vurdur ya da arka sol tekerle yerlerini değiştir" diyor. gittiğimde önceden aşk yaşadığımız bir kadınla karşılaşıyorum. "senin ne işin var burada?" diye soruyorum, "ben dayınla sevgiliyim" diyor. bütün vahşi seksiliğini ve femme fatal'liğini kullanarak masanın üstüne oturuyor, gülümsüyor.

    o sırada dayım geliyor, benden önce manitasıyla sarılıyorlar, bir bakıyorum ay pacayı sarmış çoktan, adam duble aşık, kız da beni alttan alttan "konuşursan sikini keserim" bakışlarıyla dürtüyor. buz mavisi gözleri alev mavisine dönüşüyor, daha fazla dayanamıyorum "ben gidiyorum" diyorum.

    dayım "nereye" diye soruyor, "araba bende, lastiğini değiştirmem gerekiyor" diyorum, kendi arabasından bahsettiğimi sanıyor, "hayır götürme arabayı, içinde bir sürü para var, garaja koydum şakın çıkarma" diyor. "senin arabandan bahsetmiyorum, (diğer) dayımın eski arabası bende, ondan bahsediyorum" diyorum, "o araba duruyor mu hala?" diye soruyor, "evet, satamadı hala" diyorum, gülüyor. "ben ona yıllar evvel on yedi bin lira vereyim bana sat demiştim, az teklif ettim diye kızdı satmadı, şimdi araba yatıyor her gün değer kaybediyor" deyip, benim eski kendisinin yeni manitasını alıp yatmaya gidiyor.
    tam o sırada uyanıyorum.

    öyle uyku sersemliği falan da yok üzerimde, direk rüyada geçen konuşmaları aklımdan geçiriyorum. lastiği değiştirmem gerektiğini söyleyen adamla konuşurken arkadaki bir dijital saatte "zaman" yazdığı aklıma geliyor, parçaları birleştirmeye çalışıyorum.

    düşünürken farkediyorum, tam uyanmam gereken saatte uyanmışım, alarmı ayarladığım saatte değil, 07.00'de! tam geri uyumaya yeltenecekken "bu uyku bana ne kazandıracak" diye düşünüyorum. "hiçbir şey"... yatarsam değer kaybedeceğimi düşünüp, çivi gibi doğruluyorum yerimden, yola çıkıyorum ve bunları yazmaya başlıyorum.