şükela:  tümü | bugün
  • şair kocasına hatırlatma yapan ev hanımı.
  • ama çok daha güçlüydü aşkımız aşklarından
    bizden daha büyük olanların
    bizden daha bilge olanların
    ve ne melekler yukarıdaki göklerde
    ne de şeytanlar altında denizin
    ayırabilir ruhumu ruhundan
    ...

    but our love it was stronger by far than the love
    of those who were older than we
    of many far wiser than
    and neither the angels in heaven above nor the demons down under the sea,
    can ever dissever my soul from the soul
    ...

    (bkz: annabel lee)
  • yine doğdu bak güneş
    işe gidenler yollarda çilekeş
    artsın vergiler, gelsin zamlar
    boş geçme vatandaş, at şöyle üç beş.
  • sabah, yine sabah, yine sabah
    düştün yadıma, çektim bir ah
  • biz kuşlara emanet ettik yüreğimizi.
    kendi vicdanında özgür,
    kendi gökyüzünde göçebe,

    nazım hikmet ran
  • günaydın hayat
    bugün de gözlerimi açtığım işe gideceğim,
    güneşi açmışsın,
    yollar açık,
    hava güzel.
    ne kadar çok şey yapmışsın, hayranım sana.
    hep ol he mi.
    günaydın hayat.

    c.ç.
  • hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
    kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
    bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
    hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
    hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
    gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
    ne güzel komşumuzdun sen, fahriye abla!

    eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
    sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
    güneşin batmasına yakın saatlerde
    yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
    yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
    bahçende akasyalar açardı baharla.
    ne şirin komşumuzdun sen, fahriye abla!

    önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
    tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
    içini gıcıklardı bütün erkeklerin
    altın bileziklerle dolu bileklerin.
    açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
    açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
    ne çapkın komşumuzdun sen, fahriye abla!

    gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
    en sonunda varmışsın bir erzincanlıya.
    bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
    hâlâ dağları karlı erzincan’da mısın?
    bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
    hâtırada kalan şey değişmez zamanla,
    ne vefalı komşumuzdun sen, fahriye abla!

    ahmet muhip dranas
  • esenlik bildirisi

    bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
    kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
    yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
    o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir

    duygular paketlenmiş, tecime elverişli
    gövdede gökyüzünü kışkırtan şiir sahtedir
    gazeteler tutuklamış dünya kelimesini
    o dünyadan, o şiirden öcalmalı demektir

    ölüm gelir, ölüm duygusuna karşı saygısız
    ve zekâ babacan tavrıyla tiksinti verir
    söz yavan, kardeşlik şarkıları gayetle tıkız
    öcalınmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir

    yargı kesin: acı duymak ruhun fiyakasıdır
    kin, susturur insanı; adına çıdam denir
    susulunca tutulan çetele simsiyahtır
    o siyah öcalmakcasına gür ve bereketlidir

    vandal yürek! görün ki alkışlanasın
    ez bütün çiçekleri kendine canavar dedir
    haksızlık et, haksız olduğun anlaşılsın
    yaşamak bir sanrı değilse öcalınmak gerektir.

    ismet özel
  • ı
    bütün çocuklar
    yokluk bilmesinler
    et, şeker, süt bulsunlar
    giyimli, tok ve rahat
    gitsinler okullara
    sınıflarını geçsinler.

    büyükler biraz daha yorulsun
    onlar da büyüsünler
    onlar da mesut olsunlar
    geçti, kaç savaş ezikliği
    çocukları düşünsünler
    çocuklar iyi gün görsünler.

    behçet necatigil

    maalesef geçmedi eziklik usta, yıllar geçti çocuk olmak daha da zorlaştı bu topraklarda.
  • herkese günaydın,
    sen zaten güneşsin.