şükela   tümü | bugün
  • şiirlerinde özellikle açığa çıkan karamsar ve melankolik atmosfere çoğu öyküsünde de rastlanır. geçmeyen aşk acısının en somut örneğidir kendisi. (bkz: ebedi)
  • kanımca, kürk mantolu madonna adlı şaheseri, herman melville'in katip bartleby'si ve dostoyevski'nin yeraltından notlar'ı ile birarada okunmalıdır. (bkz: benim de kendime göre sebeplerim var)
  • 2 nisan 1948 de bulgaristan sınırını geçmeye çalışırken kılavuzu tarafından öldürüldügü rivayet edilen yazar.
  • cogumuzun kesfetmekte gec kaldıgı, tanısmayı erteleyıp okuyunca gecen gunlere pısman oldugu yazar. butun karakterlerı canlı, cumlelerı hıc eskımeyen romanları, oykulerı yanınızdan ayırmayın derım ben.
  • yalçın küçüğe göre bulgaristana kaçma işini kolaylaştırmak için çeşitli ifade ve ihbarlarda bulunarak polisle işbirliği yapmıştır. konu yalçın küçük olunca doğruluğu tartışılır oluyor...
  • vakt-i zamanında sinop cezaevinde yazdığı, daha sonra edip akbayram'ın söyledigi aldırma gönül şarkısına (bkz: aldırma gönül) söz olacak olan şiiri, denize sıfır hapishanenin denizi görmeyi engelleyen yüksek duvarlarına bakarak yazdığı düşünülerek bir daha okunursa daha da anlam kazanacak olan şair.
  • rıfat ılgaz ve aziz nesin ile birlikte marko paşa adlı dergiyi çıkartan edebiyat adamı. fakat diğer iki kişiden farklı olarak mizah dergisindeki ciddi yazılarıyla ağır muhalefeti yapan kişidir.
    (bkz: nasıl öldürüldüğünü bilememek)
  • silkeleyen yazar. sinirlarinizi zorluyor ve siz sonunda o nun demek istediklerini dillendiriyorsunuz.
  • güney dergisinin ocak-subat-mart 2005 sayısında, utku erişik tarafından yazılmış bir yazıyla anılmış kişidir. yazıda markopaşa da dahil olmak üzere sabahattin ali'nin çeşitli yazılarından alıntılar da yapılarak politik kimliği ile ilgili yorumlara da yer verilmiştir. bulabileceklerin okumalarını önereceğim bu yazıdan sabahattin ölümüyle ilgili bölümden bir kesiti aşağıya ekliyorum.

    ... sabahattin ali'nin bu yazılarındaki 'doğruların' biraz fazla 'doğru' olması, 'yalan' ve 'yanlış'larla halkı yönetmeye çalışanları rahatsız etti. peki ne oldu sonra? rahatsız olanlar, düzenin falakasına yatırdıkları usta bir yazarın tabanlarına sopayı indirdiler!

    "...işte bu milli düşünce ile birden bire irademi kaybederek elimdeki sopa ile kirap okumakta iken kafasının sol tarafına yüzüne doğru şiddetle vurdum. suratı, gözlükleri, kulağı kan içinde kalmıştı, arkasından aynı yere şiddetle bir daha vurdum. bu iki darbeden sonra sabahattin ali sağ tarafına doğru yıkıldı. ağzından, burnundan kanlarboşandı. dikkat ettim; hafif hafif nefes alıyordu. bu defa üçüncü bir darbeyi ensesine vurunca nefesi tamamen kesildi. ölmüştü."

    yurt dışına kaçmaya karar veren sabahattin ali, kendisini sınırdan geçirecek olan -sözümona- ali ertekin'in işlediği cinayet sonucu yaşamını yitirdi.
    ...
    bu ölüm olayı, ilk günkü karanlığını korumakta hala... sabahattin ali, sofya'dan moskova'ya geçeceğini, oradan da çek pasaportu çıkararak roma ve fransa'daki türkleri örgütleyeceğini söylemiş. ali ertekin ifadesinde, "bu sözleri işitince beynim attı. vaktiyle rusların 93 harbi'nde dedelerime fena muameleler yaptığını babam bana söylemiş ve anlatmıştı. bu sözlerden sonra sabahattin ali'nin türklük ile alakası olmayan ve türk milletine fenalık için harice kaçmak isteyen bir canavar pşduğunu anladım. zaten elinde de şişkin bir çantası vardı, bu çantada mevcut olması muhtemel olan evrakı düşündüm. heyecanım teessüre inkılap etti. titremeye başladım. her geçen saniye asabımı bir kat daha sarsıyordu. gözlerim kararır gibi oldu. işte bu milli düşünce ile..." bu ifadedeki saçmalık aklı başındaki kimseyi ikna edemedi doğal olarak.

    gözleri kararıp titreyecek kadar'milli duygulara' sahip olan ali ertekin, 1946'daerbaşlık yaparken tüfek hırsızlığından dört ay, yirmi güne mahkum olur. bu olaydan sonra ordudan kovulan aynı ali ertekin'in daha sonra mikki emniyet'te çalıştığı ortaya çıkar...
    vay be! vatan için kurşun adanı da, kurşun yiyeni de 'şerefli' ilan edenler ile tüfek hırsızı erbaşın vatan sevgisi arasında kurduğum benzerlik çok mu yanlış sizce de? ya da, faili meçhul bir aydın cinayeti desek şuna, nasıl olur? aklı mantığı yerinde herkes söylesin; sabahattin ali'nin kendisine sınırı geçirmek üzere para verilmiş bir adama yurtdışında yapmayı düşündüğü bütün işleri sıralaması çok mu normal?
    ...