şükela:  tümü | bugün
30 entry daha
  • hocanın "a new system of philosophy-science from the biological standpoint" adlı eseri (http://www.teomandurali.com/…standpoint.preview.jpg) ebook olarak http://www.teomandurali.com/ adresinden yayınlandı. link de şudur: http://www.teomandurali.com/…philosophy-science.pdf

    alternatif linkler:

    http://gigapedia.org/…tand,cat_id:0,cat_page:1.html
    http://rapidshare.com/…/philosophy-science.pdf.html

    ayrıca;

    (bkz: islam dünyası neden geri kaldı)
  • verdiği bir röportajda batı-doğu ekseninde türkiye'nin ve türklüğün (etnik bağlamınının dışında ve ötesinde bir medeniyetin taşıyıcısı olma anlamında) tarihsel pozisyonunu kendim için de referans aldığım şu satırlarla özetleyen düşünür :

    - "kuzey avrupalı, ingiliz, felemenk, alman, buna fransız’ı da katabiliriz , -daha önce dediğim gibi amerika da bunun devamıdır, ayrı bir bahis açmanın alemi yok- iran’ı âri ırkından görüyor. batıda, bütün o aydınlanmacı-insancı nutukların arkasında cılk bir ırk önyargısı vardır ve bunda sağcı-solcu, ilerici-muhafazakar diye ayrılmazlar. ben en ilericilerinde, en mangalda kül bırakmayanlarında bile çok kazıdığında, ya da freud’un deyişiyle bilinçaltları su yüzüne çıktığında, bu vasfı, bu keyfiyeti görüyorum. iran’ı da kendilerinden saymışlardır hep."

    - "batının aydınlanmadan itibaren bilâkaydüşart iran’a, farsa büyük bir eğilimi olmuştur. doğuda, kendi dünyalarının dışında, kendilerinin bir adacığı gibi görmüşlerdir iran’ı.yunan’a duydukları eğilimin tıpkısını iran’a da duymuşlardır. iran’ın hint-avrupalılığını gösterdiğine inanmışlardır. onlara göre müslümanlık kabaysa, ilkelse, vahşiyse, şuysa buysa, bunu o âri iran, şiiliği benimseyerek ve onu bir çeşit milli özellik haline getirerek medenileştirmiş, inceltmiştir. ve orada, yani ancak şiilik kesiminde felsefi değerlerin bulunduğu ortaya konulmuştur. özellikle fransa’da çok öne çıkmıştır bu husus. felsefe insanın en yüksek faaliyetidir. aklın ışıdığı sahadır, bilimin annesidir vs. avrupa da genellikle islam’da felsefenin olmadığını öne sürmüştür. istisnası ise şiiliktir, iran’dır"

    -"arapların büyük kültür başarılarını takdir etmelerine rağmen araplara da sevgi dolu gözlerle bakmıyorlar, bakamıyorlar, çünkü sami ırkından onlar da. iran’ın ikircikli durumu var. islam, gerek müslümanların, gerekse müslüman olmayanların gözünde sünnilikle çakıştırılmıştır."

    - "iran olayı (amerikanın tehditlerinden bahsediyor) doğrudan doğruya islam’la çatışma olayı değildir. burada başka ince ayrılıklar var. bu, bize karşı 1840lardan itibaren yürütülen savaşa benzemiyor. biz yok edilmek istendik, tümüyle ortadan kaldırılmak istendik, çünkü islam’ın çekicisi, lokomotifi, motoruyduk. bizim arkamızda da bir arilik duvarı yoktu. gayet net söylüyor llyod george: “bu adamlar orta asya’dan inmiş bir sürüdür, geldikleri yere geri gönderileceklerdir.” "

    kendisinin bu izahatına metin eloğlu'nun şu dizeleri ile katılmak isterim:
    "burası önce türkiye, sonra pompei’nin son günleri"
  • bugün 2.5 saat süreyle ders anlatan, yakın zamanda emekliye ayrılacak dedikoduları ortalıkta dolaşan fakat ayrılmayacağını söylemiş olan istanbul üniversitesi felsefe bölümü hocaları içerisinde en kalifiye olanı..

    edit: şimdi uzaklardadır efendim kendisi(bkz: irlanda).. okula gitme sebeplerimden birisi ortadan kalktı resmen.. okulun etrafını saran bir auraya sahip sanırsam kendisi..
    bir edit daha: şunda kendisi kırklareli üniversitesi bünyesinde yeni kurulan edebiyat fakültesine dekan olarak atanmıştır.. yanına da faruk akyol hocamısı almıştır..
  • türkiye'nin en nefis upanişadlar diyen insanı.
  • londra merkezli coğrafi tanımlamaların en klasik örneklerinden olan "ortadoğu"'ya, batı asya demeyi daha uygun gören düşünürdür.
  • "...bize, tarihte farslar kadar benzeyen başka bir toplum gösteremem size. hani hep derler ya bizim bir takım “çıt kırıldım”lar: “ah yunanlılarla ne kadar benzeşiyoruz., dolmalarız var, fasulyemiz var, kahvemiz var” bilmem neyimiz var… bunların hepsi laf-ı güzaf!.. gayet tabii osmanlı’nın çatısı altında, şemsiyesi altında millet olmuşuz 600 yıldır. bu çok uzun bir süre. kaç milletin 600 sene ortak tarih var? iran’la biz, bir devletin çatısı altında yaşamamış olmakla birlikte, -çok eskiyi, selçukluları bir tarafa bırakırsak, yakın tarihlerde, son bin yıl içerisinde diyelim- yaşamamış olmakla birlikte muazzam bir benzerliğimiz var. gelenekler, görenekler, dünyaya bakış, tiplerimiz… acem tipiyle, osmanlı türk tipini ayırt etmeniz son derece zor, hatta imkânsızdır. yani bunun en güzel örneği; buraya yaklaşık iki milyon iranlı mülteci geldi, -ben de onarın en sık yaşadıkları yörede çalışıyorum laleli’de- adamlar kendi aralarında konuşmadıkları sürece, “işte bu iranlıdır” diye göstermezsiniz. ancak konuştukları vakit anlıyorsunuz, bu farslı diyorsunuz. birçok unsur sayabilirim. bu bakımdan birçok benzerlik var aramızda. halkın yaşayışı, devletin resmî ideolojisi sünnî olmakla birlikte, halk arasında –ne diyeyim- şiîmsi tavırlar baskındır. yani tarikatları düşündüğümüz takdirde, işte önemli bir sayıda vatandaşımızın alevî olması, en önemli unsurumuz olan türkmenlerin alevî olduğunu düşünürsek vesaire… büyük bir itikadî benzerlik de var arada. bu anlamda, bir ipte iki cambaz oynuyor. iran-türk ilişkilerini bu zaviyeden görmek lazım: “bir ipte oynayan iki cambaz olarak.” ve iran, osmanlı’nın islâm’ın çekicisi olma tavrını kıskanmıştır. biz ne zaman avrupa’ya islâm adına sefere çıkmışsak, arkamızdan hançerlemiştir. yani bunu hıristiyanlara yardım olsun diye yaptığını sanmıyorum."

    http://fazilduygun.blogcu.com/4814798/
331 entry daha

hesabın var mı? giriş yap