şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kemal sunal'in cevirdigi filmlerin en kotulerinden biri... kemal sunal yine her zaman oldugu gibi filmin basinda aptal ama sonunda birden zekilesip mesaj verip filmi bitiriyor .
  • başrolünü dustin hoffman'ın oynadığı tootsie adlı orijinalinden zannederim birebir olarak araklanmış film.
  • halveti tarikatının bir koludur.
  • filmin icindeki film setinde gecen sahnelerin o donemin film cekme anlayısını cok iyi yansıttıgı ironik film.ironik cunku kartla tibet'inde gozuktugu o sahnelerde tiye aldıkları seyleri,filmde kendileri yapıyolar.ya kotu bi film cektiklerinin farkındalar,ya da o donemki ve gecmisde cekilen nayır nolamazli filmleri tiye almak yerine,ciddi ciddi cekmisler o sahneleri.ikiside kotu gerci.
  • kartal tibet ile filmde rol alacak sabaniye unsurunu iceren eşsiz yapıt.
    reji:
    hazır mısınız kartal bey?

    kartal tibet:
    nnnazırım!

    reji(şabaniye'ye dönerek):
    peki ya siz şabaniyaanım?

    şabaniye:
    ben de "nazırım".
  • sabaniye cok unlu olmustur,barda kendisinden imza isteyen hayraninin elini imzaladiktan sonra
    hayran:bu imzayi omrum boyu silmicem
    sabaniye:ay kokarsin kiz
  • "varsın ölüm senden gelsin be gülüm, biz onu şerbet der içeriz" arabesk diyaloğuyla alkış tutmak istediğim yüce insan kemal sunal'ın adilem'le çevirdiği bir film.
  • siradan bir izleyici olmanin disinda turk sinemasi tarihinden anlamam ama bana oyle geliyor ki sabaniye 80li yillarda turk sinemasinin icinde bulundugu darbogazi cok guzel simgeliyor, belki bir cikis yoklama denemesi.

    80li yillar diyorum, boyle yimsak koltuklu, dolby stereo ses duzenli sinema salonlari yoktu o zamanlar. hatta sinema salonu da bugun buyuk sehirlerde her kosebasinda mantar gibi bitmis cep sinemalari dikkate alinirsa yok denecek kadar azdi. o zamanlar babamin elimizden tutup bir et’ye, bir rockye goturdugunu hatirliyorum ama orduevi sinemasi disinda turk filmi oynatan yer var miydi acaba ankara’da, onu hatirlamiyorum. girgir’dan anlayabildigim kadariyla bir video furyasi vardi ve insanlar turk filmlerini videoda izliyordu. ve simdi geriye bakinca farkina variyorum ki o yillarda yesilcam’in o kara gozlumlu, kezban paristeli romantik turk sinemasi tukenmis artik: zengin kizla fakir oglanin* askindan daha kac film yapabilirlerdi ki?

    guzel olmadigim kadar da kustahim, nnevet, insanlari biktirmis bu romantizm, bu mutlu sonlar. 80li yillarin, darbe sonrasi ortamlarindan, gercek hayatin igrencliginden kacis icin ya “bana bir masal anlat baba, ama benim hayatima o kadar yabanci olsun ki inanmayayim da hani bana hani bana diye kahrolmayayim” diyerek rocky’e, ya “hayat bizi becerdi, biz de becerenleri izleyelim” diyerek iki film pespese miki filmlere yonelmis olmalilar insanlar. yesilcam’dan ise bunyeler ancak gulmek icin suluzirtlak komedileri ya da sular seller gibi aglamak icin arabeskcilerin klip tadindaki filmleri kabul edebilir duruma gelmis. benim cocuk algilarim ve hafizamdan kalanlari bugun yorumlayisim bu sekilde.

    sabaniye’nin bu cocuk algisina hedef olusu ise “diyarbakir’dan gelip ankara istikametinde yol alan oz diyarbakir seyahatin sayin yolculari”ndan biri oldugum zamana denk gelir. (otobusun tavanina bir sekilde monte edilmis kucuk boy tv ve video ikilisine katkilarindan dolayi tesekkur ederim.) filme emegi gecenler “otobuste yolcularin kafalarini gerekirse koridora dogru uzatarak izleyecekleri bir film yapalim. eglenceli olsun-seyirciyi baglasin, hafif olsun-yorgun beyinler zorlanmasin.” niyetiyle yola cikmis gibiler bu filmde. ama bir de ustune “seyirci zorlanmasin diye bizden bir meseleyi (kan davasi) alip, absurdlestirelim, olaganustu hale getirelim, ne edelim? ne edelim? hah, bak tootsie iyi voli vurdu, bizim kemal’i* kadin edelim” de demis olabilirler. artik ne dedilerse bir sekilde bu fantastik film ortaya cikmis.

    bu absurdlestirme isini yaparken –hani biraz zaz ekibi filmlerindeki gibi- bir durum olusmus, bilincli yapildigina inaniyorum. o doneme kadarki, artik oeh dedirten turk filmi kliseleriyle bir guzel dalga gecilmis. mesela kiraladigi adamlari kizin ustune salip sonra onlari dovup kizi kurtarma cabasi, mesela pavyon sahneleri. kartallar yuksek ucar tipi hanimaga bile filmde karsiligini bulmustur.* saban(iye)-kan dusmani-kan dusmaninin kizkardesi arasindaki ask ucgeni(dortgeni?) cercevesindeki romantik sahneler ise… hmm… agaclar arasinda gunbatimina karsi yakalamaca oynayan, sonra dusup otlarin arasinda yan yana uzanan sevgili sahnelerine gondermedir. sabaniye’nin olursem kabrime gelme‘yi soyleyerek pavyonda sigara saticiligindan assolistlige yaptigi sicrayis teknik ve artistik puanlarda full cekmistir, o sahneye ozellikle hastayimdir.

    daha uzatirim ben bu bahsi, ama ozet geceyim. bana gore -imho diyeyim ustune basa basa- sabaniye yesilcam’in 80li yillarda icine yuvarlandigi kara kuyudan eskilerin uzerine basa basa yukselerek ve hollywood’un tutacak bir el uzattigini umarak cikma cabasidir. kemal sunal’in kisisinde ozdeslesmis komiklik de her adimda kuyunun duvarlarina gecirilen tirnaklar olsa gerek.
  • filmin can alıcı replikleri ve kopartan diyalogları şöyledir:

    (filmin başlangıcı, mekan: şaban'ın evi, şaban divanın üstünde sazıyla beste yapmaya çalışmaktadır, kahramanımızın annesi adile naşit ise fasulye veya benzeri bir sebze ayıklamakla uğraşmaktadır.)

    şaban:tırttı ttırr (sazını tıngırdatır) gönlüm perişan kalbim kırıkhhh...senin yüzünden oldum..oldum..oldum....ana bee kırığa bi kafiye bulsana?
    adile:hmmm hmm..çıkık..
    şaban:olur mu be ana bee.
    adile:tırık
    şaban:aman bee olur mu bee..
    adile: hıçkırık!!!
    şaban:hahhh şimdi oldu..gönlüm perişan kalbim kırıkk..senin yüzüden oldum hıçkırık saçların sarıı gözlerin ela...

    (ikinci kopartan diyaloğumuz, adile ve şaban'ın gazinoya kaçısı sonrası yaşanmıştır, mekan gazinodur,kan davalısı şehmuz şaban'ın izinini bulmuştur ve onları gazinoya kadar takip etmiştir, kapıdan girince şaban'a gıcık olan şef garsonu görür..)

    şehmuz: sen kimsin?
    şef garson: ben bu gazinonun şef garsonuyum!
    şehmuz: şaban nerde?
    şef garson: napıcaksınız?
    şehmuz: geberticez!
    şef garson: ne geberticek misiniz? gebertin onu nolur! bir vatandaşlık görevidir şaban'ın imhası!!!
    şehmuz: yürüyün manyak bu herif....

    (bomba sahne üüüç! şehmuz ve adamları şaban'ın annesinin odasına pat diye girerler..ama olanlar olmuştur şaban, şabaniye'ye dönüşmüş yalanlar bulunmuştur!)

    şehmuz: şaban nerde? bu kim?
    adile: bu şey kızım ..ihihi ikinci kocamdan
    şabaniye: evet anam biriniciyi eskitti ikiniciyi de bitirdi şimdi üçüncüyü arıyoruz sen talipsen seni anama ayarlayabilirim..
    şehmuz: şaban nerde?
    şabaniye: ayh abimimi arıyosunuz zaten hiç sevmem..
    şehmuz: çekil arıycaz
    şabaniye: ay anne ay elledi beni! bir genç kızın odasına nasıl böyle girebilirsiniz ay dokundu ! ay sarıldık üf!!!!

    (bomba sahne dööört!! şabaniye gazinoda çiçek satmaya başlamıştır..ve şehmuz yine şaban'ı bulmak adına gazinoya gelir..)

    şabaniye: çiçekçii..güzel çiçeklerim vaar.
    şehmuz: çiçekçi gel buraya
    şabaniye: buyrun güzel çiçeklerim var şundan veriyim bundan ister misiniz?
    şehmuz: abin nerde
    şabaniye: abim mi? napıcaksınız abimi?......
    ...(bu sırada arkadan sazzlar girer..)
    şabaniye:öldürüceksiniz diy miii? öldürüceksiniz (ağlamaklı)..ölürsem kabrime gelme istemeemm..ölürsem kabrime gelme istemem..acıyıp lütfedip sevme istemem..acıyıp lütfedip sevme istemem ..akan gözyaşlarımı silme istemem..akan gözyaşlarımı silme istemem..is-istememmm aaahhh..isteemeeeeeem...

    (bomba sahne 5! şehmuz bu şarkıdan sonra şabaniyeye abayı yakmıştır..birgün şabaniyeyi dinlemye gelir yanında kardeşi çiğdem tunç'u da ** getirmiştir)

    çiğdem tunç: şaban nerde?
    şabaniye: ayol dur şekerim bi tanışalım bişey içer misin geç şöyle oturr?
    çiğdem: şaban nerde dedim? abimin gözünü boyamışsın ama bana yutturamazsın söyle şaban nerde?
    adile: şaban...eee...şey..şaban libya'ya gitti!!
    şehmuz: orası neresi?
    şabaniye:bak şimdi şurdan dönüyosun..sola dön..sonra cup denize yüzyüz yüz..arapları gördün mü hah arapları gördün mü orası libya!!!
    çiğdem: ne zaman dönücek?
    şabaniye:eee bilmiyoruzz...

    (bomba sahne 6! gazino sahibi de tıpkı şehmuz gibi şabaniye'nin mükemmel çekiciliğine ve seksiyetine dayanamayıp şabaniye'ye aşık olmuştur onu bir eve götürür!! ..)

    dursun: bak şabaniyem gülümm. bi tenemm..
    şabaniye: ayol dursun bu ne neden getirdin buraya bizi..
    adile: ay eve bak sarayy saray...
    şabaniye: (sendeler bi yerde) ayhh basamaklı ev..
    dursun: işte bakk..eve bak..(dolabı açar) kürkler..mücevherlerr..
    adile: ayy şunlara bak ayy çok güzel..
    şabaniye: bunlar ne dursun?
    dursun: (camın önüne gider..) son model araba..bu ev..kürkler mücevherler....bunlar kimuunn??
    şabaniye: kimin?
    dursun: benuuuum!! ama benum olursaan!! sizuuuun!
    adile: ben onunla bi konuşiim..(birlikte başka bi yere doğru giderler) evet de bi tanem!!
    şabaniye: ulan anne manyak mısın ne eveti sen evlen herifle..
    adile: şaban öldü şaban maban yok! şabaniye var artık güzelll kızım şabaniyemm...dursun beyciim düşünmek istiyoruz
    dursun: neyse o zaman! ben cideyrum! beçlemesinu bilirum..

    (bomba sahne 7! şabaniye şehmuzun evine gitmiştir..)

    aliye rona: (uyuz tavırlarla şabaniyeyi süzmektedir)...
    şabaniye: ay havalarda çok sıcak..
    şehmuz: anne nolurr...
    şabaniye: ah ah kahvelerde çok güzelmiş..şehmuz konuşmuyor.. annen dilsiz mi?..
    şehmuz: anne lütfen..
    çiğdem tunç: anne kahve?
    aliye rona: ben kahve içmiyorumm!!
    şabaniye: ah konuştu konuştu!!! sonunda..
    aliye rona: şehmuz beni odama götür!!
    ..
    odada:

    aliye rona:inanmıyorum sana oğul..hem kanlımızın kızkardeşi, hem şarkıcı, hem de çirkin!!!!!!

    o sırada şabaniye çiğdem tunç'a fal bakmaktadır:

    çiğdem tunç: erkek merkek bilmem
    şabaniye:aa burda biri var...bak büyük burunlu..şöyle şöyle dişleri var..aaa bak bak el sallıyo el sallıyo..
    çiğdem tunç:sanmam..

    bir süre sonra dışarda:

    çiğdem tunç: ben sana çok ısındım şabaniye abla..abla diyebilir miyim sana?
    şabaniye:abla de, yavrum de, anam de ben hiç alınmam!

    (bomba sahne 8! şabaniye film setinde..)

    yönetmen:evet jönümüzle tanışın..
    şabaniye:aaa ben bu herifi bi yerden tanıyorum..
    kartal tibet: benn kartal tibet..
    şabaniye:aaa..
    kartal tibet: (elindeki sigarayı yere atar) bennnnnazıırım!.
    şabaniye: ben de nazırım...