şükela:  tümü | bugün
  • pediatri profesoru hanimefendi.robert kolejli ve cerrahpasa tip'li.. "cocuga ayrilan zamanin coklugu degil verimi onemlidir" diyerek calisan annelerin yuregine su serpen bilirkisi. anne iş'te kitabinin yazari.. calisan annelerin bu kitaptan ogrenecegi cok sey var, ruh sagligi saglam bir cocuk yetistirmenin tum recetesini veriyor, kalemine saglik..
  • zannediyorum biraz daha az ukala olmayı, karşısındakini aşağılamamayı başarabilse, bir de hitap ettiği insanların tıp eğitimi almadıkları, almak zorunda da olmadıkları gerçeğini unutmasa dinelenbilir olabilir. ama bunlar onun umrunda değil zira o sadece beyinle ilgileniyor (öyle dedi, ben onun yalancısıyım)
  • geçenlerde bir programını sizledim sabah. nasıl bir profesörse çocukların yanlarında onların sorunlarından bahsedilmemesi gerektiğini öğrenememiş. olay şöyle vuku buldu:

    esas oğlan kardeşimiz ilkokul 1. sınıf öğrencisi ve okulda tuvalete girememekten şikayetçi. annesi televizyona sabiha hanımın programına çıkıyor. yanında bebesi. başlıyor anlatmaya

    - efendim bu (çocuğuna bu diyor) okulda tuvalete giremiyor, korkuyor, çok sıkılıyor, ağlıyor. vıdı vıdı vıdı vıdı ne yapacağız?

    çocuk annesinin yanında süklüm püklüm ağlamaklı gözlerle oturmakta.

    ve sabiha hanım çocuğa döner, ses tonunu çocusulaştırarak:

    - sen korkuyo musun bakiim? hı? ne var o tuvalette (demek istiyorum ki orası korkulacak bir yer)
    ve devam eder
    - neler var? napıyorlar sana? ne görüyorsun orda? hmmm... (evet evet kesinlikle korkuacak bir yer)

    ve bunlar 70 milyonun önünde oluyor. çocuğun düştüğü duruma bakınız. yarın okulda arkadaşları tuvaletten korkan salak diye dalga geçecekler. ömür boyunca o programa çıkması zihninde yer edecek. zavallı çocuk hayatı bitti farkında değil.

    zaten problem bizim ülkemizde ve insanımızda. profesör ya da benzeri bir ünvan gördük mü adamın başında onun her dediğinin her yaptığının doğru olduğunu sanırız. ve bir tanrı kulu da çıkıp ya kadın o çocuğu orada mundar ettin diyemiyor. zaten telefonla bağlanmak da imkansız doktorum programına. ah bir çıkaydım neler diyecektim hanımefendiye. neyse buradan duymuştur belki asistanları. selam ederim.
  • medyada pek de bilimsel olmayan bilgileri kendinden çok emin, ahmet maranki uslubunda sunan doktor.
  • "belirli yaş aralığında çocuğa belli uyaranları vermezsek, beyni bozarız"
    (balçiçek pamir'le söz sende)
  • karşındaki nevzat tarhan'a yaşam alanı bırakmamış bi insan olarak, çocukta egosantirzmi aşmanın yollarını anlatıyor. kinaye budur.
    kendisi bi şey söylüyor, nevzat tarhan başka bi şey söylüyor. iki farklı görüş oluyor.
    bakçiçek pamir "seyirci hangisini doğru kabul edeceğine kendisi karar versin" diyor
    ama sabiha hanım mümkün değil izin vermiyor. illa kendi dediği doğru olacak. nevzat bey iddialaşmıyor. biliyor çünkü, manası yok.
    öyle görülüyor ki sabiha hanım için, kendi doğrusu var ve aksi yok. hatta aksi yönde bi fikir, onun için saldırı niteliği taşıyor.
    bence kendisi şu an yapığı işi bırakıp, sınıf öğretmenliği yapsa daha mutlu olur. ama öğrencileri için üzülürüm.
  • homofobik, seksist ve ataerkil düzen savunucusu nörolog. çocuklara erkeklerin güçlü ve otoriter, kadınların ise duygusal ve kırılgan olduklarının öğretilmesi gerektiğini aksi takdirde homoseksüelliğin yaygınlaşacağını savunuyor.* bunun için de biçilmiş kaftan anne-babanın birbirleriyle olan ilişkisiymiş. gerçekte kadın daha dominant ve otoriter olsa bile ebeveyn çocuğun yanında tersiymiş gibi rol yapmalıymış. (bkz: bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün)

    böyle insanların prof. dr. ünvanı alıp geleceğin hekimlerini yetiştirmeleri, yetmezmiş gibi bir de üstüne televizyona çıkmaları, bilmiş ve daha da iticisi dediğim dedik çaldığım düdük bir edayla insanların karşısında ahkam kesmeleri, sözde akıl vermeleri tek kelimeyle korkunç. rabbim hepimizi bu kadın gibi duvardaki diploması hasebiyle kendini bir halt sanan zevattan korusun. gerçekten diyecek bir şey bulamıyorum. yani aslında buluyorum da (bkz: #21109457)
  • şaka gibi kadın.

    geçen bir evliliği bitirmek için yeter koşulları sayıyor. 3.5 tane imiş bunlar. ilk üçünü tam hatırlamıyorum da işte biri eşlerden birinin ciddi psikolojik sorunları olması diğerleri de buna benzer şeylerdi. üç buçukuncuya geldi ve ''kadının erkeği aldatmasıdır.'' diye meşhur sansasyonel iddialarından birini daha yumurtladı. aldatmayı yarım sebep sayması ona göre erkeğin karısını aldatmasının ayrılmayı gerektirmemesiymiş. kendisi yıllardır paleontolojik araştırmalara yoğunlaşmışmış, efendim doğada erkekler çok eşli dişiler tek eşliymiş de bir tane bunun zıddı örnek yokmuş da... doğada bunun zıddı örnek olmaması iddiasının tamamen yanlış olmasını geçtim*** (bkz: polyandry) hatta (bkz: polygynandry), insan denen varlığı sosyal boyutundan koparması hatta bunu doğada aslında olmayan ve tamamen sosyal bir kurum olan evlilik müessesesinin yüzü suyu hürmetine yapması ve bunu yaparken de bilimselim, doğruyum, yanlışlanamam, susun sizi dinlemiyorum bile bakın kulaklarımı kapadım modunda debelenmesi tipik bir bize özgü bilim insanı, tahsilli, 'aydın' trajedisi. daha evvel de dedim yine demekten alamıyorum kendimi: ''bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün sabiha hanım.''

    edit: yeni bir şey yakaladım. kendi websitesindeki bir makaleden alıntı: ''empatisi yüksek kadın erkeğin çok eşli olduğunun farkındadır. kocasının parkta tahteravalli, salıncak, kaydıraklara binip biraz eğlenmesine fırsat tanır.'' ben daha da bir şey demiyorum.
  • kanal d'nin bu kadını hala daha doktorum programına çıkarttığına inanamıyorum. bizim ülkemizde daha iyi, daha profesyonel ve insanları daha iyi bilgilendirebilecek, konuşması da tavırları da düzgün birçok nörolog var. ne bu ısrar ne bu vurdum duymazlık? bi duyun sesimizi...