şükela:  tümü | bugün
  • kitap ehli sayılan dinlerden biridir(diğerleri hristiyanlık,yahudilik ve müslümanlıktır)gökyüzü sembollerine tapınma esastır.güneş kültü ağır basar.tüm dinlerin sabiilikten doğduğu yaygın bir inançtır.
  • sabiilik kendisi tek tanrili bir din degildir (bkz: tek tanrili dinler), indirilmis kitabi da yoktur dolayisi ile semavi dinlerden degildir.
    ortadoguda dogmus , basta gunes ve ay olmak uzere gok cisimlerine tapinilan ( yada alternatif olarak isiga) epey eski bir dindir. kimilerine gora aslinda burada tapinilan gercekte gok cisimleri degildir. sabii doga ruhlarina tapar ve yildizlar doga ruhlarinin en acik disa vurumudur, ya da aslinda isiga taparlar (isik vs karanlik , iyi vs kotuolayi).

    hz ibrahimin de tek tanrili dine gecmeden once mensup oldugu iddia edilen dindir. nitekim efsaneye gore hz ibrahim once yildizlara tapar sonra gercek tanriyi bulur (bkz: hz ibrahim)

    bazi ibadet ve gelenek sekilleri ile sabiilik semavi dinlere cok benzer o yuzden kimi tarihcilerlerce semavi dinlerin atasi olarak gosterilir.
    mesela islam ile olan iliskisine dair iki farli gorusu su adreslerde gorebiliriz:

    http://www.yeniarayislar.com/elestiri/sabiilik.htm
    http://www.islamiyetgercekleri.org/oruc.html
  • islamiyet’in yayılma yıllarında anadolu'da ve mezopotamya'da, hıristiyanlığın yanı sıra, batıni doktrinden kaynaklanan saabilik inancı hüküm sürmekteydi. anadolu’nun bizans yönetimindeki topraklarında hıristiyanlık ön plandaysa da, özellikle doğu anadolu'da, fırat çevresinde saabiler çoğunluktaydı. saabilik çok eskilere, sümerlere kadar dayanan babil okulu öğretisinin halka mal olmuş şekliydi. tüm tek tanrılı dinlere şu ya da bu şekilde kaynaklık etmiş olan saabilik, büyük iskender'in bu toprakları fethi sırasında pisagorculukla tanışmış ve saabi öğretisi yeni bir ivme kazanmıştı. pisagoryen öğreti, saabiler arasında zaten var olan batıni inançların yenilenmesinde ve her iki akımın birleşerek, ismaililik denilen müessesenin oluşmasında rol oynamıştır.

    saabilik, ilerde inceleyeceğimiz şamanizm gibi, ilk tek tanrılı din olan güneş kültü dininin, yüce tanrının sembolü olarak kabul ettiği güneşi, tanrının kendisi yerine koymuş bir inanış biçimidir. saabiler, başta güneş olmak üzere, yedi yıldıza tapınırlardı. bunlar, en yüce tanrı olan güneş tanrısı "şamaş", onun dişil yönü olarak kabul edilen ay tanrıçası "sin", ve diğer vasıflarının temsilcileri olan merkür tanrısı "nabu", venüs tanrısı "iştar", mars tanrısı "nergal", jüpiter tanrısı "marduk" ve satürn tanrıçası "ninutra" idi. saabiler, bu tanrı ve tanrıçaların yanı sıra, hermes'i, pisagor'u, orfe'yi de birer yarı tanrı olarak görüyorlardı.

    kuran'da tek tanrılı dinler arasında, saabilik de sayılmaktadır. bunun nedeni, islamiyet'in birçok söyleminin ve tapınım tarzının saabilikten geliyor olmasıdır. namaz kılma, oruç tutma, kurban kesme ve kutsal yerleri ziyaret etme, yani hac gibi ibadet tarzlarının yanı sıra, her namaz öncesi abdest alma gibi adetler, hep saabi kökenlidir. saabilikte, yedi gezegenin her biri için, günde yedi kez namaz kılınırken, bu sayı islamiyet’te beşe indirilmiştir. ay görününce oruca başlanması ve izleyen ayın başında bitmesi geleneği, islamiyet’ten önce saabiler arasında görülmektedir. halife memun döneminde müslüman orduları, harran'da saabilerle karşılaşmışlar ancak, diğer güneş kültü inanırlarının hepsi putperest diye nitelendirilerek, islamiyet’i kabule zorlamışlarken, saabilere, hıristiyan ve yahudilere tanındığı gibi, belli bir miktar para vermeleri karşılığında kendi inanç sistemleri içinde kalmaları hakkı verilmiştir.

    saabilik'te, her gezegen için her gün namaz kılınmasının yanı sıra, haftanın günlerinin her biri, bir gezegene özel ayinler düzenlenmesi için ayrılmıştır. pazar günleri güneş ayinlerine, pazartesi ay ayinlerine, salı mars, çarşamba merkür, perşembe jüpiter, cuma venüs ve cumartesileri de satürn ayinlerine ayrılmıştır. latince kaynaklı batı dillerinde günlerin isimleri, bu güneş kültünün günümüze yansımasından başka bir şey değildir. örneğin pazar "sunday" güneş günü, pazartesi "monday" ay günü ve cumartesi "saturday" de satürn günüdür.

    bu tapınım şekli, iskender işgali döneminde pisagoryen öğreti ile karşılaşılınca bir nebze değişmiş ve saabilik, bir yüce varlık ve onun yönetimi altındaki altı yardımcısına inanmak şekline dönüşmüştür. aynı dönemde hava, su, toprak, ateş gibi dört temel elemana, cansız varlıkların, bitkilerin ve hayvanların da ruhları bulunduğuna, yüce varlığa yalnız sevgi ile ulaşılabileceğine inanmak gibi batıni inanç biçimleri de saabiliğe yerleşmiştir. saabiler için artık, hermes, orfe ve pisagor ulu tanrı ile bir olmayı başarmış yüce ruhlar, yarı tanrılardır.

    saabilik'te de, diğer batıni ekollerde olduğu gibi sır saklamak esastır. saabiler, kendilerinden olmayanlara sırlarını kesinlikle vermezler. saabiliğin yozlaşmış bir devamı niteliğinde olan günümüz yezidiliğinde, aynı sır saklama prensibi olduğu gibi korunmakta ve yabancılar, topluluk içine kesinlikle alınmamaktadır.

    saabilerin sır ayinleri, gezegenlere ithaf edilmiş mabetlerin altındaki salonlarda yapılırdı. bu salonlar, önce aslına tapınılan, pisagoryen etkileşimden sonra birer sembol haline dönüşmüş olan gezegenlerin heykelleri ile doluydu. saabiliğin bir kolu da arap yarımadasındaydı. ibrahim ile birlikte mısır'a göç eden saabilerin bir kolu da, yemen'e gitmişti. kuran'da, bu yemen inanışına değinilmekte ve onlardan tek tanrılı "hanif din" inanırları olarak bahsedilmektedir. islamiyet üzerinde, öğretileriyle etkili olan da, saabiliğin bu koludur.

    bazı araştırmacılara göre, ibrahim ve oğulları tarafından hicaz’da inşa edilen kabe, bir güneş tapınım merkezidir. kureyşliler, kendilerinin ismail neslinden olduklarını söylerler. ismail, hicaz’a yerleştikten sonra cürhum kabilesinden bir sami kadınla evlenmiş ve babası ibrahim ile birlikte kabe’yi inşa etmiştir. ibrahim ve ismail mekke’de, ‘kabe tarikatı’ adı altında, mabedi korumakla görevli batıni bir örgüt kurmuştur.

    yemen sabaları ve muhammed’in atalarının kökleri, bu örgüte dayanmaktadır. nitekim, yüzyıllarca ailesi kabe’yi koruyan muhammed’in de, kabe ve civarını emniyet altına almakla görevli bir tarikatın üyesi olduğu yolunda bilgiler, günümüze kadar ulaşmıştır. hılfül füdul adıyla, ibrahim tarafından kurulan kabe tarikatının amacı, mabedin düşmanlardan korunmasının yanı sıra, tek tanrılı din inancının da yaşamasının sağlanmasıdır. bu dinin inanırlarına hicaz’da, hanif din inanırları denilmiştir. tarikat, zamanla zayıflamışsa da, muhammed’in amcalarından ez zübeyr, hanif dinin bir gereği olan hac ibadeti döneminde kabileler arasında çıkabilecek çatışmaları engellemek ve ticareti geliştirebilmek amacıyla “allah’ın sulhu ayları” müessesini kurmuş, sulhu korumak için de, eski hılfül füdul teşkilatını canlandırmıştır. islamiyet’in ilanından önce kurulmuş olan “allah’ın sulhu ayları” müessesinin adından da görüleceği üzere, “allah”, hanif dinin tek tanrısının adıdır ve islamiyet’e, bu dinden geçmiştir.

    yeniden canlandırılan hılfül füdul, zalimlere karşı mazlumların hakkını savunmak için yemin edenlerden oluşmuştur. üyelerinin tamamı, hanif din inanırıdır. üyelere, savaş sanatının yanı sıra, hanif dinin öğretileri de verilmiştir. muhammed’in ailesi beni haşim, muhammed’in annesinin ailesi beni zühre, ebu bekir’in ailesi beni teym ile, beni muttalip, bu teşkilatın bel kemiğini oluşturmuşlardır. mekke halkı arasında lakabı ‘el emin’ olan muhammed’in, bu teşkilata üye olmaktan gurur duyduğunu sık sık ifade ettiği belirtilmektedir. islamiyet’in, zor ilk yıllarında da muhammed’e, bu hatırı sayılır bir kuvvet olan teşkilatın, büyük yardımları olmuştur. muhammed ve islamiyet karşıtlarının, onu öldürme girişimleri, bu teşkilatın üyelerinin yardımı ile, atıl kalmıştır. bu bilgilerden, muhammed’in amca oğlu ali’nin de, aynı teşkilatın üyesi olduğu sonucu çıkarılabilir. ali ile karşıtları arasındaki hilafet çekişmesinin de, islamiyet’in hanif din yanlıları ile, ortodoks sünniler arasındaki bir çekişme olduğu düşünülebilir. islamiyet’i sonradan kabul etmiş tüm batıni ekol yanlılarının ali yandaşı olmalarının altında da, benzer idealleri paylaşma olgusunun yatması kuvvetle muhtemeldir.
    kaynak: http://historicalsense.com/…rchive/ismaililik_2.htm
  • varlığın birliğine inanılan ve ışığın kutsal sayıldığı, tek tanrılı bir din olma özelliğini taşırken daha sonradan yozlaşmış olan bir din.

    (bkz: hermes)
  • kuran'da yahudilik, hristiyanlık, islamiyet'le beraber anılan ehl-i kitap bir din.

    şahsen hakkında çok az şey bilmeme rağmen, hakkında çok meraklıyım...

    sadece şunu biliyorum:

    halife mehdi, güneydoğu anadolu'dan geçerken, pagan bilgelere rastgelmiş. halife, bunlara kim olduğunu sormuş. onlar da, o zamanki, islam hukukunda paganlara yaşam hakkı verilmediğinden "biz sabiileriz" demişler.

    halife de, sabiilerle ilgili, benim gibi çok az şey bildiğinden olmalı, bir de, ilme değer verdiğinden onlara yaşam hakkı vermekle kalmamış, sözde sabiileri, beyt-ül hikme'ye * götürmüş.

    sonra onlar orada, mutlu-mutlu yaşarken, islam medeniyeti'ne de pek çok katkılarda bulunmuş, en sonunda da müslümanlaşmışlardır.
  • . "...sabiiler hakkında çeşitli rivayetler vardır. bir görüşü göre, hz. ibrahim'in dinini devam ettiren eski bir topluluk idi. müfessirlerin bazıları da sabiilik'in yahudilikle hıristiyanlık arasında tevhidci bir din olduğunu belirtmişlerdi. bazı yeni araştırmacılar ise, sabiilerin babil'de yaşayan ve yarı hıristiyan olan bir mezhep müntesibi olduklarını ve hz. yahya'nın tabilerine benzediklerini ifade etmişlerdir." http://www.kuranmeali.com/…ureno=2&ayet=62&notno=19

    . "sabiiler, eski çağlarda iki grup insan bu adla tanınmaktadır:
    1) ırak'ın yukarı bölgesinde büyük bir çoğunluk halinde bulunan ve vaftizi uygulayan hz. yahya'nın (a.s) takipçileri.
    2) dinlerini şit ve idris (a.s) peygamberlere dayandıran ve elementlerin gezengenler tarafından, gezegenlerin de melekler tarafından yönetildiğine inanan yıldızlara tapan insanlar. merkezleri harran'dı ve kolları tüm ırak'a yayılmıştı. bunlar, felsefe ve bilimdeki ileri bilgileri ve tıptaki başarıları ile bilinirler." http://www.kuranmeali.com/…ir.asp?sureno=22&ayet=17

    . "sabiiler, yahudilik ile hristiyanlık arasındaki tek tanrılı bir dini grup olarak bilinmektedir. isimleri (bu isim, 'kendini (suya) daldırdı' anlamındaki aramice 'tsebha' fiilinden türetilmiştir), onların hz. yahya'nın takipçileri olduklarına işaret etmektedir, ki bu durumda, bugün hala ırak'ta yaşayan ve mandeliler diye tanınan bir topluluğa mensup olabilirler. ancak onları, islam'ın ilk çağlarında mevcut olan ve müslümanlarca bütün tek tanrılı din saliklerine tanınan avantajları elde etmek için gerçek sabiilerin ismini bilinçli olarak kabullenmiş olmaları muhtemel bir 'bilinemezci' (gnostic) mezhep olan 'harran sabiileri' ile karıştırmamalıyız." http://www.kuranmeali.com/…ma.asp?sureno=2&notno=49

    ~

    ikisinde iyilikle olmak üzere kuran-ı kerim'in üç suresinde kendilerinden bahsedilir:

    . "iman edenler ile yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur; onlar üzülecek de değillerdir." (maide/69)

    . "şüphesiz iman edenler; yani yahudilerden, hıristiyanlardan ve sabiilerden allah'a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp salih amel işleyenler için rableri katında mükafatlar vardır. onlar için herhangi bir korku yoktur. onlar üzüntü çekmeyeceklerdir." (bakara/62)

    . "mümin olanlar, yahudi olanlar, sabiiler, hıristiyanlar, mecusiler ve müşrik olanlara gelince, muhakkak ki allah, bunlar arasında kıyamet gününde (ayrı ayrı) hükmünü verir. çünkü allah her şeyi hakkıyla bilendir. (hac/17)
  • yıldızlara tapan bir topluluk olmasından kaynaklı günümüzde kaybolmuş bir dindir.

    bahsedildiği gibi kuran'da 3 surede geçer. bir elmalı hamdi meali hacc suresine bakalım isterseniz;

    elmalılı m. hamdi yazır meali - hacc suresi : 17-iman edenler, yahudi olanlar, sabii ler (yıldıza tapanlar), hıristiyanlar, mecusiler (ateşe tapanlar) ve müşriklere gelince, muhakkak allah kıyamet günü bunlann arasını şüphesiz ayıracaktır; çünkü allah herşeye şahittir.

    bir de bakara'ya bakalım;

    elmalılı m. hamdi yazır meali - bakara suresi : 62-şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabii ler; bunlardan her kim allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve iyi bir amel işlerse, elbette bunların rableri yanında mükafatları vardır. bunlara bir korku yoktur ve bunlar mahzun da olmayacaklardır.

    özet olarak rabbim diyor ki; bu dine mensup arkadaşlar iyi ya da kötü cennete gidecekler ama aralarında ufak tefek farklılıklar olacaktır.

    rabbim işine karışmak ne haddime lakin benim putperest bir arkadaşım var, sana benim aracılığımla sormak ister,ha yıldıza tapmışım, ha puta veyahut ibrahim'in evine konulan göktaşına. ne farkım var benim sabii'lerden de giremem asla cennete diye?
  • yaratıcı "yüce varlık" kendi özünü, kökenini ve sonsuzluğunu yöneten yedi gezegen aracılıgıyla ve iyi, bilgili, dünyevi bedenler (insanlar) aracılığıyla gösterir. inanış, yüce varlık adı verilen bir tek tanrı ile onun yarattığı ve buyrugu altındaki yedi gezegen veya yüce varlığın yedi yardımcısı (diğer tek tanrılı inanışlarda bu yardımcılar yedi büyük melek olarak tezahür etmektişlerdir.) şeklinde ifade bulan tektanrıcılık ile çoktanrıcılığın birarada bulunduğu dinsel sistem üzerine kurulmuştur.
    *
    ruhların göç etmesi bu dinin en önemli temel unsurlarından biridir. sabiilere göre madde dağılınca ruh uçuyor, insan ölünce ruhu bedeninden çıkıyor ve herhangi bir zaman yeni doğan bir insanın içine yerleşiyor. ki, antakya ve çukurova'da günümüzde de rastlanılan reenkarnasyon vakaları bu inancın kalıntıları sonucu olsa gerek.
  • (bkz: mandenler) ya da (bkz: nasuralar)

    bilgililer, arifler/ kutsal öğretileri koruyanlar(daha çok din adamları için kullanılır)

    ışık evrenin tanrısı; malka d nhura. karanlık evrenin tanrısı; malka d hşuka
    (klasik düalizm olayı)

    peygamberleri; hz yahya.

    sab=suya daldırmak, vaftiz etmek

    semavi dinlere oldukça benzer inanç ve öğretileri var. lakin halife me'mun döneminde kendilerini kurtarmak isteyen asur-babil politeizmini sürdüren "harraniler" biz sabiiyiz demişler ve daha sonraları sabiilik bunlarla anılmış, öz sabiiler de ezoterik takılıp ortaya çıkmamışlar. sabiilik de mezapotamyada politeist bir yapının ismi olmuş.

    en ilgi çekici kısım sabiiler'in takvimi, onlara göre dünya hayatı 480.000 yıl sürecek, dörde ayırıyorlar. ilk dönem 216.000 yıl ademle başlıyo. bütün insanlar ölüyor. sonra ikinci dönem 256.000 yıl sürüyo yine kimse kalmıyor. üçüncü dönem 1000 yıl sadece nuh ve beraberindekiler kalıyor. son dönem de 8000 yıl sürüyo sonra kıyamet.
  • dinlerin kaynakları sümerlerdedir. gönül tekin çok şey biliyor ama açıklamıyor. hiç olmazsa bildiklerini yazsa da bari öldükten sonra açıklansa insanlığa iyilik etmiş olur.