şükela:  tümü | bugün
  • onlarca sevişmeye bedel olan terapi...

    parmak uçlarına ince batan binlerce saç teline teker teker "huzur" kodlar beyin. her bir dokunuş bir başka kompozisyon, her bir el hareketi bir başka mektup...

    her temas onlarca duyguyu içinde barındırır da her bir tele ayrı ayrı nakşeder huzuru.

    "orada" olması o kadar olağandır ki, o kadar alışıldık ve olması gerekendir ki sanki, "doymak" değildir aklından geçen. acelen yok, yetiştiğin bir yer yok. geç kalmışsın belki biraz ama istediğin kadar acele etsen de daha önünde yolun çok.

    o nedenle usul usul, yavaş yavaş, her bir saniyenin tadına vara vara... sanki hep "orada" olacağının garantisini almışçasına...

    ne çok istenir uzasa saçları, kestirse belki, ama yine de yeniden saç uçlarını dokunuşlarla mühürlenebilse. hem zaten kim neden dokunsun ki...

    ama saçlar uzar, saçlar kesilir, saç telleri dokunuşlardan bir şekilde temizlenir. geride ellere batan saç tellerinin ince sızısı kalır.
    sonra parmak uçlarını kazıtır kadın.
  • en telaşlı ve aceleci olunan anda ihtiyaç duyulandır.
  • huzur veren eylem.
  • en sevmediğim şey.

    ister annem yapsın ister sevgili, rahat bırakın saçlarımı. lütfen.
    dokunacak kıl mı arıyorsunuz? bıyıklarım var, kollarım var.

    (bkz: kolu kıllı kızlar)
  • saçmalıktır.
  • (bkz: şefkat)
  • bırakın yatları katları, altınları pırlantaları... bir kadına verilebilecek en güzel hediyedir.

    belki yanında biraz lila pause ya da sardunya...

    ama sıcacık bir yorgan altında, karanlık bi odada uzanmış, youtube'dan il divo videoları açmış birinin tek isteyeceği susmak ve birazcık sevildiğini hissetmek oluyor.

    (bu adamlar mı* beni böyle yapıyor anlamıyorum yaaa!)
  • çok tatlı bir eylem. normal bir insanın arada canı istiyorsa şöyle biri saçımı okşasa diye benim her akşam istiyor. bazen babamın ya da annemin dizine yatıyorum, ya saçımla oynasana ya nolur diyorum, öyle bir karıştırıyor ki ikisi de dövüyorlar mı seviyorlar mı anlamıyorum.

    ya canları istemiyor ya da aşk denilen olgunun şefkati daha yumuşak...
  • saçları okşanan neler hisseder bilmem de, okşayana büyük huzur verir.

    elinizi sıcacık kumun içine yavaşça daldırıp, kaldırınca parmaklarınızın arasından akmasına izin vermek gibi...
  • şüphesiz dünyanın en güzel, en özel hissettiren duygularından bir tanesidir.

    hatırlarım daha geçen yaz gelmiştin sevgili. çok eski bir hikayeydin benim için ki halen öylesin. ilktin, en güzeliydin keşke sonumda olabilseydin. arka koltuktaydık. senin uykun gelmişti, uzanmıştın dizlerime. elimi saçlarına atmaya korkarken bir hiddetle saçlarına ulaşı vermiştim. eskiyi andım biraz saçlarında, sana olan çok eski duygularımı hatırladım. saçlarında gezdirdim koca gençliğimi, duygularımı, acılarımı, yitip giden hayallerimi, geçmişimi... çocukluğum geldi sonra aklıma, sen geldin, seni ilk gördüğüm an gelmişti aklıma. yanımdaydın, inanabiliyor musun yanımdaydın sanki daha dünmüş gibi yanımdaydın ve ben kısacık ömrümü saçlarında gezdiriyordum. o kadar bahtiyardım ki sanki benimmişsin gibi, sanki bana aitmişsin gibi, sanki ölene kadar bu anı yaşayacakmış gibi hissediyordum. yüreğimde öyle bir mutluluk vardı ki içim içime sığmıyordu. sen öylece duruyordun ve durduğun yerde beni öylesine mesut ediyordun ki bilemezsin. keşke bu anı ömrümüzün sonuna kadar yaşasaydık. saçma sapan hayatlarımıza geri dönmeseydik. insan aşkın ve sevdanın bu denli büyük gerçeğini gördükten sonra bütün yaşadığı her şeyin aniden anlamsızlaştığı gerçeğine kapılıyordu. gerçek buydu.

    ama ne yazık ki sen gidecektin. ve bir gün gittin. başka hayatlara, başka adamlara gülecektin bana değil. bana ait değildin. sadece ama sadece bu an'a aittin. benimle bir geleceği kabul etmedin. sana hep söylediğim gibi, başka bir hayatta görüşürüz...