şükela:  tümü | bugün
  • sac uzatmak niyetindeki her erkeğin sıkıntı çektiği dönemdir. geriye tarasan olmaz, arkada bağlanmaz, kipri gibi dikemezsin... kulakların üstü ferit gibi olur, sağdan soldan saç fışkırır. bir ton jöle harcanır, saç sağlığı zarar görür. bir çok kez dostlar tutar "hayır abi bırakın kestircem" diyen bıkmış adamı. ama sonunda çile doldurulur, saçlar sanki bok varmışçasına ahenkle danseder.

    (bkz: sac uzatirken dikkat edilecek hususlar)
    (bkz: erkeklerin sac uzatma takintisi)
    (bkz: alternatif gencin zafer yolu sac uzatmaktan gecer)
  • gökhan zan yıllardır bu dönemi atlatamamıştır.
  • bu konuda ancak erkek cinsi hakkında yorum yapabilirim.zaten kadın cinsi için pek de önem arzetmeyen bir süreç olduğu için asıl giriş yapması gerekenlerin de erkekler olduğunu düşünüyorum ve durumu biraz daha sosyolojik bir pencereden ele almak isteği içindeyim.şöyle ki;
    aslında saç nereye kadar(ense, iki kürek arası, bel farketmez)uzarsa uzasın mevcut toplum yapısında tüm dönemleri sancılı ve çilelidir.ama biraz çözümlemeye gidildiğinde özünde 3(+1,-1) dönemde incelenebilir.

    1.dönem(acaba dönemi): tüm dönemler içinde en çileli geçen süreçtir.şahsım adına çok uzun sürmemiş dahi olsa zekâsı ve yaratıcılığıyla ünlü bu memleketteki tanıdık yahut yeni tanışılan orta-üst yaş grubundaki herkes sözbirliği etmişçesine papaz yakıştırmasını yapar ki hayatında o kukuletası olmadan gezen hiçbir papaz görmemiş olan -ben fakir- ne kastedildiğini bile anlamadan, fazla da aldırış etmeyip geçirmişimdir bu dönemi.ancak daha hassas olan ve bir de belirgin sakalı olmadığından dolayı "kız gibi" yakıştırmasıyla karşılaşabilecek arkadaşların en çok vazgeçtikleri dönemdir.gerek baskılar gerek bakım zorluğunun farkedilmesi ile "acaba daha fazla uzatmak gerçeten gerekli mi?" sorusuna akla uygunlaştırma ile bir yanıt aranır ve çoğunlukla enseye ulaşmış biraz da rahatsız etmeye başlayan saç kestirilir.ancak şuna işaret etmeliyim ki bu dönemi atlatabilenler bundan sonra bu kadar zorlu olmayacak dönemlerle karşı karşıyadırlar ve işleri bir nebze kolaylaşmıştır.

    2.dönem(sanki dönemi): bu evrede artık çevredekiler durumu iyi-kötü sindirmiştir.hele hele bıçakken usturalaşmak gibi bir eylem tarzı içerisine girmeyip, dingin-sakin hayat tarzını sürdüren arkadaşların anneleri saçına kurban olurum, saçını severim şeklinde sevecen yaklaşımlarda dahi bulunabilirler.yavaş yavaş toplanabilir hale gelen saçların tam keyfi sürülmeye başlamıştır ama bu kez de özellikle iş hayatı, askerlik, bazı bölümler için öğretim üyesi, biraz da halen ikna olmamış büyüklerin baskıları yoğunlaşır ve yine çevredekiler azıtarak "uzat uzat daha ne kadar uzatacaksın?" çerçeveli bir cümleyi şiar edinerek üstünüze gelir.kişisel olarak en zor geçirdiğim dönem budur ve benim gibi düşünenlerin çoğu "hakikaten daha fazla uzatsam sanki birşey mi olacak?" altmetinli bir ifade ile giderler berbere.

    3.dönem(belki dönemi): gözlemlediğim kadarıyla saçların en favori haline kavuştuğu(tercihen sırtın ortalarını geçer), çevredekilerin sizi artık uzun saçlı olarak tanımladığı, bu tipe prim verenlerin en çok tavlandığı dönemdir.hele hele ilk baştaki saç uzatma fikri ile birlikte bir kişisel dönüşüm projesi de hayata geçirilmiş ise o projenin de yavaş yavaş olgunlaşma dönemine varılır ki hem düşünsel olgunluk hem de dışarıya verilen fiziksel olgunluk profili ile tadından yenmez hale gelir.dövme yaptırma, küpe takma, hatta rasta yaptırmak gibi önceden belki de çok uçuk bulunabilecek fikirler artık yanıbaşınızda bekleyen ufak atılımlar oluverir ve hatta belki de tam istediğiniz tadı vermez.yalnız unutulmaması gereken birşey vardır ki her iki cins tam anlamıyla eşit değildir.kadınların vücudundaki östrojen ve diğer birtakım kadına özgü hormonlar saçın sağlıklı bir biçimde uzamasına yardımcı olurken erkeğin saçı bunlardan yoksun büyümüş adeta helâk olmuştur.her banyodan sonra aslında kadınlar için doğal bir durum olan saçın taranıp-fırçalanırken avuç avuç dökülmesi erkek için korku dolu bir eyleme dönüşür.bu dönemde ise çevredekiler "kestir oğlum(abi) artık şunu" cümlesini düstur edinmiştir ve aslında kişinin kafasından geçen şey de yavaş yavaş bu olduğundan, "belki daha sonra tekrar uzatırım" diyerek saç kestirilir.hem de çoğunlukla çok kısa olacak şekilde.

    4.dönem(keşke dönemi):aslında bitmiştir.ama, düşük bir olasılık da olsa, bitmemiş olabilir ve bitmemişler için bu üç dönemin herbiri daha çileli geçer.ve her dönemde çevrenin ortak sözü "kısa saç daha çok yakışıyor" olmuştur.öyle olmadığını bilerek "keşke kestirmeseydim" denilir ve vazgeçilir çoğunlukla.
  • eğer saçlarınız dalgalıysa, saçlar uzama aşağısında yer çekimine meydan okuyarak sağa sola ve hatta yukarıya doğru ilerlerler. bunun çaresi elbette jöledir. ancak jöleden nefret eder, ve hatta jöle kullanmayı bilmezseniz sabahları çok zorlu geçer. ya şekle sokacam diye bütün tüpü bitirirsiniz, ya da yeter be jöleyle mi uğraşacam diye bırak dağınık kalsın moduna girersiniz. bir yandan da babanız papaza benzemişsin kes şunları der. oof of, hatırlatmayın be..
  • dalgalı saça sahip er kişiler için acısı normale oranla iki hatta üç kat daha fazladır. saçlarınız uzamaz, büyür. kafanızda bir kütle bulunur ama kimse ne olduğunu bilemez.
  • kahkül kestirmemle birlikte şu anda benim de içinde bulunduğum dönemdir. besleme gibi kesti orospu çocuğu.
  • kişinin saçları dalgalı ve kıvırcık ise, geçmek bilmeyen çileli dönemlerden sadece biri olmuştur artık.
  • bir hata yapıp da belinize kadar uzanan saçlarınızı "değişiklik iyidir", "kökü bende nasılsa" gibi laflara, gazlara kapılıp da kestirirseniz, eski resimlere baktıkça "nasıl kıymışım size" diye büyük ve sürekli bir pişmanlığı yaşadığınız geçmek bilmeyen aylar.
    en acısı da kışlık kıyafetlerinizin üstünde saç tellerinizi bulmanızdır. bir tutarsınız saç telinizin ucu bucağı yok. yeniden bastırır pişmanlık. bir nevi, üstünüzde kendi kendinize kaybettiğiniz eski sevgilinin saç teliyle karşılaşılsa hissedilecek cinsten bir iç sızısıdır herhalde...
    ahh ahh...
    geçmek bilmeyen bir dönemdir bu.
  • bu dönem serdar ortaç'ın piyasaya çıktığı dönemle(hani şu mikili pantolon giyip klip çektiği dönem oyyy oy) kesişirse vay halinize. o muhteşem küt saçlarınızla sokağa çıkmaya utanırken bi yandan da "lan serdar patlat bi karabiberim hehahaoao" tarzı peçete isteklerine maruz kalarak o en masum o en sevecen(peh) ergenlik günleriniz kabusa dönüşebiliyor. vallahi kendimden biliyorum...
  • bu dönemde cüzdanın kaybolması ve içindeki fotoğraflı tüm belgeler için vesikalık fotoğraf çektirme zorunluğu, saçlar uzasa bile çilenin bitmemesi anlamına gelir.

    -o cüzdana dokunma!
    +bi bakayım yaaa!?
    -dokunma sikerim!