şükela:  tümü | bugün soru sor
  • albumun, piyasada yer edindikten bir sure sonra dillerde yerini alacak olan sarkisidir kanaatimce.
    (bkz: mezmerize)
    (bkz: system of a down)
  • mezmerize albümünde bulunan ve slayer ın vokaline serj tankian geçse ortaya çıkabilecek bir şarkı güzel olmuş bayaa.
  • albümün kanımca en başarılı şarkısı, sözleri:

    conquest to the lover
    and your love to the fire
    permanence unfolding in the absolute
    forgiveness is the ultimate sacrifice
    eloquence belongs to the conqueror

    the pictures of time and space are rearranged
    in this little piece of typical tragedy
    justified candy
    brandy for the nerves
    eloquence belongs to the conqueror

    you and me
    we'll all go down in history
    with a sad statue of liberty
    and a generation that didn't agree

    you and me
    we'll all go down in history
    with a sad statue of liberty
    and a generation that didn't agree

    i forgot to
    i forgot to let you know that
    justified candy
    brandy for the nerves
    eloquence belongs to the conqueror

    conquest to the lover
    and your love to the fire
    permanence unfolding in the absolute
    forgiveness is the ultimate sacrifice
    eloquence belongs to the conqueror

    you and me
    we'll all go down in history
    with a sad statue of liberty
    and a generation that didn't agree

    you and me
    we'll all go down in history
    with a sad statue of liberty
    and a generation that didn't agree
    generation

    what is in us that turns a deaf ear to the cries of human suffering
    suffering, suffering now

    you and me
    we'll all go down in history
    with a sad statue of liberty
    and a generation that didn't agree

    you and me
    we'll all go down in history
    with a sad statue of liberty
    and a generation that didn't agree
    generation

    belonging
    belonging to
  • bir soad klasiği olarak mükemmel geçişlere ve türk ezgilerine sahip olan ve özellikle "what is in us that turns a deaf ear to the cries of human suffering..." yükselişiyle akıllara durgunluk veren şarkı..
  • söylemesi aşırı zevkli olan bir şarkı. özellikle nakaratı, yani "you and me" diye başlayan bölümünü söylerken gerçekten mutlu oluyorum :)
  • lise 2 öğrencisi mutlu bir ergenken müzik odasını patlatıp hazırlık binasının hoparlörlerinden prep veletlerine dinlettiğim şarkı. arkasından yıldız tilbe çalacakken yakalanıp 5 gün uzaklaştırma almıştım.

    you and me ile giren nakarat kısmı muazzamdır.
  • sağda solda bir yerlerde birilerinin birilerine «bipolar» dediğini işittiğimde aklıma cilt cilt kitaplar değil, system of a down şarkıları düşer benim. ama konumuz bu değil. konumuz şu:

    bu manik-depresif şarkının nispeten depresif anına denk gelen «what is in us that turns a deaf ear to the cries of human suffering» mısrasına yamuk baktığımda "biz" kelimesine karşılık gelen "us" kelimesinin bir çığ gibi git gide irileşen mısra süresince ansızın başkalaşıp "u.s." halini aldığını görüyorum. evet, u.s.; yani, tıpkı şarkı adının da açıkça işaret ettiği gibi, amerika birleşik devletleri.

    ki bu, hem grubun genel politik tutumu ile, hem de şarkının adı ve sözlerinin geri kalanı ile birlikte düşünüldüğünde gayet bariz bir paralellik ortaya çıkarıyor.

    bir kere, "sad statue"yü içeren albüm, yani "mezmerize", tıpkı eşleniği "hypnotize" gibi abd'nin ırak'ı işgalinin gölgesinde yazılıp kaydedildi. her iki albümdeki şarkıların büyük çoğunluğunun savaş temalı olması, bu nedenle bir tesadüfün değil, bir konseptin göstergesi. "sad statue" ise, şahsi kanaatimce, bu 23 şarkılık konsept ikilisinin en ince kurgulanmış parçalarından biri.

    "sad statue"nün derdi, en genel ifadesiyle, abd'nin iki buçuk asırlık keyword'lerinden 2005 itibariyle bütün bütün uzaklaşmış olması. kurucu babalar 1776'da diyorlardı ki, «tüm insanlar eşit yaratılmışlardır; yaradan’ları tarafından bağışlanmış, belli bazı vazgeçilemez haklara sahiptirler; yaşam, özgürlük ve mutluluğa erişme hakları da bunların arasındadır.» "sad statue" ise kurucu babaların torunlarının uyguladıkları dış politikalarla "yaşam", "özgürlük" ve "mutluluk" kelimelerinin içini boşaltmış olmasından yakınıyor. şarkı boyunca az ama öz kelimeyle çizilen tabloda amerika birleşik devletleri, başını öne eğmiş bir özgürlük anıtı'na, muhalif bir jenerasyona ve en önemlisi, özgürlük anlayışına bütünüyle aykırı bir fetih çılgınlığına sahip bir memleket olarak resmediliyor.

    fethin er ya da geç fethetmek isteyenin olacağını ve tarihin daima fatihlerin kalemleriyle yazılacağını erken bir kabullenişle dillendiren "sad statue"nün «you and me» kelimeleriyle açılan nakaratında ince kelime oyunları saklı. burada «you and me will all go down in history» mısrasına iki ayrı çeviri ve yorum önermek mümkün:

    1) "go down in history"* deyimini bir bütün halinde ele alırsak; «hep birlikte tarihe geçeceğiz,» yani gelecek nesiller bizi kulaktan kulağa aktarılan fısıltılardan değil, tarih kitaplarından okuyup tanıyacak.
    2) deyimi "go down"* ve "in history"* biçiminde ikiye ayırıp ele alırsak; «hep birlikte tarihe gömüleceğiz,» yani bizler için bir "gelecek nesil" söz konusu olamayacak çünkü hiçbir tarih kitabı bizim öykümüzü anlatmayacak.

    aynı şekilde, «with a sad statue of liberty» mısrasına da iki ayrı çeviri ve yorum önerilebilir:

    1) "statue of liberty"yi ilk anlamında ve bir kalıp olarak ele alırsak; «tarihe mahzun bir özgürlük anıtı'yla geçeceğiz» çünkü "özgürlük ticareti" kisvesi altında döktüğümüz kanlar özgürlük anıtı'nın yüzünü kara çıkarttı ve tarih bizi böyle anacak.
    2) "statue" kelimesini "state", yani "durum" kelimesinin bir türevi olarak ele alırsak; «tarihe mahzun durumda bir "özgürlük" ile geçeceğiz» çünkü yaptıklarımız, gil scott-heron'ın deyişiyle bir "revolutionary code name" olan "liberty"* kelimesini kanla lekeledi ve tarih abd menşeli özgürlüğün mevcut durumunu bundan böyle bu mahzun haliyle anacak.

    sözlerin duygusal zirvesine ulaşıp nispeten doğrudanlaştığı köprü mısrasını, bill hicks'in şarkıdan 12 sene evvel, yani 1993'te sahnelediği "revelations" nam gösterisindeki abd'nin dış politikası konulu yorumları üzerinden düşünmek, hem bundan on sene öncesinin siyaseti için mümkün, hem de günümüz siyaseti için kara kara düşündürücü. bill hicks 1993'te neyi eleştiriyordu? abd'nin ırak yönetimine silah satıp sonra ırak'ı tehlikeli biçimde silahlanmakla suçlamasını. eh, peki bundan on sene sonra, 2003'te ne oldu? abd, ırak'ı, ıraklılara sözüm ona özgürlük getirmek üzere işgal edip 8 yıl sürecek bir savaşın fitilini ateşledi.

    bu mısrayı da, yine nakaratta yaptığımız gibi, iki farklı çeviri ve yorum üzerinden inceleyebiliriz:

    1) eğer "us" kelimesini basitçe "biz" olarak çevirirsek, mısra bir özeleştiri halini alıp acı çeken insanların çığlıklarına kulak asılmıyor oluşunun nedenlerini kendi benliğimizde aramamızı öğütleyen bir sese kavuşuyor.
    2) eğer "us" kelimesini "united states" kısaltması olarak ele alırsak, mısra canlı bir organizma olan birleşik devletler içindeki gamsız apolitikleri eleştiren bir yapıya evriliyor. [ayrıca (bkz: apolitik olmak/@siyah giysili adam)]

    yani evet, şarkı hepi topu üç buçuk dakika uzunluğunda; sözler desen, sadece on altı farklı mısranın üçer-beşer tekrarından ibaret. ama esas olan nicelik değil, nitelik olduğundan ve system of a down burada çok şeyi az sözle anlatma sanatında başarıya ulaştığından, "sad statue" grup diskografisinde özel ve güzel bir konuma, abd tarihinde ise ilelebet utançla anımsanacak bir çağa denk düşüyor.
  • buram buram thrash metal kokan, "system of a down mu şimdi bu?" sorusunu duygusal ve vurucu nakaratıyla silen mükemmel system of a down parçası. bir parça nasıl bu kadar sert ve duygusal olabilir sorusunun en somut cevabı.

    şuradan dinlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=zqofz1jhx0q
  • soad’ın mesmerize efsanesi. fakat nedense bir byob olamadı.

    şarkıya gelecek olursak muazzam bir introsu var. başlangıçtan itibaren o kadar hızlı akıyor ki, nakarattan o yavaşlığa bağlamaları ciddi bir müzik matematiği gerektiriyor. bir de nakaratın melodik temelinde türk ezgilerinden ilham alındığı gün gibi ortada. bu durum da ister istemez şarkıyı daha çok sevdiriyor. ayrıca introsu kadar outrosu da bir o kadar hareketli ve kusursuz. bomba gibi başlayıp bomba gibi bitiriyorlar adeta.

    keşke yeni sad statue’ler, revenge’ler dinleme imkanımız olsa. fakat doğanın kanunu ne demişti: her güzel şeyin bir sonu vardır.
  • anamur konumuna ulaşana kadar dinleyeceğim dünyanın en güzel şarkısı. uzak mesafe ilişkisi yasaklansın.