şükela:  tümü | bugün
  • 1936 yılında partnerine erotic asphyxiation uygulayarak onun ölümüne sebep olan, daha sonra da testislerini ve pensini kesip günlerce çantasında gezdiren arızalı kadın. kendisi sonradan yakalanmış ve bunu partnerinin isteğiyle gerçekleştirmiş olduğundan yalnızca 6 yıl hapis cezası almıştır. 1925-1970 yılları arasında yaşamıştır.

    (bkz: geyşa)
  • 1800'lü yılların ikinci yarısında büyük japonya imparatorluğu'nun chiba vilayetinde doğmuş shigeyoshi isimli erkek çocuğunu tokyolu bir abe ailesi evlat ediniyor ve yıllar geçtikten sonra abe shigeyoshi bu ailenin başına geçiyor. (başbakan ile bir alakası yok, isim benzerliği.) hayatını tokyo'nun kanda semtinde bir tatami zanaatkarı olarak idame ettiren ve namuslu bir hayat sürdüren, hatta dönemine göre entelektüel bile sayılabilecek kültüre sahip shigeyoshi, gençlik döneminde katsu isminde bir kadınla tanışır ve birlikte dünya evine girerler. abe shigeyoshi ve abe katsu çiftinin sekiz çocukları olur fakat bunların sadece dördü erişkinliğe ulaşabilecek kadar yaşayabilir. bu dört çocuktan en küçüğü de, 1905 yılında, shigeyoshi 52 yaşındayken doğan kızı abe sada'dır.

    abe ailesinin hayatta kalan en küçük çocuğu olduğu için, annesi sada'yı el bebek gül bebek yetiştirir, yapmak istediği her şeye izin verilir. ayrıca ilginç bir şekilde, o dönem sanattan ziyade geyşa ve fahişeleriyle ilişkilendirilen şan ve piyano dersleri alır. dipnot olarak geçeyim, türkiye'de ve batıda yaygın bir şekilde sanılanın aksine geyşalar "geleneksel japon hayat kadınları" falan değildir. geyşalar sanatçıdır ki japonca "geisha" yazılırken sanat + kişi karakterleriyle yazılır. oiranlar ile karıştırmayın. her neyse, sada'ya geri dönelim. geyşalara özenen bu kızımız kendini sanat dünyasına o kadar kaptırıyor ki müzik dersleri için okulu kırmaya ve kendi kendine afilli makyajlar yapmaya başlıyor. aynı dönemde abe ailesi içerisinde bir takım problemler baş göstermeye başlıyor. sada'nın abisi shintaro, evlendikten sonra ailesinin parasıyla kaçıyor ve aileyi zor durumda bırakıyor. ablası teruko ise tabiri caizse "hafifmeşrep" bir kadın olduğu için babası tarafından cezalandırılarak geneleve gönderiliyor. o dönemde sık görülen bir uygulama. tabii ki ailesinde yaşanan bu kaotik durumlar henüz ergenliğin başlarında olan sada'yı da olumsuz etkiliyor. kendisi gibi başıboş, hatta serseri denilebilecek gençlerle takılmaya başlıyor. 14 yaşındayken bu arkadaşlarından biri tarafından tecavüze uğruyor.

    ailesi bu süreçte sada'ya tam destek olup tamamen onu savunmuş olsalar da ergenliğinin zirvesini yaşayan sada, bu travmatik olaydan sonra ailesine karşı çok zor bir evlat oluyor ve ailesine karşı hemen hemen her konuda isyan edip kavga çıkartıyor. sonunda bu çıkışlara dayanamayan aile, kızlarının "toplum içerisindeki doğru yerini" bulabilmesi için 1922 yılında sada'yı yokohama'daki bir geyşa evine satıyor. fakat küçüklüğünden beri geyşalara özenen sada'nın gerçekten bir geyşa olmak gibi bir hayali veya arzusu bulunmuyor. geyşalar arasında öne çıkabilmek için çok küçük yaşlardan itibaren bu yönde eğitim alınması gerekir. sada'nınki ise sadece bir özentilikten ibaret olduğu için bu dünyada bayağı zorluk çekiyor. asla üst seviye bir geyşa olamadığı için burada oiranlık (özetle fahişelik) yapıyor. sada, bu geyşa evinde beş yıl kadar çalıştıktan sonra frengi kapıyor ve bu da geyşalık kariyetinin sonu oluyor. zira geyşaların std sahibi veya taşıyıcısı olması kesinlikle kabul edilebilir bir şey değil. bu yüzden buradan ayrılarak osaka'ya taşınıyor.

    osaka'nın nishinari semtinde bulunan genelevleriyle ünlü tobita shinchi mahallesinde bir genelevde bir fahişe olarak çalışmaya başlıyor fakat burada sürekli başına bela açıyor. müşterilerinden para çalıyor, bağlı olduğu genelevden habersiz kaçmaya çalışıyor vesaire. burada iki yıl çalıştıktan sonra fahişeliği bırakarak bir restoranda garson olarak çalışmaya başlasa da, düşük maaştan memnun kalmayarak 1932 yılında fahişeliğe -bu sefer illegal olarak- dönüş yapıyor ve kaçak genelevlerde çalışıyor. bir yıl sonra annesi katsu vefat ediyor ve sada bunun üzerine annesinin cenazesi ve babasını ziyaret etmek amacıyla tokyo'ya geri dönerek buraya taşınmaya karar veriyor. tekrar tokyo'ya yerleştikten sonra geçimini zengin adamlara metreslik yaparak sürdürüyor. az bir zaman sonra, 1934 yılında babası shigeyoshi hastalanıyor ve sada da başka kimse olmadığı için ona hasta bakıcılık yapabilmek için "işini" bırakıp tam zamanlı olarak babasıyla ilgilenmeye başlıyor. doğal olarak para suyunu çekiyor. babası da öldükten sonra sada, 1934 yılının ekim ayında yasadışı bir genelevde çalıştığı için bir polis baskını sırasında tutuklanıyor. burada devreye, genelev sahibinin kasahara kinnosuke isimli bir arkadaşı giriyor ve bağlantıları sayesinde sada'yı tahliye ettiriyor.

    bu olaydan sonra sada'ya ilgi duymaya başlayan kasahara, kadını genelevden kurtarıp kendine metres olarak alıyor. sada'ya bir ev ayarlayıp kadına düzenli bir şekilde para gönderiyor. birlikte oldukları zamanlarda ise gecede üç dört kere halvet ediyorlar. bu ilişki bir süre böyle devam ediyor ve bir gün sada, kasahara'ya karısını bırakıp kendisiyle evlenmesini teklif ediyor fakat adam oralı olmuyor. bunun üzerine en azından kendisinin bir "erkek arkadaşı" daha olmasına izin vermesini talep ediyor. kasahara bunu da kabul etmiyor. reddedilen sada, bunu kendine yediremiyor ve ilişkiyi tamamen bitirip nagoya'ya yerleşiyor. burada fahişeliğe devam etmek yerine daha önceden tecrübesi olduğu için bir restoranda garson olarak çalışmaya başlıyor ve mekanın sadık müşterilerinden olan omiya goro ile tanışıyor. meclise girmek için çabalayan ve halihazırda bir profesör ve bir bankacı olan omiya ile sada arasında bir ilişki başlıyor. çalıştığı restoranın böyle bir ilişkiyi tolere edemeyeceğini düşünen ve nagoya'dan da sıkılmaya başlamış olan sada, kısa süre sonra tokyo'ya geri dönüyor. fakat omiya, sada'yı bırakmayarak peşinden tokyo'ya gidiyor, hatta frengisinin iyileşmesi için sada'yı iki aylığına kusatsu'daki bir kaplıca merkezine tedavi amaçlı yatırıyor. 1936 yılında da birlikte ufak bir lokanta açıp birlikte burayı işletmeye başlıyorlar.

    maddi sıkıntı çektikleri için, sada, bu lokantanın işletmesini omiya'ya bırakıp kendisi de yoshidaya adlı bir yılan balığı restoranında yardımcı olarak işe giriyor. buranın sahibi ise ishida kichizo isimli, çapkınlığıyla nam yapmış bir adam. tahmin edebileceğiniz üzere, ishida emri altında çalışan sada'ya yürüyor ve omiya'dan "tatmin olamayan" sada da adama karşı koymaya bile yeltenmiyor. böylece ikisi arasında cinsellik odaklı gizli bir ilişki doğuyor. tbmm'nin on üçüncü kuruluş yıldönümü olan 23 nisan 1936 tarihinde, sada ve ishida, o dönemin "love hotel" benzeri amaçla işletilen ve machiai denen çay evlerinden birinde ayaküstü kısa bir sevişme seansı için shibuya'da buluşuyorlar. fakat evdeki hesap çarşıya uymuyor ve ayaküstü sevişmek için geldikleri çay evinde dört gün kalıyorlar. bununla da yetinmeyip, 27 nisan'da setagaya semtinde bulunan başka bir çay evine gidiyorlar. bu günden sonra da arakawa semtine taşınıp birlikte yaşamaya başlıyorlar.

    aradan olaysız 11 gün geçiyor ve takvimler 8 mayıs 1936 tarihini gösterdiği sabah, ishida evi terk edip karısının yanına dönüyor. bu süre zarfında ishida'ya tam anlamıyla aşık olmuş sada ise adamın karısını inanılmaz bir şekilde kıskanmaya başlıyor. kendini içkiye veren sada'nın kıskançlığı, zamanla yerini öfkeye ve nefrete bırakıyor. kafa dağıtmak için izlemeye gittiği bir geyşa tiyatro oyununda bir geyşanın sevgilisini bıçakladığı bir sahneyi görmesi de sada için bardağı taşıran son damla oluyor. bazı kaliteli kıyafetlerini satarak büyükçe kaliteli bir bıçak satın alıyor ve ishida'nın yanına gidip izlediği oyundaki geyşa gibi adama bıçak çekiyor, hatta geyşanın repliğini ishida'ya karşı söylüyor. ilginç bir şekilde bu olay adamın hoşuna gidiyor ve sada'ya dönüyor. bu olaydan bayağı etkilenmiş olan sada, artık ishida ile sevişirken bıçağı da olaya dahil etmeye başlıyor. iş üzerindeyken bıçak çekip adamın boğazına dayıyor ve bir daha onu bırakmamasını söylüyor vesaire. ishida da halinden gayet memnun. böyle sadomazo bir şekilde takılıyorlar. yaşadıkları bu garip olay sayesinde, ishida hafif mazoşist olduğunun farkına varıyor ve bir gün sevişirken sada'dan boğazını sıkmasını istiyor. daha sonra bu da adamı yeterince kesmiyor ve sada'dan aynı şeyi bir de kimonosunun kuşağıyla yapmasını istiyor. sada da ishida'nın bu isteğini yerine getiriyor fakat kuşakla adamın boğazını sıkarken işin bokunu çıkarıyor ve adamın suratı morarmaya, sesi çıkmamaya başlıyor. tam mefta olacakken 30 tablet ağrı kesici yutuyor ve anca kendine geliyor. (polis raporu böyle.)

    bu olayla birlikte garip bir şey meydana geliyor; sada, ıshida'nın ölümle burun buruna gelmesinden haz almış olduğunu fark ediyor. böylece 18 mayıs 1936 gecesi, sada yine aynı şekilde kuşağını ishida'nın boğazına doluyor ve bu sefer işi sonuna kadar götürüyor. ishida mort. ishida'nın cesediyle aynı yatakta birkaç saat uyuduktan sonra kalkıp adamın çükünü de kesiyor. çıkan kanla adamın sol bacağına "sada ve ishida çifti bir arada" yazıyor. bir de adamın sol koluna bıçakla "sada" sözcüğünü kazıyor. daha sonra da cesedi öylece bırakıp evi terk ediyor. cinayet mahallinden ayrıldıktan sonra doğruca eski partneri omiya'nın yanına gidiyor. omiya'dan defalarca özür diliyor garibim cinayetten falan haberi olmadığı için sada'nın kendisini terk ettiği için özür dilediğini sanıyor. hatunun asıl özür dileme sebebi ise, omiya'nın artık bir katil olan sada ile yaşadığı birliktelik ortaya çıktığında adamın akademik kariyerinin büyük bir hasar alacağı için. katil matil ama düşünceli kadınmış yani.

    daha sonra sada teslim olmaya karar veriyor ve polise gidiyor. bu sırada polis zaten kendisini aramakta, ama kadının kendi isteğiyle ayaklarına geldiğine inanmıyorlar. bunun üzerine sada, yanında taşımakta olduğu ishida'nın penisini kanıt olarak gösteriyor ahaha. sorguya çekilen sada'nın verdiği cevaplar ise ilginç. adamı çok sevdiği için sadece kendisine ait olmasını istediğini ve tekrar karısına döneceğinden korktuğu için öldürdüğünü; penisini de ishida'nın kendisinde bıraktığı en büyük iz olduğu için yanına aldığını söylüyor. yandere. 21 aralık 1936 tarihinde ikinci cinayetten hüküm giyen abe, idam cezası talep etmiş olmasına rağmen sadece beş yıl hapis cezasına çarptırılıyor ve tochigi kadın cezaevine gönderiliyor. 17 mayıs 1941 tarihinde de serbest bırakılıyor. 1971 yılında ise 66 yaşında hayata gözlerini yumuyor.