şükela:  tümü | bugün
  • demin milletvekili mustafa adıgüzel'in paylaştığı bir videoyu izlerken, olup olmadığı sorusu aklıma gelen haktır. bu konuda hukukçu arkadaşlar kamuoyunu aydınlatırsa sevinirim.

    bir olay oluyor ve çevredeki birileri bu olayı kayıt altına alıyor. polis bu kayıt altına alan kişiyi engellemeye çalışıyor, "çekemezsin" diyor. kayıt altına alan kişi, gazeteci olduğunu söylüyor. polis de o zaman basın kartını çıkar diyor. kişi de kartın yanında olmadığını dükkanda olduğunu, isterlerse getirtebileceğini söylüyor.

    neyse, konumuz kişinin basın kartı olup olmaması değil. orada sen ben de olabiir ve olayı kayıt altına almak için çekim yapıyor olabilirdik. hukukçu arkadaşlarımızdan ricam, yarın öbür gün böyle bir durumda kalırsak diye bizi bilgilendirmeleri.

    neyse mustafa adıgüzel'in açıklamas ve olayı görüntüsü:

    https://www.facebook.com/…/videos/3296814213877242/

    --- spoiler ---

    toplumun her kesiminden gelen tepkiler üzerine iki gün önce bir uyarıda bulunduk.bazı bekçi kardeşlerimiz vatandaşa ölçüsüz muamele yapıyor. dil ve üslup konusunda eğitime ihtiyacı olanlar var dedik. emniyeti ve tüm bekçi camiasını da özenle ayrı tutup bunların birkaç belirli kişi olduğunu da söyledik

    sonra mhp ordu milletvekili çıktı bir yerel kanalda bana bekçi düşmanı, polis, hatta devlet düşmanı demek gafletinde bulundu. hem de polise saldırıp hakaret etmekten sabıkalı bir vekil diyordu bunu. halbuki bu bekçiler esas emniyet kurumuna ve emniyet-vatandas arasındaki güven duygusuna zarar veriyorlardı.

    bugün gördüğüm bir videoda bir baba dışarı izninden biraz geç kalmış çocuklarını eve götürmeye çalışıyor. bekçi yolunu kesiyor. çıkan tartışmada baba, çocuklarının önünde ters kelepçe ile mahcup ediliyor. "yapmayın abi" diyen çocukların sesleri yüreğimi dağladı. bu sertlik neden. karşınızda terörist mi var. canlı bomba mı var. o baba ile empati yapın biraz.

    peki kimdi o baba? mhp ülkü ocakları yöneticisi. peki bu anları kaydederken polis engeli ile karşılaşıp itilip kakılan basın mensubu kimdi? o da akp il başkan yardımcısı.

    demekki biz uyarılarımızı görevlerimizi sadece chp'li insanlar için yapmıyormuşuz. biz sizin gibi belediyelerimizin kapılarında ziyaret için bile girip çikanlar hangi partiden diye çetele tutmuyoruz. herkese insan gözüyle bakıyoruz.

    şimdi söyle bakalım polis tokatçısı..

    bu ülkücü kardeşimiz bu bekçiye ne yapmış da çocukları yanında bu haraketlere reva görülmüş. deyiver hele.

    https://www.facebook.com/…/videos/3296814213877242/
    --- spoiler ---
  • yeni dönem gazetesinin sahibiyim deyince ortalık "sakinleşiyor.".
  • şu an araştırdığım konu bu. özellikle bir olaya tanıklık etme anında hukuka aykırı olmadan ne yapmak gerekir merak ediyorum. hukukçu arkadaşlar başlığı aydınlatırsa seviniriz.
  • benim de cevabını merak ettiğim bir sorudur.
  • sokakta bulunan bakkalin guvenlik kamerasi olayi izin almadan cekebiliyorsa sen de cekersin.
    kamusal alanda cekim yasagi yok.
    google maps 7/24 cekiyor.
    bir seyin suc olmasi icin kanunda yaziyor olmasi lazim.
    benim arac kameram varsa devamli cekim yapiyorsa o ara polis cevirmesine takildiysam onu da ceker.
    dayak yersem onu da ceker.
    tersi durumda polise karsi suc islersem onu da ceker, sonra polis ona el koyup alehimde de kullanabilir.
    polisler de bu durumlar icin artik yaka kamerasi kullaniyor.

    burada su var, cekmek serbest de yaymaktan sikinti yasayabilirsin.
    sen memurun adini yuzunu ifsa ettin bu yuzden adamin hayati tehlikeye girdi hoop muebbet derler.
    sonucta bizim ulkede davalar sosyal medya gaziyla yuruyor.
    bir anda sosyal medya senin alehine donerse got altina gidersin.
    ya da ohoo o devlet sirriydi sen ifsa ettin operasyonu bozdun diyebilirler. hoop idam :)

    bu yuzden cektikten sonra yuzleri, plakalari, dukkan isimlerini sansurlemek mantikli. google da boyle yapiyor zaten.
    banane kamusal alan diye yayarsan hakikaten insanlarin hayatini yakabilirsin.

    mesela bir dukkanin ust katinda sakso cektiren eleman vardi, bakinca kamusal alan sayilir mi ehh iste dukkan sonucta. adam cekti yaydi altta kabak gibi sirketin tabelasi gozukuyor. hoop naptin yaktin adami da kadini da dukkani da.
    o sirket 2 kisiyi kovsa bile artik adi cikti.

    not: avukat degilim mesai saatinin onda dokuzunu haber okuyarak geciren beyaz yaka oldugum icin okuyarak ogrendim.
    bak bir de bakirkoydeki otelde kopeklemeli(doggy) seks olayi vardi.
    simdi otelin onunden her gectigimizde ehehe seks oteli diyoruz.
    adamlarin itibarini bitirdi ceken adam.
  • mağdur kendisi ise ve çektiği görüntüyü sadece adli makamlara teslim ediyorsa elbette hakkı olabilir. lakin böyle bir durumda bile şantaj suçunun artışa geçmeyeceğinin garantisi yoktur. mağdur, elindeki görüntüleri yasal maksatlar için kullanmak yerine şantaj suçunu işlemek için de kullanabilir. ifşa olaylarında şantaj yapılmasını nasıl önleyeceğiz çekim yapmayı koşulsuz serbest bırakırsak?

    sosyal medyada yaymak kesinlikle cezaya tabi olmalıdır. çünkü kamusal alanda bile/herkese açık ortak alanda bile benim tanınmazlık hakkım var. şehirlerdeki mobese bile tartışmalı bu yönden. çünkü özel hayat dediğimiz şey mekanla sınırlı değil. örnek olarak benim gönül ilişkimin kendisi de özel hayat; herkese açık bir yerde de özel olarak görüntülenme endişem olmadan sevgilimle buluşabilmeliyim ki özel hayat hakkımı kullanabilmiş olayım.

    örnek olarak boşanma davalarında kendi eşinin özel hayatını ihlal etmek diye bir olgu var. bilgisi dışındaki taktırdığı gps ile eşini takip eden kişinin elde ettiği veri hukuka aykırı bulunmuş şurada

    eşinin bir başkasıyla olan iletişimini boşanma davasında kullanmak isteyen de ceza almış. şurada kaldı ki bunu sadece adli makama sunmuş. ekşi sözlük'te ifşalamamış mesela.

    kamuya mal olmuş kişiler açısından da şöyle de çetrefilli konu

    özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması çok daha öncelikli olmalı diye düşünmekteyim. çünkü mahalle/kabile olmaktan; vurun kahpeye ilkelliğine düşmekten bizi koruyacak şeydir: özel hayat hürriyetimiz. sosyal medya, dev bir mahalle. mahalleden kovacak 'cadı' arayan dev bir mahalle. deniz baykal örneğinde görmedik mi hepimiz; video kaydı almanın nasıl da hukuka aykırı maksatlarla kullanılabildiğini mesela?

    ek: kendim mağdur olduğum bir trafik kazasında; ben yaralı yatarken beni ve şu an sanık olan kişiyi çeken; sonra da bana ulaşarak bu görüntüleri maddi pazarlık konusu yapmaya çalışan çakalı, şikayet etmeyecek miydim acaba? dikkat et bak tanık listesinde yer almaktan imtina ediyor ama çektiği videoyu bana belli bir maddi karşılıkla satabileceğini söylüyor. bu çakalın sanığa da benzer bir pazarlıkla gitme ihtimali yok mudur?
  • her vatandaş kamusal alanda gerçekleşen her şeyi görüntüleme hakkına sahiptir. bu anayasayla korunan özgürlükleri kapsamındadır.
    sokakta götünüzü açarsanız onu da çeker yayınlarlar hiç bir şey diyemezsiniz. haklarınızı, özgürlüklerinizi bilmiyorsunuz saçma sapan "bence yasak olmalı, cezalandırılmalı" gibi beyanlar veriyorsunuz.
    (bkz: kara cehalet)
  • özellikle polis şiddet uygularken çekilemez. polisin özel hayatına müdahaledir bu.. (bkz: kadıköy'de polisin kuryeye küfür edip tartaklaması)
  • üst edit : aşağıdaki alıntıyı okuyunca daha iyi anlar ve benimsersiniz ancak sonucu baştan vermem gerekirse, tabi çekebilirsiniz. ortada bir suç veya hak ihlali söz konusu olduğunda, olayla ilgisi olsun olmasın, herkesin kayıt altına alma hakkı ve yükümlülüğü vardır.

    "...kuşkusuz gizlilik herkes bakımından farklılık arz etmektedir, elbette, herkes kanun önünde eşittir. ancak toplum hayatı işbölümünü zorunlu kıldığı içindir ki, herkesin kamuda farklı bir konumu bulunmaktadır. sanatçıların, siyasetçilerin, kamu görevlilerinin , kamu hizmeti yapanların, başkalarına mal ve hizmet sunanların, sade insanların özel hayatlarının gizliliğinin kapsamı ve sınırları birbirinden farklıdır. sade insanlar bakımından hayatın gizli alanı çok daha genişken, ör., sırasıyla kamu görevlisi, siyasetçi ve sanatçı bakımından bu alan çok daha dardır. bunların her birinin kamuya açıklığı birbirinden farklıdır. kimin yüzü kamuya daha fazla açıksa onun özel hayatının gizli yönü o kadar azdır. aihm, özel hayatın kapsam ve sınırlarının siyasetçiler, hükümet veya devletin mevcut düzeni söz konusu olduğunda, daha geniş bir eleştiri sınırının olması
    gerektiğine vurgu yapmaktadır. yargıtay 4. c.d’de
    1998 yılda verdiği bir kararda, fotomontaj yoluyla da olsa kamuoyunu ilgilendiren gerçek ve güzel olaylar nedeniyle siyasal parti başkanlarını eleştirmek hukuka uygundur. kamuoyuna mal olmuş kişiler, kendilerine yönelen alkışlar kadar gerçeği yansıtan eleştirilere de katlanmak zorunda olduğu sonucuna ulaşmıştır. gerçekten, ör., sıradan bir insanın metresinin, sevgilisinin olması, içki içmesi, kötü hayat sürmesi, vs., kimseyi ilgilendirmezken; bir siyasetçinin metresinin veya sevgilisinin olması, kötü hayat sürmesi, vs. herkesi ilgilendirir. elbette bir kimsenin içki içip içmemesi onun bileceği bir şeydir. ancak beldesinde içki yasağı koyan bir belediye başkanının içki içmesi
    herkesi ilgilendirir. gene bu bağlamda, magazin gazeteciliği yapan bir gazetecinin ses ve sahne sanatçılarını, girip çıktıkları yerlerde izlemeleri, ses ve görüntü almaları özel hayatın gizli yönünün ihlali olmaz. böyle olunca, sanatçı, siyasetçiyi, kamu görevlisini izlemek, özel hayatın ihlali olmazken; başka bir kimseyi veya sıradan bir kimseyi izlemek, özel hayatın ihlalidir..."
    ankara barosu dergisi

    sonuç: hak ihlali veya suç söz konusu ise, kayıt altına alan açısından, ne özel hayatın ihlali ne de başka bir suç oluşur. kayıt altına alın. suça ortak olmayın.
  • yoktur.

    polisten dayağınızı yersiniz.