şükela:  tümü | bugün
2561 entry daha
  • can korkusunun insana neler yaptirabilecegini görmek.
    o yaşama iç güdüsü çok başka bir şey.

    tunceli kırsalinda icra edilen görevde birkaç sığınak bulunur. gerekli emniyet tedbirleri alındıktan sonra da sığınağın civar bölgeleri aranır.

    timlerden biri 3-4 metre kadar derinliği olan kurumuş dere yatağına inmeye çalışırken kayaların dibine sinmiş terörist gruptan ateş gelir. hem de birkac metre mesafeden.

    daha 22 yaşındaki bir astsubay kalbinin altından 2 mermi ile vurulur. can korkusu ve rehavet dedik. neler yaptirmaz adama.

    sırtındaki tüfeği o anda doğrultma imkanı olamadığı için ani bir hamle yapıp sarıldığı gibi o yükseklikten dere yatağına atar kendisini ve teröristi. üst tarafta kalan arkadaşları yani basinda baygın yatan eskiyayi emniyet amacli tararlar.

    ben uzun uzun yazıyorum ama saniyelik gelişen bir olay bu.

    dere yatağına indiklerinde henüz bilincini kaybetmemiş ama şoka giren genç astsubayin ayağının paramparça olduğunu oldugunu görürler. çünkü jilet keskinligindeki kayalara çarparak düştüğü için ağır hasar alır sağ bacağı. kalbinin altinda da 2 mermi yarası ve oluk oluk akan kan.

    tabi yüzü koyun biçimde yattığı cılız bir su birinkintisini kana bulayan astsubay kimin kim olduğundan habersiz bir vaziyette ölmeyi kabullenmiş olacak ki zar zor vaziyette hücum yelegindeki el bombalarindan birini mecali kalmamış kan icindeki elleri ile infilak ettirmeye çalışır yanı başına gelen kimselerin terörist olduğunu düşündüğü için.

    arkadaşları müdahale eder ve konuşturmaya, bilincini açık tutmaya çalışırlar. komutanlari adını sorarlar, cevap vermez birkaç dakika. sonra defalarca sorar yine cevap gelmez. kalbine bastırılan parkanın kan kırmızı rengine bakar. belki yüzüncü kez sorulan "sen kimsin, adını söyle bana." sorusuna cılız bir sesle cevap verir. ağzını yüzünü elleri ile yıkayan komutanı cok kan kaybediyor kurtaramayacagiz galiba der, telsizle "ağır yaralı" bildirir.

    öldürmeyen allah öldürmez derler ya.şu an yaşıyor.

    tabi çok kan kaybettigi için ölümün kiyisindan birkaç kez döner o sürecte. kalbi defalarca durur. elektroşoktan dolayı kaburgalari çatlar.

    hatta annesine oğlunun o olduğunu inandiramazlar yoğun bakımda olduğu dönemde. zaten normalde de tanınmaz hal alır insan. soğukta arazide yüz şişer, rengi atar. derisi soyulur. eh o kadar kan kaybı, kan takviyesi derken o vaziyette bu oglum değil der. kabullenemeyiş de var üstelik. bir ana için zordur, malum.

    uzun süren tedaviler sonrasında düzelir tabi ama dalağını kaybeder ve maalesef ayagi sakat kalır. yıllar yillar sonra ortaya çıkan komplikasyonlar yüzünden üstelik. ilk anda da değil.

    o ana şahit olan herkes ürperiyor. ben de dahil. ama işte dedik ya, can korkusu hiçbir seye benzemez.

    terör belasinin olmadığı müreffeh ulkelerde insanlar bir daha böyle şeyler yaşanmamasını diler belki ama... iyi şeyleri dilemeyi unutmuş ülkenin evlatlariyiz ne de olsa.

    allah askerin polisin ayağına taş degdirmesin...

    edit: bayağı yazım hatası yapmışım. düzeltmeye çalıştım. eksik kalanı mazur görün artık. maksat hasıl olsun da.
    herkese iyi bayramlar, güzel sabahlar.
11 entry daha