şükela:  tümü | bugün soru sor
  • aynı duyguyu gsm şebekesi mesaj gönderdiğinde de tadarsın.
    (bkz: acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler)

    edit: sevgili çaylaklar favorileriniz sayesinde depresyona girdim. çıktığımda hepinizin fav tuşuna acı biber sürücem. adamlara bak; "madem mutsuz oluyon, geber pezevenk" diye abanmışlar favori tuşuna. bu mu sizin psikoterapi anlayışınız?
    lan hemen dramatize etmişsiniz olayı hem. geyik yapıyoruz şurada. yoksa biz de sizin gibi çaylaktık. üstün belagat ve edebi yeteneklerimiz sayesinde yazar olduk .* . ezikler sizi.

    edit2: ssg sırf ben üzülmeyim diye favorilemiş. lan olum daha evvel söylesene ben senin entry'lerini okuyorum diye. o kadar çaylağı ayağa kaldırdık boşu boşuna.*. hem senin nickin niye en başta görünüyo bakim?
  • facebook fotoğrafını sadece dayın, halan ve ebengilin beğenmesi gibi birşey.
  • çaylakların kendini kötü hissetmesine neden olan, bu durumun farkında olanları da mutsuz eden mutsuzluktur.

    çaylaklar insan değil mi? onlar yazar adayı değil mi? burada yazar olan herkes özel bir teste tabi tutulup, o testi geçip ve özel paye atfedilip de mi yazar oldu?

    çaylakların entry favorilemesi, henüz aktif yazar olmamalarına rağmen entry'leri gayet iyi okuduklarını ve önemsediklerini gösterir. bunu aktif bir yazarın yapmasıyla bir çaylağın yapması arasında fark yok. sözlükte tanınmış, değerli olduğu düşünülen belli başlı yazarların sizin entry'nizi favlaması belki biraz daha iyi hissettirebilir, bunu anlamak mümkün ama çaylakların favorilemesinin neden mutsuz ettiğini anlamak pek mümkün değil.

    ben çaylakları sık sık okuyor ve oyluyorum. içlerinde çok değerli düşüncelere sahip olan, kendini oldukça iyi ifade eden, bilgili ve sözlüğe nitelik kazandıracağı çok açık olan insanlar var. onların hepsi de sözlükte gece gündüz küfreden, küfür yarıştırıp debe'yi iyice işlevsiz kılan binlerce yazardan çok daha değerli.

    "liboş" ssg derdine yansın.
    ona anladığı dilden sesleneyim bari: bırakınız yazsınlar* , bırakınız geçsinler.*

    edit: çaylak arkadaşların entrylerine baktığımda bazılarının "çaylaklar insan değil mi?" yaklaşımından alındığını gördüm.

    ben bu ifadeyi "ama onlar da insan" bağlamında kullanmayıp; robot (bot) ya da farklı bir tür olmadıklarını, onlar tarafından favlanıyor olmanın mekanik değil duygu ve düşüncelere dayalı bir süreçte meydana geldiğini anlatmaya çalıştım. yani entry'leri okuyan ve değerlendiren canlı, bir insan. dolayısıyla aktif yazarlardan tek farkı tamamen teknik bir sürece takılmak zorunda bırakılmış olmaktan dolayı aktif olamamaları. yazdıklarını sadece aktif yazarlar ve diğer çaylaklar görüyor.

    ben sekiz veya dokuz ayın sonunda aktif olmuştum. hayatımda gördüğüm en saçma sistem. bu arada, sözlükte yazar olmak bir ayrıcalık değil, ancak bu bekletme süresi ayrıcalıkmış gibi hissettiriyor ve bu his yazarlık yaptığı sürece kişide canlı kalıyor. çaylakları bir tür küçümsemek ondan.
    baştan sona sanal velhasıl.
  • olmayan mutsuzluktur. o çaylakların arasındaki ince belli uzun bacaklı sarışın çıtır dişileri düşündükçe daha bir artıyor mutluluğum.

    sadece qızlar favlasın.

    edit: favlayan çaylaklar kız mısınız? erkek misiniz? belli olmuyor bi ses verin la.
  • çaylakları insan yerine koymayan kişilerin uydurduğu olaydır.
    unutmayınız ki sizlerde birzamanlar çaylaktınız
  • sözlük hayatına yazar olarak başlamış bir sıçmığın mutsuzluğu. ne güzel dertleriniz var lan.
  • hayatında sözlük yazarı olmak dışında bir vasfı olmayanların garip ruh halidir.
  • olum bu kadar şeyi nerden görüyorsunuz lan dedirten hede. aha ben de bir favorilenen entryler yazıyo o kadar. amuhagoduklarımın sulu sözlük mü verdiniz bana? fasulye miyim lan ben!!!