şükela:  tümü | bugün
  • zülfü livaneli nin bi kitabında vardı bu fıkra: "köyün kızlarından ayşe nin annesi babası çok tutucuymuş. kızı dışarı çıkarmaz, hiç bir şeyden haberdar etmezlermiş. öyleki kız 15 e geldiğinde nasıl çocuk yapılır, zart zurt bi bok bilmiyormuş. kızı annesi babası evlendirmek istemiş kız 15 olduğunda. onu köyün çobanı olan hasan ile evlendirmişler. neyse gerdeğe girmişler, o sırada kız da uyumaya kalkmış. hasan da kızın saf olduğunu bildiğinden bi şeyler uydurma ihtiyacı hissetmiş. açmış şeyini:
    -bak bundan bi tek bende var tamam mı ama kimseye bi şey söyleme demiş.
    saf gelin de:
    -bu ne işe yarar demiş?
    hasan da:
    -göstericem, geliyorum demiş.
    neyse bütün gece kıza ne işe yaradığını göstermiş.
    günler aylar geçmiş hasan bir gün askere gitmiş. kız da çok üzülmüş. hasan ın arkadaşı mehmet de kızın yanına gelmiş hasan ı uğurlanırken. demiş:
    -neden bu kadar üzgünsün, bir tek senin kocan gitmiyor ki.
    kız da:
    -üzülürüm tabi. hem benim kocamda kimsede olmayan bir özellik vardı.
    mehmet kızın saflığını ve oğlanın cinliğini bildiğinden anlamış. demiş ondan bende de var.
    neyse hasan gelene kadar bunlar düzüşmüşler. sonra hasan gelmiş 1 yıl sonra. saf gelin ona hiç yüz vermiyormuş. hasan sormuş "noldu sana sen beni çok severdin" diye. kız da:
    -sen bana yalan söyledin. o şeyden bir tek sende yokmuş demiş. hasan da "başka kimde var ki" diye cevap vermiş. kız da "mehmette de var" demiş. hasan anlamış bunların düzüştüklerini. neyse demiş ben en azından bir yalan atıyım ki kız bana dönsün. demiş:
    -bende iki tane vardı birini ona verdim diye. kızda hemen cevap vermiş:
    -yaaa, çok kötüsün hasan. insan bakarda verir. iyisini neden ona verdin ki demiş. mış miş
  • livaneli'nin mutluluk romanında geçen bir hikayedir bu. ne hikmetse askerler rüyalarında görür dururlar bu saf gelini.
  • romani güzel yapan ayrintilardan biri. aklima geldikce gülüyorum
    (bkz: acaba bende mi bir sorun var)