şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: saf) insanların içinde bulunduğu durum.
    (bkz: saf) sıvı/katı/gaz ların içinde bulundukları durum.
    (bkz: saf)
    evet.
  • aşka, sevgiye falan inanmaktır. hatta bunu yapmak direkt salak olmak bile sayılabilir de o kadar sert girmeyeyim diye buraya yazayım dedim.

    o kadar naiflik içerir ki; bir noktada gerçekten salaklığa yakınsar, sonsuza kadar seveceğime inanıyorum demek. siz gerizekalısınızdır ve geçmişten hiç ders almamışsınızdır demektir bu; çünkü canınızı verecek kadar sevdiğiniz insan sizi yapılabilecek en kötü şekilde terk etmedi, sevdiğiniz insanlar hiç kazık atmadı, hayatınızdan çıkardığınız insanların yaptıkları yeterince ibret olmadı ve her seferinde bu sevgi olayına inandığınızda bir pürüz çıkmadı... çünkü siz iflah olmaz bir salaksınız.

    he diyeceksiniz, kardeşim hiç mi güzel şey olmuyor. işte sorun orada öyle güzel şeyler oluyor ki bunca saçmalığa rağmen hala inanıyorsunuz. hala sonsuza kadar devam etmek istiyorsunuz. karşınıza birileri çıkıp hayatınızı cennete çevirebiliyor ve sizi tekrar bulutların üzerine çıkarabiliyor birkaç saatle...

    neyse, salaklığa devam etmeli. *
  • lüzumsuzdur. saf olamamak tabi it olmak, hayın olmak, güvenilmez olmak değil biraz cinlik yeterli.
  • küçüklüğümün tanımı. benden bi kaç yaş büyük kuzenim benle oynasın diye ne dediyse yaptım gerçi bu çıkarcılık oluyor sanırım.
  • düşündüğünü, art niyetsiz söylemektir. insanın başına gerçekten iş açar.
  • aptal olmak değil. saf insan, yaşayarak öğrenir. önceden gelecek kötülükleri düşünemediği için tecrübe edince ancak anlar her şeyi. işte bu noktadan sonra aynı hatalara tekrar düşüyorsa aptaldır.

    dolayısıyla zeki ve saf bir insanın varlığı ancak ve ancak çok genç ise mümkündür. zaman ilerler, kötülüklerle tanışır ve hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
  • son zamanlarda karşı karşıya kaldığım durumlarla şüphelendiğim eylem.

    ya lanet olsun, insan konuşmalarından,tavırlarından belli olamıyor mu?onca zaman görüş,konuş ama gün gelsin mantıkla alakası olmayan hareketlere maruz kal.iyi niyetli düşüncelerinin aslında saflıktan kendi uydurmaların olduğunu gör.seri katil olma ihtimalimi kim,nerede hesapladı ulan?veya isteklerimin bir beklenti neticesinde ortaya çıktığını hangi hayvan evladı söyledi size?ama yok her bokun başı iyi niyetli düşünmek anasını satayım.bırak ne hali varsa görsün herkes, sikleme takılmana bak işte.bok mu var da güzel temennilerde bulunuyorsun!
    herkes kendi hayatını yaşıyor zaten,ucundan da olsa dahil olma o hayatlara.kimse kimseyi sokmak istemiyor yaşantısına.bak böyle söyleyince istenmeyen göt tip gibi de durdum.belki de öyleyim.ama yaşayarak öğrenir demiş üstteki arkadaş, galiba haklı.bundan sonra uzak duracağım beni bu durumla karşılaştıranlardan.
  • hukuk fakültesinden yeni mezun olduğum zamanlarda, yer yer adliyelerde yer yer denetimli serbestlik veya cezaevlerinde hükümlülerle karşılaşırdım. insanlarla iletişim kurmayı sevdiğim için bu kader mahkumlarıyla da görüşmekten, muhabbet etmekten geri durmazdım. yapı itibariyle saf olduğumdan her söylenen söze inanır ve doğru kabul ederdim.

    ciddi oranlarda ceza alan mahkumlarla karşılaştığımda onların hikayesini dinlemek hep ilgimi çekerdi. her hikayede, hikayeyi anlatan kişi suçsuz olup yeri gelir jandarmanın yeri gelir hâkim veya savcının işbilmezliğinden içeride yattığını iddia ederdi.

    saf olmanın doğal sonucu olarak ben de bu hikayelere inanır, suçsuz biri içerde boş yere yatıyor endişesiyle işi gücü bırakıp o kişinin dosyasını incelerdim.

    inceledğim dosyaların yüzde doksan beşinde, hâkim yine insaflı davranmış ben olsam mahvederdim diye iç geçirip hem boşa harcadığım zamana hem de saflığıma üzülürdüm.

    mesleki yozlaşma yıllar geçip bize de bulaşınca, artık karısını kendisinin öldürmediğini ve savcının suçu yıkacak kimse bulamayınca suçu kendine yıktığını iddia eden adama direkt hak verip üstelemiyorum.

    insanların vicdanlarıyla yüzleşmemek için bir yalan uydurup uydurdukları yalana kendilerini de inanmaları hayret verici bir şey.
  • insanlar kötü günlerinde beni ararlar. onlara destek olurum, yoldaş olurum, varımı yoğumu maddi ve fiziksel olarak ortaya koyarım. vallahi billahi, hiçbir zaman kibir , ego veya yılgınlık gibi kırıcı bir şey yapmam.
    onlar düzlüğe çıkar ve ben sevinirim. . ama onlar düzlüğe çıkınca arap atı gibi dört nala sprint atarlar. ben çıkardıkları toza bulanarak arkalarından bakakalırım.

    işte, bir o zaman hissederim ne kadar saf olduğumu; bir de onlar tekrar kötü duruma düşünce beni aradıklarında, onları tekrar kabul ettiğim zaman hissederim...

    sonuçta bir bakmışım ki; onlar düşe kalka yaşamışlar bu hayatı, ben ise onları ayağa kaldırmaya kendimi harcamaktan ömrü hiç uğruna yarılamışım. işte o zaman hissettiğim duyguya, o zayıf dağarcığımda kelime bulamadım.