*

şükela:  tümü | bugün
  • babası savaşta, aynı gün kocası muhammed'in emriyle işkenceyle öldürüldükten sonra muhammed'le evlenebilen yahudi kadını.
  • safiyye'nin beni kurayza katliamında esir alınan babası ismi bilinmeyen oğluyla birlikte daha önce hendek başında kafası kesilerek öldürülmüştü (mayıs 627). bu sefer hayber savaşında esir edilen kocası da altınların yerini söylemesi için işkence yapılarak öldürüldü (628). böylece 17 yaşında "dul" kalan safiyye hemen hevesle hz. muhammed'in haremine katılabildi. bakara 234-235'deki bekleme süresine filan tabii ki uyulmadı. böyle şeyler faniler içindir.

    ek: ayetleri verelim tam olsun.

    bakara 234. sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler. bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, kendileri hakkında yaptıkları meşru işlerde size bir günah yoktur. allah yapmakta olduklarınızı bilir.

    bakara 235. (iddet beklemekte olan) kadınlarla evlenme hususundaki düşüncelerinizi üstü kapalı biçimde anlatmanızda veya onu içinizde gizli tutmanızda size günah yoktur. allah bilir ki siz onları anacaksınız. lâkin, meşru sözler söylemeniz müstesna, sakın onlara gizlice buluşma sözü vermeyin. farz olan bekleme müddeti dolmadan, nikâh kıymaya kalkışmayın. bilin ki allah, gönlünüzdekileri bilir. bu sebeple allah'tan sakının. şunu iyi bilin ki allah gafûrdur, halîmdir.
  • inanılanın aksine safiyye, cüveyriyye ve ayşe akrandır. aralarında bir-iki yaşdan fazla fark olmamalı.
    (bkz: hz. muhammed/#18978154)
    ek: entry değişmiş. "safiyye teyze" diyordu biryerlerinde.
  • asıl adı zeynep'tir. safiyy "ganimet malı paylaşılmadan önce reisin el koyduğu" demektir.

    kaynak
    http://www.firaset.net/d-30415_safiyy.html
    http://www.ihlsozluk.com/?nedir=safiyy
    http://sozluk.ihya.org/dini-terimler/safiyy.html
    http://www.masalca.net/…i-sozluk/177233-safiyy.html
    http://www.theurdudictionary.com/…rd=safiyy&lang=en
    http://www.diniterimler.com/…i-ne-demek-anlami.html

    ek:
    alıntıdır...
    "rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ın, savaşta hazır bulunsa da, bulunmasa da elde edilen köle ve mallardan bir hissesi vardı ki, buna ‘safiy sehmi’ denirdi. rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hissesini ister köle veya cariye ve isterse at vb. olsun ganimetin 1/5’i olan humusdan önce alırdı. huyey’in kızı safiyye de bu safiy hissesinden idi."

    ek2: kaynakları güncelledim. ne yazık ki kelimenin manasını daha iyi veren ilk kaynağım uçmuş.
  • kendisine nisa 24'e (ilk cümle) uygun şekilde davranılmıştır. ancak bakara 234 uygulanmamıştır.
  • kocası katledildikten sonra 1-2 gün içinde "evliliğinde" bakara 234'e aykırılık bulunmadığı iddia edilen kadın.

    bakara 234:
    içinizden ölüp de geride kadın bırakanların eşleri...
    içinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri...
    içinizden ölüp de geriye zevceler bırakanların bu eşleri...
    if any of you die and leave widows behind...
    and (as for) those of you who die and leave wives behind...
    and if any of you die and leave wives behind...
    sizd?n öl?nl?rin qoyub getdiyi qadınlar...

    benim kanaatimce buradan bahsedilen ölülerin müslüman olduğunu, müslüman olmayanların karılarının hemen alınabileceği gibi bir anlam çıkmıyor. 4 ay 10 gün beklemenin manası, doğacak çocuğun nesebinin belli olmasıdır. bir kanama olması durumunda ara kanama olasılığı mevcuttur. bu kadın pekala hamile olabilir. kadının "ben adetliyim" demesi de güvenli bir seçenek değildir.
    ölümden hemen sonra evliliğin olduğu bir durumda 8 ay sonra doğan çocuk kimindir? ortaçağda bunu bilmek mümkün olmadığından böyle bir bekleme süresi mevcut.

    kuranda ölen müslümanın karısı için 130 gün beklenir, yahudinin karısı hemen alınabilir, diye bir şey yazmıyor. en azından kuranda bu konu açık seçik bildirilmiyor.

    17 (19?) yaşındaki safiyye kocası öldürüldükten birkaç gün sonra hz. muhammed'in "karısı" olmuştur. bu beklemenin nedeni de adetli olmasıdır veya belki de öyle söylemesidir. yoksa o kadar da beklenmeyecekti. bir başka rivayete göre safiyye 2 kere zifafı reddetmiştir.

    alıntıdır:
    "muhammed'in safiyye'yi kendisine nikâhlamasindan sonra, ümmü süleym adinda bir kadin (ki hadis rivâyet edenlerden enes b. mâlik'in annesidir) safiyye'yi bir gece "cihazlatip" (giydirip kusatarak) gerdege koyar. artik muhammed güveyi olmustur. sabah olunca halka: "kimde bir sey varsa getirsin" diye emreder. söylendigine göre kimileri yag, kimileri hurma, kimileri yogurt kurusu vs... getirirler. bunlar muhammed'in dügün yiyecegi olur; hep birlikte oturup yerler (bkz: sahih-i.., cilt ii, sh. 310).

    bir rivâyete göre muhammed, o gece safiyye ile yatmak istemis ve fakat safiyye bir mazeret bulup cinsi münasebette bulunmaktan kaçinmistir. bir baska rivâyete göre o gece hayberden hareket edilmis, ve 6 mil kadar uzak bir yere gelindikte, muhammed zifâf için konak etme arzusunu belirtmis ve fakat safiyye râzi olmamistir. söylendigine göre mazeret olarak yahudilere yakin bir yerde bulunduklarini ve onlardan tehlike gelebilecegini bildirmistir. oysa pek muhtemeldir ki safiyye, kocasinin ve babasinin feci sekilde öldürülmelerinden duydugu üzüntü nedeniyle böyle yapmistir.

    safiyye'nin bu tutumuna içerlemekle beraber muhammed pek sesini çikarmaz, ve 6 mil daha yol alindiktan sonra tekrar zifâf etmek için konaklama emri verir. bu kez safiyye gerdege girmege ve cinsi münasebette bulunmaga râzi olur. kendisine daha önceki konaklama sirasinda neden zifâf'a râzi olmadigini soran muhammed'e de su yaniti verir: "orasi yahudilere pek yakin idi. belki zât-i âli-i nebevilerine mekr [41] ve zararlari dokunur diye korkmustum". bu sözler muhammed'i hosnud eder (bkz: sahih-i..., cilt ii, sh. 309).

    öte yandan zifaf gecesi muhammed'in çadiri önünde sabaha kadar nöbet tutan ebû eyyüb hâlid bin zeyd'in sözleri de bunun böyle oldugu göstermektedir. muhammed'in "bayraktari" diye bilinen bu asker, sabaha kadar gözünü kapamadan çadirin önünde beklemis, ve ertesi sabah muhammed çadir'dan çikarken kendisine: "neden hiç uyumadan sabaha kadar nöbet bekledin?" diye sordugu zaman su cevabi vermistir: "sen bu kadinin kocasini, babasini ve üstelik bütün halkini öldürttün. sana bir kötülük yapmalarindan korkuyordum" (bkz: ibn-i ishak, age [1980) sh. 516-7)"
  • hz. muhammed kendisini aldığında herhangi bir ecir (mehir) vermemiştir. kendisini cariyelikten azad etmesinin mehir olduğu ileri sürülse de şöyle bir şey de vardır:

    "cariyesini azat ettikten sonra, onunla evlenen kimse için iki ecir vardır." [taberani]
  • zavallı kadın. babasını ve kocasını öldürenin altına yatmak zorunda kalmak ne feci bir yazgıdır. ilahi adaletin tecellisi bu olsa gerek.
    sayesinde birileri fena çuvallıyor bir yandan. öyle böyle değil. yok iddet süresi müslümanlar için o ayet, yok bu yahudi olduğu için şöyle böyle. ve bunu savunanlar insanın en şerefli mahluk olduğuna inanıyorlar.

    (bkz: hani marjinal bizdik)

    (bkz: vay anam vay neler dönmüş serhat ya)
  • din fanatizmini insanın gözüne gözüne sokan kadıncağız.

    uzun uzun yazmışlar üşenmeden. "iyi okuyun", "tam alın metni", "götünüzden uydurmayın" demişler. daha neler neler. müslümanım ya, "adalet, dürüstlük, nefsine hakim olma, hak, hukuk, zulmetmeme..." temelinden alırdım dini. öyle öğretti bizimkiler, neylersin. okusam da, bazen kızsam da atamadım o çocuk yanımı. varsın kalsın.

    ammavelakin hala ayrımcılık temelinden tartışıldığını görmek kadının acı. yahudiymiş, cariyeymiş, müslümanmış. insan ulan. babası ölmüş hiç yoktan. hadi kocasından hazzetmiyor diyelim. savaştan çıkmış lan. kanaması bitince gerdeğe girmeliymiş, ayıp lan. peygamber efendimize söz ettirmem kabulüyle, hiç empati kurmadan deli gibi savunmak nedir bunu. bir dur, bir düşün, bir sessiz kal, ölür müsün? bir kendi ilken olsun, bir an uzaklaş tüm ezberlerinden, bir "değerin" olsun ordan burdan aşırılmamış, bir edebin olsun, bir duruşun olsun insanca. bu yaptığından (ezbere savunmak) hanene yazılacak sevap varsın yazılmasın. kanaması dursun eşiğini, iç kanaması al mesela, ruh kanaması, savaştan çıkmış bir başına kalmış bir insanın hayat kanaması. ölür müsün?
  • bu kadinin basina gelenler, filme cekilse, isimleri zamani ve mekani degistirilerek... izleyenlerin filmin karakterlerine tepkilerini tahmin edin. ortalama turk izleyicisini goz onunde bulundurarak...
    kim ne kadar kufur, beddua yerdi?
    hatta biraz daha eskilerde yapilsaydi bu, sokakta hangi karakterinin sopalanma ihtimali olurdu bu filmin?
    bu arada filme cekilme projesi de fena fikir degilmis, bu da tanimimiz olsun.