şükela:  tümü | bugün
  • dünya genelinde ülkeleri genelde savaşa sokan, ekonomik krizlere neden olan, işçi haklarını es geçip patronları trilyoner yapan, bireylerin haklarını önemsemeyen partilerdir.
    bunlar sıvadıktan sonra genelde başa bir sol parti geçer ya da sol bir parti koalisyon ortağı olarak gelir. bunların yedikleri haltlar yüzünden göçen ülkeyi tekrar ayağa kaldırmaya çalışırlar. ancak artık çok geçtir ve bütün fatura sol partilere kesilir.

    örnek mi? hehehe.

    amerika birleşik devletleri'nden dwight eisenhower örneği mesela. eisenhower dönemi, kamu harcamalarının kısıldığı, vergilerin yükseltidiği yani ekonomik krizin baş gösterdiği, küba'dan gelen sürgünlerin eğit donat yoluyla küba'ya geri gönderilmek üzere barındırıldığı bir dönemdir. ayrıca amerikan komünist partisi'nin illegal ilan edildiği ve bağlılık-güvenlik programıile "devlet düşmanları"nın işten atıldığı bir dönemdir.

    küba ile bütün resmi ilişkiler bu dönemde kesildi.

    peki eisenhower'dan sonra kim geldi? tahmin edelim mi? evet, john fitzgerald kennedy. kendisi, cumhuriyetçi eisenhower'dan sonra geldi. demokrattı ve cumhuriyetçi nixon'ı çok az bir farkla geçerek başkan olmuştu.

    kennedy, öncelikle domuzlar körfezi çıkarması'nın gerçekleşmesi için onay verdi. zira eisenhower döneminde küba ile bütün ilişkiler kesilmişti ve kübalı mülteciler savaş için eğitiliyordu. sonuç fiyaskoydu. küba ile ilişkiler koparılmasaydı bu hiç yaşanmayabilirdi.

    eisenhower'ın saçma ve gereksiz küba politikasının yarattığı tek sıkıntı bu değildi. 1962 küba füze krizi, bu politikanın sonucuydu, uğraşacak kişi yine jfk'ydi.

    bu sırada eisenhower döneminde mali olarak isyancılara karşı desteklenen güney vietnam hükümeti köşeye sıkışmıştı ve abd'den askeri yardım istemekteydi. ancak jfk, girmemeye kararlıydı.

    önceki dönemin yarattığı ekonomik krizin yaralarını da jfk sarmaya çalıştı. öncelikle milyarderlere uygulanan tax cut'ların önünü kesti ve zenginlerin daha fazla vergi vermesini sağladı. ekonomik açığı bir nevî kapatmış olsa da artık %1'in nefretini kazanmıştı.

    iç politikada da siyahî vatandaşlara geniş haklar vermek isteyen kennedy, kongreden bu yasayı geçirmeye çalıştıysa da başarısız oldu.

    ve elbette, yaptıkları, birilerini rahatsız etti. 23 kasım 1963'te yine sağ partili, yani cumhuriyetçi biri olan lee harvey oswald tarafından dallas'ta öldürüldü. oswald, mahkemeye götürülürken, onlarca gizli servis ajanı arasından sıyrılan jacob rubenstein isimli bir cumhuriyetçi tarafından öldürüldü.

    kennedy öldürüldüğü gün, yardımcısı lyndon b. johnson başkanlık yeminini etti. johnson cumhuriyetçi bir aileden gelmekteydi ancak demokrat partinin üyesiydi. cumhuriyetçilerin kalesi olan teksas'ta doğmuş ve büyümüştü. yapılan erken seçimde rekor bir oyla başa getirildi.

    jfk'nin asker göndermemek için direndiği vietnam'a giren de lyndon b. johnson oldu.

    ---------------

    bir diğer sağcımız george w. bush, bu konuda bir diğer örnek. cumhuriyetçi partinin özeti gibi aslında. onun dönemi, pek çoğumuzun bildiği gibi bush dönemi afganistan'a ve ırak'a askeri müdahalenin, patriot act'lerin, guantanamo'nun, ebu garib 'in, şer eksenlerinin dönemiydi.

    yine bu dönemde bush, zenginlere vergi kesintisi uyguladı. fabrikatörler daha az vergi verecek, böylece daha çok iş imkânı sunacaktı. elbette öyle olmadı. paralarını offshore şirketlere aktardılar. iş imkânı da yaratmayınca, devlet zarar ettiğiyle kaldı. afganistan ve ırak müdahalelerinin de yarattığı ekonomik zarar birleşince, abd yeniden bir ekonomik krizin eşiğine geldi. ,

    obama'nın change mottosunun sebebi de budur. bütün bu zararları sonraki yönetim, yani obama yönetimi telafi etmeye çalışacaktı.

    ------

    bu örnekler abd ile sınırlı değil elbette. ingiltere'nin demir lady'si thatcher olsun, şimdi ukrayna'da euromaidan ile başa gelen poroşenko iktidarı olsun, yunanistan olsun ve bugün akp hükümeti olsun, durum aynıdır. chp büyük ihtimalle koalisyona girecek ve akp'nin yaptıklarının faturaları ona kesilecektir.

    sağ partilerin genel olarak ülkeleri savaşa götürdüğü ve borç-harç batağına sapladıkları ülkeleri sol partilere bıraktıkları tezi, ayrıntılı bir makale ile incelenebilir aslında. belki de çoktan incelendi. alanım tarih değil. ben de isterdim buraları kaynakça doldurmayı. ama isterseniz siz de bilgilerin doğruluğunu araştırabilirsiniz. bir sonraki boş zamanımda onları da anlatmayı düşünüyorum. hayırlısı.

    edit: ukteymiş dolmuş.
  • çoğunluğu ömründe başka ülke görmemiş (illa sözüm ona refah içerisinde olan ülkeler olmak zorunda değil) ve hatta başka bir şehre gitmemiş (kasıt memlekete gidip gelmek dışında kültür turizmi çerçevesinde bir gezi), bu topraklarda kendisinden önce hangi milletler, medeniyetler yaşamış bilmeyen, merak etmeyen ve merak etmeyecek, başka düşünüş biçimleri, yönetim biçimleri nelerdir sorgulamayan, her devlet eylemini bir lütuf olarak gören, hak nedir, adalet nedir sorgulamayan seçmenlere sahip partilerdir.

    kaynak: gözlem

    (bkz: ak parti) (bkz: ak parti seçmeni)
    (bkz: adalet partisi)
    (bkz: adalet ve kalkınma partisi)
    (bkz: anavatan partisi)
    (bkz: cumhuriyetçi köylü millet partisi?)
    (bkz: demokrat parti)