şükela:  tümü | bugün
  • genellikle bir ulkedeki tum hastane, dispanser, saglik ocagi gibi kurumlarini ve bu kurumlarin calisanlarini kapsayan kalip.
  • tedavi görmek için, tc kimlik numarası yeterli olmadığı sürece görevini yerine getirmemiş olacak sistemdir. acil servise getirilen insanlar gerekli sosyal güvenceleri olmadığı gerekçesiyle eceline bırakıldığı sürece olmayan sistemdir.
  • kapitalizmin insanlığı yok oluşa götürdüğünün en bariz göstergesi ve iş gücünün yeniden üretiminin iflas etmiş araçlarından biridir.
  • malesef artık tamamiyle sağlık söktörü haline gelmiştir.
  • sosyal devlet olduğu iddiasında ki canım ülkemde kar etmesi beklenen sistem. (ne demiş ünlü şairimiz ziynet sali? "hem karnım doysun hem pastam dursun yok öyle") yani, aslında vicdanın olması gereken yerde kara bir delik falan bi şey yoksa, sağlık sisteminin "kar amacı güden" bir sistem olmayacağı biraz aşikardır. ama tıp gelişti e tabi çelik'te değişti, kar etmek isteyen her yerden kar eder, bunu özel hastanelerin muayne ücretlerinden anlayabiliriz. ama problem olan, özelin "paran varsa gel yoksa öl" anlayışını, devletin de bi hevesle uygulamaya çalışması ki o olmaz. zorlama canım kardeşim pi sayısını 3 al diyoruz, hala küsüratlarla uğraşıyor. biz de anlamadık valla.
  • amerika'daki hali özet şekilde şöyle imiş:

    prof. dorling, "amerikan sisteminde olduğu gibi sağlık harcamaları daha çok, zaten sağlıkları en iyi durumda olan insanlara yönelikse, bu bir etki yaratmaz. eşitliğin az olduğu varlıklı bir ülkede, daha fazla sayıda doktor estetik cerrahi üzerinde çalışıyor; daha fazla diş hekimi kötü dişleri tedavi edeceğine diş beyazlatma işine odaklanıyor" dedi.
    http://www.ntvmsnbc.com/id/25231815/
  • yok reformdu yok devrimdi falan fasa fiso imiş bugün anladım arkadaş. sağlık sisteminin nasıl bir çukur olduğunu görmek için hastanelere işiniz düşmesi gerekiyormuş meğer.

    bugün akşam kardeşimin karnının sol tarafına çok ani ve şiddetli bir ağrı saplandı, apandisti patladı diye korktuk ve en yakın hastane olan ümraniye eğitim araştırma hastanesi aciline götürdük. sırada bekleyen 15-20 kişiden rica ettik ve müdahale odasına girdik. idrar tahlili ve film istediler. gittik işettirdik güç bela, sonra çok fazla beklemeden filmimizi de çekildik. geri geldiğimizde ise şu korkunç manzara ile karşılaştık.

    fotoğraftaki yalnızca sıranın bir ucu, arka tarafta bir bu kadar insan daha var. dışarısı ve acilin çevresini görseniz ramazan eğlencesi var sanırsınız o kadar kalabalık. yahu dedik bizim tahlil ve film vardı girip baktırıp çıksak? kime anlatıyorsun arkadaş adam verir mi sırasını? girdik sıraya beklemeye başladık. mübalağa etmiyorum 1 saat sonra bir adım ileri gidebilmiştik. bu sırada gelen giden ambulansın haddi hesabı yok. milyondan fazla nüfusu olan ümraniye için devlet hastanesinde 2 tane doktor var acil serviste. her gelen yalvarıyor millete n'olur ayakta duramıyorum öne geçeyim diye. millet 2 saattir sırada bekliyor kime ne anlatıyorsun ki? bir süre sonra artık sinirler de gerildi ve sıra yüzünden ufak kavgalar da çıkmaya başladı. lanet olsun dedim ve çıkıp özel hastaneye götürdük kardeşimi. işimiz takriben 10 dakika sürdü ve eve geldik. kum döküyormuş.

    velhasıl hastanelerde bir şeyler değişmiş evet; sedyeler daha modern, tekerlekli sandalyeler cilllop. tuvaletler yenilenmiş. bu kadar. insanlar yine sefil, insanlar yine paçavra gibi amına koyayım.
  • türkiye'de yok. s'si, s'sinin kıvrımı dahi yok.

    felçli bir adam var elimizde. ayağa kalkamayacak kadar hasta. ateşi 40. ayağı da kangrene dönmüş. eve gelen doktor kesilecek diyor. acil hastaneye gitmemiz lazım.

    112 aranıyor. onlar biz gelemeyiz, durum acil değil, biz ölümcül vakalara bakıyoruz, siz hasta nakil aracını arayın diyorlar. eyvallah diyoruz, verdikleri telefonu arıyoruz, büyükşehir belediyesi bizim böyle bir hizmetimiz yok diyor. onlar da başka bir numara veriyor, burda bilmemne servisi eve araç yolluyor diyor. bilmemne servisini arıyoruz, ordakiler de "eskidendi abla o yeaaa, artık yok araç, taksi çağırsanız ya?" diyorlar.

    günüm aydınlanıyor gerçekten. ben nasıl düşünemedim 20 senedir yatalak olan, ateşli, baygın, ayağı açık yaralı, kangrenli, 100 kiloluk babamı taksiye bindirmeyi? vay anasını. analar neler doğuruyor.

    evde hasta bakıyoruz diye bangır bangır reklamlar dönüyordu ya bir ara televizyonlarda..
    hah, o servisi arıyoruz şimdi de. önce ilçenizdeki bilmemne hastanesine kayıt yaptırmanız gerekiyor diyorlar. eyvallah deyip koştur koştur kayıda gidiyoruz. sonra tekrar numarayı arayıp eve doktor istiyoruz. biz size döneceğiz diyorlar. aradan 6 gün geçiyor, ses seda yok. dönen tek şey bizim nevrimiz.

    sonra bir başkasından duyuyoruz, ilçe bilmemne bilmemnesinden de evde sağlık hizmeti sunuluyormuş. arıyoruz. ilgileniyorlar. sonra aylık gelirimizi soruyorlar. söylüyoruz. biz asgari ücret altında geliri olanlara bakıyoruz, siz özele gidin diyorlar. neyse parası verelim, ya da ilgilendiğiniz başka hastaların giderlerini biz karşılayalım, yeter ki gelin hastamıza bakın, bizim halimizin parayla ilgisi yok, adamı dışarı çıkartamıyoruz diyoruz, gülüp geçiyorlar.

    aradan bir hafta geçiyor, başımızı vurduğumuz her taş boşa çıkınca, dört yetişkin erkeğin kucağında zar zor arabaya indiriliyor babam. merdivenli evimize küfrede küfrede.

    tam üç devlet hastanesi geziyoruz. her gittiğimiz bizi bir başka yere yönlendiriyor. acildeki doktor polikliniğe, poliklinikteki acile, acildeki küfreder gibi evimize yönlendiriyor bizi. doktorların gözündeki tiksinir ifadeyi anlatmaya ise kelimeler yetmez. içinde zerre insan sevgisi taşımadığına yemin edebileceğim sağlık çalışanlarından medet umuyor, kapısını her çaldığımız doktordan azar işiterek geri dönüyoruz evimize.

    devlet öl diyor vatandaşına.
    burda sana yerim yok diyor. geber diyor, ananı mı alırsın, yedi sülalenle mi gidersin, tek mi gidersin bilmem ama nereye gidersen git, başının çaresine bak diyor.
    bir doktoru "bu hastanın mutlaka hastanede olması lazım, evine giderse ölür." diyor, ama hastaneye yatışı yapılamıyor. "ne olacak peki" diyoruz. silkinen omuzlar görüyoruz.

    iflahım kesiliyor. soluğum kesiliyor. defolup gitmek, başka bir yere yerleşmek, hasta babamın hasta muamelesi görebileceği, uyuz köpekler gibi kapılardan tekmelenmeyeceği bir ülkede yaşamak istiyorum.
  • türkiye`de işlerin iyi gittiğini hissettiren sistem.

    kendi özelimde 1 ay kadar önce yaşadıklarımla bunu söyleyebiliyorum. okulunu uzatmış, bir baltaya sap olamamış, işsiz bir üniversite öğrencisi olarak ailemle yaşıyorum. hiçbir gelirim yok. aşırı karın ağrısı şikayetiyle başvurduğum samsun araştırma hast. acilinde bir çok tahlil yapıldı. ultrason çekildi ve safra kesemde taş olduğu teşhisi konuldu. hiçbir sosyal güvencem olmadığı için 100 tl`lik bi fatura çıkarıldı. ve 1 ay içinde ödemem söylendi. daha sonra babam ödedi.

    daha sonra yeşil kart başvurusunda bulundum ve kartı aldım. samsun gazi devlet hastanesinde genel cerrahi uzmanına gittim. tekrar yapılan tahlil ve ultrasondan sonra bir hafta sonraya ameliyat günü belirlendi. fazla uzatmayacağım, hastaneye sabah gittim öğleden sonra ameliyat oldum. iki gece yattım, çıktım ve doktorun yazdığı reçetedeki iki ilacı almak için eczaneye 14 tl ödedim. bunun dışında hiçbir ücret talep edilmedi. hatta doktor kendisine zarf içerisinde hediye olarak uzatılan parayı kabul etmedi.

    bu anlattıklarında ne var ulan diyebilirsiniz. pek fazla tecrübem olmadığı için bilmiyordum ama eskiden doktorların, hastanenin çok daha fazla para aldığını, verilen hizmetin kötü olduğunu çevremden duymuştum. iki kişilik odada kaldım, çalışanlar (hemşire, temizlikçi vs.) güleryüzlü ve yardımsever insanlardı.

    sözün kısası beklemediğim kadar memnun ayrıldım oradan. çalışanların gözüyle sıkıntılar olabilir ama bir hasta olarak gördüklerim beni memnun etti. bu sistemi kuran, çalıştıran, emeği geçen herkese teşekkür etmek isterim. bu hükümet mi, sağlık bakanı mı, eğitim sistemi mi, yoksa sendikalar mı umrumda değil.

    edit: daha yolla tuşuna tıklamadan entry`i zamanın ötesine gönderen arkadaşlara teessüflerimi sunuyorum. kişisel tecrübemi paylaştım neresini beğenmediniz?
  • yazar ibrahim öztürk'ün "eksikliklerine dair iki aylık bir çalışmam var, yayınlayamıyorum, en ufak bir meselede lobicilik yapanlar sağlıkta sessiz kalıyorlar" diye yakındığı çarpık sistem.

    http://www.zaman.com.tr/…tle=bir-hekim-oldu-diyeler