şükela:  tümü | bugün
  • osmanlica kitaplarla farsca ve arapca kitaplarin yanyana durmasi, dolar üzerinden fiat etiketleri gibi kitapsever i üzen davranislar.
  • çınardibi sahaf'ta maruz kaldığım hareket. meğerse öyle kitap bakınmak yasakmış. kapıdışarı edildikten sonra hatırladım bu sahafın bu konudaki tutumunu. ama artık çok geçti. sonra da "bu memlekette hala efendi sahaflar da var" diyerekten sahaf sami önal'ın yolunu tuttum. bu derya insanla hem sohbet ettim, hem yeni gelenlere bakındım, alışverişimi yaptım, çıktım. "çınardibi'nin de dibine kibrit suyu sıkayım" dedim içinden.
  • misal ben, sahaflarda kitapların yanı başında ve kitap kolilerinin üzerinde yemek yeme hareketlerini görmek istemiyorum, neden bilmiyorum ama görmek istemiyorum kardeşim var mı..
  • çay bardağı efendim: kitapların üzerine konulan çay bardağı.. hadi bardağı geçtik, bir de onun altlığı, bir de şekerler..
    sahhaflarda çay içmeyi yasaklamaya kadar gider valla bu, ona göre, istirham ederim..
  • kültablası: şimdi ben sigara içmeye kesinlikle karşı değilim, hatta içtikçe içelim, tellenelim ve fekat kitapların üzerine altı yapış yapış kültablası koymayalım lütfen misal..
  • müşteri efendim müşteri: sahhaflarda görmek istemediğimiz hareketlerin başında aklıevvel müşteri hareketleri gelme mi, gelir..
    diyelim ki bu müşteri, sahhafa gelmeden az önce yağlı yağlı beyaz fırın poğaçalarını yesin, sonra da ellerini gelsin kitaplara sürsün; oh ne âlâ, kebikeçler büzüğünü keserler valla adamın..
  • ders kitabı standını genişletme çabaları. olmaz efendim, ders kitabı satmak ayrı, sahaflık ayrı iş.
  • sahhaf adamları: nedir efendim bu sahhaf adamları; siz kitap sorarken/ararken, arkada oturup çay eşliğinde sohbet eden nevi hububattır..
    tanımıyorsam kafadan gıcık olurum; tanıyorsam hiçbir şey olmam, ben de otururum.. işte böyle de ikircikli-ancuk bir adamım, inanmazsın..
  • alakasız müşteri ve yalaka sahaf insanları: “şimdi ben bu siddhartha var ya hani onu okudum” “hah şimdi bak al bozkırkurdunu da oku” “aa bu nobel de almış” “tabi canım tabii”
    ben bu sahafları görmekten ziyade, ortadan kaldırma isteğiyle yanıp tutuşuyorum, yanarım yanar..
  • misal ben, uzun zamandır görmediğim birini de görmek istemem şahsen.. haydee "aa neler yapıyosun, nerdesin şimdi, mahmut noldu, bitirdi mi okulu" derkene, ne sahaf zevki kalır, ne tat ne tuz, bakkal diil zati bura..