şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yazılıp gönderilmemiş, bir çekmecenin kuytusuna gizlenmiş kimi zaman "zaman"ını kimi zamansa yırtılıp atılmayı bekleyen mektuplardır...
  • “…..
    mektuplarınla resimlerini yakacak gücü kendimde bulamasam, o zaman da kendimi yakardım. şu herkeste seni gören gözlerimi, şu her yerde sana koşan ayaklarımı ve şu her zaman sana yazan ellerimi yakardım. tenimden yükselen alevler tâ allaha kadar uzanır, ona çaresizliğimi anlatırdı.
    seni güçsüz, zayıf bir insan tarafından sevilmenin hayal kırıklığına uğratmamak için, şimdi benim yerime, senden kalanları yakacağım. ben yaşadıkça, varlığım bütün çaresizliklere meydan okuyacak.
    unutma; seni sevdiğim için ölebilirdim, seni sevdiğim için yaşayacağım.
    biraz sonra mektuplarınla resimlerini tutuşturacak bir kibrit çöpü gibi çekiliyorum hayatından. her şeyiyle onu sana bırakıyorum. hayatın senin olsun, istersen hayatım da. ama sen kendinin bile olamayacaksın artık… ben yaşadıkça, adım söylendikçe…
    seni bensizliğe ve kendimi sana mahküm ediyorum.”

    istanbul,
    haziran-eylul 1962
  • beni sev demeyeceğim ama onu da sevmemeliydin.
  • bir kurt bir geyiği kovalıyordu yüreğimde.geyik soluk soluğaydı, yorgundu, bitkindi.karların üzerinde akıp giden bir yıldız gibiydi.koşuyordu.koşmak kurtuluş değildi belki ama bir ümitti.koşmalıydı.
  • gitmesi gereken yere bir turlu ulasamayan , bir sekilde vazgecilen, umutsuz betiklerdir.
  • sonunda mutlaka bulurlar. ya da o sahip gelir, zaten kendine ait olan gerçek ve hayali mektupları bulur.
  • umit yasar oguzcan ın; kendini başkasının hayatını ödünç almış gibi hissettiğin, onun tahtına talip olurken şansına bekleme salonu çıkan, her sabah uyandığında bir gerçekle daha yüzleşmek zorunda kalıp sevdiğin kişinin sevme eşiğini görüp bunun yanından bile geçmediğin gerçeğinin seni nefessiz bıraktığı, ağlayıp rahatlayamadığın, hayatının sahnesinde replikleri unutup bilmiyormuş gibi yapmaktan bildiklerini de unuttuğun durumlarda yaşadığın kıskançlığı en iyi anlattığı 2. mektup;

    --- spoiler ---

    beni tanımadan önce yaşadığın yıllar var ya; onları da kıskanıyorum. düşün bensiz yaşayacağın bir dakikaya bile tahammülüm yok artık. bir gün güzel bileğindeki küçük saati parçalayabilirim, bensiz bir zamanı sana bildirdiği için. mümkün olsa bütün o dakikaları, o günleri sana yeniden yaşatmak isterdim.

    sana kıskanılmış zamanlar, mesafeler ötesinden seslenmek ne acı bilemezsin. seni gören, güzelliğini arzulu bakışlarla seyreden insanların da bu dünyada yaşadığını düşünmek ne korkunç bir şey anlayamazsın. hele seni başkaların da sevdiğini ve seveceğini bilmek ne türlü bir ölümdür düşünemezsin.

    --- spoiler ---
  • sahiplenilmeyeceği bilindiğinden anlamsızlaşıncaya kadar saklananlardır...

    "yıllarca bıkmadan emek emek yazdım sana, içimden bütün taşanları. günlük konuşmalar, koşuşturmalarlaa bölünerek kaybolmasın diye bıkmadan yazdım. kimi sende, bir kısmını atmaya kıyamamışım hala bende bir yerlerde -arada bir bahar temizliğinde geçerler elime. düşündüğün gibi bırakmadım da aslında, sadece şekli değişti mektupların; sadece sen görmedin, okumadın. ismini şimdilerde koysam da o vakitler farkına varmamışım benim satırlarımın sende karşılığının*, sonra da bıraktım...
    çok zaman geçmiş, yazmaktan vazgeçmesem de yollama cesareti başka bir şeymiş; gecenin bir köründe sayıkladıklarının altındaki "gönder" tuşuna basmak. senin cevaplarını beklemeyi bile çok görmüşüm kendime, tam veda zamanları 'sadece oku' diye tutuşturmuşum eline. yıllar sonra gönderebildiğim mektubun ilk ve son cümlesi aynıydı; `bir yorum ya da cevap değil beklediğim, yalnızca oku istedim`...
    okundu... meğer cevaplar kelimelerle şart değilmiş... sonunda anladım; benim sana mektuplarım aslında hep sahipsiz kalmış..."