şükela:  tümü | bugün
  • muhtemelen istatistiki olarak çoğumuz için üç teker tabir ettiğimiz plastik bisikletlerdir, ama onları adamdan saymadığımızdan ilkokul dönemindeki bmx veya bianchi'yi sayabiliriz. ha sahip olmak diye "kendi paramla aldım üleyn!" diyeceksek 30 yaşında zar zor alınan trek ve benzeri disk frenli, titanyum kadrolu canavarı da söyleyebiliriz (ben henüz ona ulaşamadım, ama az kaldı! evet.)
    not: inanmassınız ama ukteydi.
  • büyükbabamın aldığı mavi renkte pinokyo marka bir bisiklettir benim için. destekleri vardı yanda ve bisiklete binmeyi bu bisikletle öğrenmiştim, aldıktan bir süre sonra o destekler sökülmüştü ve artık kimse kenjin'i tutamayacaktı.
  • 80 li yıllarda efsane olan ve yaz tatillerinde katlanarak bagaja atııp taşınabilme imkanına sahip olan, belde firmasının ürettiği pinokyodur genelde.
  • çalınmıştır.
  • üç tekerlekli, babanem tarafından sadece apartman girişinde ve minnacık bahçemizde kullanmama izin verilen, mavi ve demir bisiklettir (şimdiki üç tekerlekli plastiklerden değil). zaten 3-4 yaşında bir çocuk olarak bisikleti alıp sokak sokak dolaşmam saçma olurdu, ancak o zamanlar çok kızardım.
  • (bkz: #23238626)
  • bmx olma ihtimali yüksektir.
  • kırmızı renk bir bmx , geçen yeğenim kırdı, çok koydu boru değil yirmi senedir sağlamdı.
  • (bkz: bmx)

    evden ilk kaçışımdı, beş kilometre ötede bir baraj vardı. 7 yaşındaydım ve 15 yaşında amcamın oğluyla baraja gitmeye karar verdik. 2-3 km gittikten sonra iki araba önümüzü kesti, durduk, arabadan indi cüneyt arkınlar bize doğru yürümeye başladı, tırsmıştık. bir de baktım ki içlerinden birisi benim babam. sevincimden donuma mı işesem korkumdan altıma mı yapsam derken o gün ikilemde kalmayı öğrendim. allahtan babam tercih yapmama izin vermedi, bisikletleri bagaja bizi de baraja atıp halletti işi.

    bisiklet dört tekerdi ama iki hafta sonra yandan destekli iki tekerini de çıkardım. yetmedi iki ay sonra da akrobasiye başladım. ayaklarımı gidonun (direksiyon) üstüne koyup gidiyordum. önüne birini oturtturduğumuz o demire ayaklarımı basıp popoyu da havaya kaldırarak paraşüt olup gidebiliyordum. zikzak çizerek gitmeyi de bu bisikletle öğrendim, o şekilde daha hızlı gittiğimize inanırdık. sonradan öğrendik ki arılar da öyle uçarmış. zaten vızır vızır bisiklet sürerdik öyle. arı gibi.
    ilk kazamı bu bisikletle yaptım. sağ kaldırımdan sol kaldırıma asfaltta fişek gibi kaydım, süründüm. sol elimde hala izi var. (erkeği karizmatik gösteren unsurlar)

    maallede mikaiil abi vardı. bi gün yorulduk, dinlenirken "- aslında kimseden esirgemicen malını" dediydi, ben de "- zaten öyle yapıyom mikayil abi kimseyi bindirmiyom ki" dediydim, güldülerdi. yedi yaşında esirgemenin ne olduğunu bilmeyen tıfıldık işte...

    - - - - - - - - -

    babam sınavı kazanmış, onun mutluluğuyla şehirden bisiklet alıp kemal sunal'ın filmde çocuklarına yaptığı sürprizden yapmıştı. bisikleti evin önüne çekmiş, ayaklığını yere sabitleyip direksiyonu da yana çevirerek o asil görüntüsüyle bırakıp kapıyı çalmış, ben açar açmaz da sürpriiiiiiiiz diye aşağıdaki bisikleti göstermişti. babama hiç yapılmamış böyle, onun da sahip olduğu ilk at var ama...