• hasan aycın'ın ikinci romanı. nam-i diger hamzaname. aycin, elindeki hamzaname nushasindan hareketle yazmis bu baba romani.

    esrarname'nin mukemmel denebilecek kurgusu, sahipkıran'da yok tabii. okurken, bazen, art arda yigilmis hikayeler, masallar ve tabii fantastik roman okuyucularinin ilgisini fazlasiyla cekecek turden seyler okuyormus gibi hissedebiliyor insan. simetri, dagilip toplanma filan da yok ilk romandaki gibi. eh, orijinal hamzaname'de de yok bu, dene-de-bilir tabii, ya da, bu kadar masali, hikayeyi, efsaneyi nasil butunleyecekti ki zaten, diye sorulabilir. basa ve sona yaptigi eklemeler kitabi butunlemis, diye yazmisti bir arkadas bir kitap ekinde. eh, o da olabilir. niye taktiysam kurguyla butunluge?

    her neyse, edebiyat dedigimiz seyin iyiyle kotunun sonsuz mucadelesinden, yani ahlaktan, yani siyasetten bu kadar uzaklasmis gibi durdugu bugun, eskiden oncelikli dinleyicileri yeniceriler olan hamzaname'nin bu kalite yorumu bana baya iyi geldi.
  • bu kitabı ilk gördüğümde pek fazla dikkatimi çekmemişti. kitaplığında gördüğüm arkadaşımın "abi bak güzel kitap" deyişlerine rağmen kitabı yerine koyup gitmiş idim. amma velakin şu an,yani yazarın kendi ağzından bu kitabı niye yazdığını anlatışını dinlememin üzerinden 3 gün geçmiş olan şu an, bu kitabı alıp okuyamadığım her saniye tühlenmelerdeyim
  • iran şahlarının hikayeleri ile bezenmiş hoş bir şark masalı. aslında daha çok bir efsane. kılıcının önünde kimsenin duramadığı bir yiğit sahipkıran. kaf dağında küf dağında devlerle savaşıyor, yedi iklim sultanı nuşirevan bile bu yiğidin önünde tir tir titriyor falan. aşk dünyası da bir o kadar hareketli.

    eski türkçe kelimelere rağmen fazlasıyla da akıcı bir kitap. doğu edebiyatını sevenlere tavsiye edilir.
  • düşünerek, tasarlanarak, hesaplanarak değil, sadece ilham ile yazıldığını düşünüyorum.

    tıpkı esrarname gibi.

    (ilham varsa cümle kurmak da neymiş diyerek kısa kesiyor, üstad hasan aycın'ın mübarek ellerinden hürmetle öpüyorum.)
  • müşteri (jupiter) ve zühre yıldızlarının aynı hizada oldukları zamanda doğan kişilere atfedilen bir sıfattır. bu kişilerin cihangir olacaklarına inanılır. cengiz ve timur hanların sahipkıran oldukları bilinmektedir. türk dil kurumunun yayınladığı güncel sözlükte, sahipkıran için; “güçlü ve üstün hükümdar” tanımı yapılmaktadır (kaynak).

    ayrıca sahipkıran stratejik araştırmalar merkezi isimli bir düşünce kuruluşu da bulunmaktadır.