aynı isimde "şahmaran" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
1084 entry daha
  • sevdiğim bir hikaye şahmaran, içine nasıl ettiler merak etmiştim, öğrenmiş oldum. neyini beğenmediğimi bile anlatamıyorum.

    şahsu karakteri tutarlı, onu kim yazmışsa iyi olmuş. korkuları, onların kaynakları, olaylara tepkisi, soruları falan anlamsız değil.
    ama olaylar, diğer karakterler... bu neydi şimdi dedim. boş iş. ne anlattığını kendisi de bilmiyor.

    atiye bile iyiymiş. en azından kültür turizmine teşvik etti, zamanın doğrusal olmama ihtimalinden falan bahsetmeye çalıştı.. bu ne diyor ben anlamadım.

    bu kadar güzel kaynak var, anlattığın hikayeye bak. kızıyorum.

    serenay sarıkaya diksiyonunu öyle iyileştirmiş ki konuştuğu ilk sahne dublaj sandım.

    son olarak mustafa uğurlu çok iyi çehov tarzı oyuncusu. bu yeteneklerin türk olduğuna hayıflanıyor insan.
  • çocukken türkan şoray’ın oynadığı şahmaran’ı izlediğimde hem çok korkmuş hem de büyülenmiştim. sporda koşu bandında boş boş etrafa bakacağıma bu yeni diziye bakayım dedim. daha 10. dakikasında serenay 5 kilo saçını savura savura glamazon gibi hoppidi hoppidi adana’da hiç tanımadığı bi adamın evine dalıp şov yapıyor. pardon arkadaşım aynı ülkede mi yaşıyoruz. gülmekten devam edemedim. böyle güzel bir türk efsanesi bu kadar mı kötü işlenir.

    p.s. adanalı reptilianlar puahahaha
  • uykumu getirdiği için yatmadan önce fonda açık tuttuğum diziydi. birkaç bölümünden 20'şer dakikalık kesitler izlemiş olmalıyım. çok nitelikli bir eleştiri yapamayacak olmakla beraber hiç beğenmedim. sahne bazında düşüncelerim şöyle oldu:

    spoiler

    1- şahsu'nun adana'daki gerizekalı komşularının ne yapmaya çalıştığını anlamadım. aşırı işsiz duruyorlar. anladığım kadarı da şu, şahmaran hikayesini yeniden yaşatmak istiyorlar bir sebeple. neden yaşatmak istedikleri bir gizem olabilir ok, ama her halükarda çok gerizekalı bir sebebi olduğuna da eminim. o kadar eminim ki.
    2- burak deniz'in ay ışığında yüzdükten sonra ay parçası gibi poposunu göstermek suretiyle kıyıya çıktığı dakikalarda şahsu'yla düşman gibi kesişmeleri çok cringe'di.
    3- düşman kesişmesinin akşamında şahsu camının kenarında sigara içerken ay parçası popolu bu sefer giyinik olarak şahsu'nun yanına gidip “naber ya” diye muhabbete başladıktan bir süre sonra yağmur bastırınca neden yağmurun altına çıkıp 20 yıldır yağmur görmemiş fasulye çiftçisi gibi mutlu olduklarını ve aniden mal mal kahkaha atmaya başladıklarını anlamadım.
    4- şahsu'ya sebepsizce “git lan bu mahalleden” diyen tiplere rağmen şahsu orada hala ne yapıyor anlamadım. bu benim salaklığım da olabilir ama anladığım kadarıyla orda başka bir evde yaşayan babasına zaten uyuz oluyor, onla da bir işi yok. git madem.

    spoiler
  • sonunda olayı ne alaka da lilith'e bağladılar? lilith'le şahmaran'ın ne alakası var? maran neyi itiraf edecekmiş firdevs hanım? şahsu ile ne ilgisi var? öhöm dialoglar karıştı. * lilith ve şahmaran mitleri birbirinden apayrı iki dünya. iki bilindik ancak farklı dünyalara ait mitleri birbirinin içine çok alakasız şekilde monte etmeselermiş keşke. şimdi lilith deyince izlediğim onca yabancı filmlerdeki farklı konular aklımı tırmalıyor. tamamen farklı bir isim ve karakter ile devam edilseymiş daha iyi olurmuş.

    aslında bu tarz bir hikayeden daha güzel bir şeyler ortaya çıkabilirmiş ama biraz yavan kalmış gibi. asıl olayları son bölüme saklamışlar. lilith'in sahalara girdiği ikinci bir sezon olursa daha ilgi çekici olabilir. twilight ile bariz benzerlikler olması diziyi biraz baltalıyor. şahmaran'ın yaşadığı döneme ait kaliteli kesitler sunsalar harika olabilirdi aslında ama kolay başaramazlar. ikinci sezonu çıkarsa yine de izleyebilirim sanırım. şimdilik bu kadar.
  • bu kadar kötü yapım çok az izledim. bu tarz dizi-film kafa yapısı ve onları savunan destekleyenler övenler olduğu sürece vasat bir dizi-film ülkesi olmaya devam edeceğiz. pohpoh'a gerek yok, berbat ötesi rezil kepaze bir dizi...
  • “dünya kurulalı beri”den sonrasını izlemedim. böyle bir cümleyi kuranların iyi bir iş çıkarabileceğini zannetmiyorum.
  • türkiye'de daha kaliteli içerik izlemek için dijital platforma para veren kitlenin hikaye diye ışıklı topa maruz kaldığının ispatı olan dizi. şimdi gidip inci sözlük ışıklı top videosu izleyeceğim. ve aklımdan yılan adam olan maran'ın dönüşüm şahnesinde dişlerine takılmış iki kürdanı hayal edeceğim. sonra belki yangın sahnesini düşünür martı döner yer, ayran içerim. kaliteli bir pazar beni bekler. bu hikaye ve twilight arasındaki ilişkiyi anlayacak zeka ve muhakemeye sahip olduğumu sanmıyorum. onu da japonlar yapsın. çok okuyan millet sonuçta. amin. ve hayırlı günler.
  • ancak 38. dakikasına kadar izlemeye dayanabildiğim dizi. diyalogların bayağılığına, oyuncuların mimiksizliğine ve senaryonun özgün olmayışına ancak bu kadar tahammül edebildim.
  • serenay sarikaya cok hot ama sadece bulgari'nin yuzu oldugu icin serpenti'ye selam cakariz diye bu berbo diziyi kabul etmis gibi hissediyorum. diyaloglar o kadar kotu ki, sanki atlaya atlaya baska bir senaryoyu cevirmisler. yani anlamli ya da dusundurucu falan olmasini gectim, diyaloglarin cogunda hayatin dogal akisina aykiri tuhaf cevaplar var, mantik orgusu hic yok. supernatural bir dizinin tabii ki fizik kurallarina uymasini beklemiyoruz, ama serenay sarikaya'nin deliligine teslim olmus britney spears gibi dansetmesi, burak deniz'in ona someone please call 911 gozleriyle sifir sehvet sifir askla freakshow izlercesine bakmasi, sonra sabah kalktiklarinda serenayin "biz nasil durduk hic durucak gibi degildik" demesi falan.. bazi sahneler o kadar utanc verici kotulukte ki, hangi sahnelerin kotu oldugunu yazarken icim kamasti sildim. ben tekrarlarken utandim onlar yazmaktan utanmamis.
  • serenay sarikaya'yı shakira seksisi yapalım derken homeless'a benzetmişler. bende sürekli serenay'in saçını yüzünü foş foş yıkama isteği uyandırdı.

    tanım: çok kötü dizidir
27 entry daha
hesabın var mı? giriş yap