şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: şahmaran)
  • aşkım bitanem canımın içi güzeller güzeli gaye su akyol hanımefendi hazretlerimizin (bkz: hocam çok derin seviyorum inşallah), istikrarlı hayal hakikattir enfes isimli üçüncü albümlerinin bana göre iki bombasından biri. diğeri için (bkz: bir yaralı kuştum)

    tanımı yaptıktan sonra, hiç kendimi kasmadan, içimden geldiği gibi yazacağım varsın gsa'nın paralı askeri desinler. kendisini birkaç yıl evvel ilk çıktığında babylon*'da izlediğim ve ağzımın açık kaldığı bir konseri dışında tanımam ne yazık ki*.
    aynı devirde yaşamaktan kıvanç duyulan kişi diye bir başlık vardı ya zamanında buralarda, ha işte ta kendisidir benim için.

    aşkın tanımı ve hatta içinde bulunduğumuz güzel istanbul'un -size göre eminim güzel değildir ancak bana göre halen güzel- gerçek sesidir fikrimce.

    hayal kurmayı çok severdim örneğin. fakat 2012'de yaşadığım bir durum beni hayal kurmaktan soğuttu (bkz: hayal kurmaktan vazgeçme eşiği). o tarihten beridir hemen hemen hiç hayal kurmuyorum. fakat gaye su akyol şarkılarını dinlediğimde bana kaybettiğim bu duyguyu hatırlatıyor, hatta ve hatta zorlatıyor. ciddi ciddi kurabiliyorum şarkılarını dinlerken (çok samimiyim). hayaller kurdurtansın sayın gaye su akyol duy bunları*

    şu aşağıdaki sözlere bir bakın.
    hatta bakmakla kalmayın dinleyin abi flamenko ezgili bu bombayı bir zahmet şuradan
    taş değilseniz eğer**, gönlünüz titrer eminim.

    senle bir kayıkta gidiyoruz
    deniz dalgalı
    bu su gözyaşlarımın eseri
    zamanda yolculuk geri

    çal şu şarkıyı çal plaktan
    dönsün fırtına
    yakışır
    sen ve ben kayıp iki ruh
    ah kadim sevdam

    senle bir kayıkta batıyoruz
    deniz dalgalı

    sanatçı resmi kanalında videonun altında eserin ingiliççesini ise şu şekilde belirtmiştir;

    shahmaran

    you and ı going in a boat
    the sea is wavy
    water is coming from my tears
    time travelling backwards

    play that song, play the vinyl
    let the storm turn around
    ıt suits perfectly
    you and ı two lost souls
    oh my ancient love

    you and ı drowning in a boat
    the sea is wavy
  • "sev dedin aldın meni*
    çöllere saldın meni
    dilin şahmar* ilan* tek
    ne dedin çaldı meni" (bkz: dişlerin incidendir)
  • en sevdiğim takı modeli.

    biriyle konuşurken, söylediklerini elleriyle de tarif etmeyi seven biri olarak diyorum ki, bundan daha iyi bir takı tasarlanamazdı.

    ince yapıda olanları çok zarif, çok şık!
  • gsa tarafından söyleneni, yeniymiş gibi yutanlara afiyet olsun.
    aaa çok farklı mı, bir kere bilmem nesi mi çok farklı?
    kuzuuum sizler bir bakmayı ve dinlemeyi öğrenin, minare çalarken kılıf dikmeye üşenmeyeceksin ayrı...
    (bkz: misirlou)
  • gsanın şarkısında 2:10 3:10 arasında enteresan şeyler duyuyoruz... şarkının en güzel yeri muhtemelen...
  • bir müzisyen olarak * şunu diyebilirim ki hayvani bir şarkı.

    dinleyin efenim.
  • çirkin elleri bile guzellestiren takı.
  • şahmeran, özünde iyilik olan bir canlıdır. yer altında yılanları ile birlikte yaşar. tüm yılanlar ona itaat eder.

    hikayesi şöyle:
    cemşab adlı bir genç, arkadaşlarının açgözlülüğü yüzünden buldukları balı paylaşmamak adına, kuyunun dibinde bırakılır. burada yalnız kalan cemşab, kuyunun yan tarafında bir delik görür. deliği büyüterek ışık sızan bölümü gözetler ve orada şahmeranı görür. sonra geçebileceği kadar kazar ve şahmeranla bu şekilde tanışır. şahmeran cemşabı çok sever. cemşab, şahmeranın yanında kaldığı süre içinde şahmeran ona tıp bilimiyle ilgili hiçbir insanın sahip olamadığı bilgileri verir.aradan geçen uzun bir süreden sonra cemşab sıkılır ve evine dönmek ister. şahmeran gitmemesini ister; ama cemşab bu konuda kararlı olduğu için gitmesine izin verir. giderken şahmeran kendisini gördüğünü kimseye söylememesi konusunda tembih eder. cemşab evine döndükten sonra şahmeranı gördüğünü kimseye söylemez. ama zamanın hükümdarı hastalanır ve hastalığının tek çaresi de şahmeranın vücudundadır. şahmeranı kesip etini hükümdara yedirerek iyileştirmeyi düşünen vezir, her yerde şahmeranı arar. vezirin kendince bir yöntemi vardır. tüm insanları hamama çeker ve bir köşeden gizlice yıkanan insanları izler. cemşab şahmeranın yerini söylememekte kararlı olsa da, vezir cemşabı da hamama çağırır. bir köşeye gizlenerek cemşabı izler. orada yıkanmak için soyunan cemşabın vücudunun pullarla kaplı olduğunu gören vezir birden ortaya çıkar. şahmeranı gören insanın vücudunun pullarla kaplı olacağını bilen vezir cemşabı zorla konuşturur. bunun üzerine cemşab şahmeranın yerini söylemek zorunda kalır. bu şekilde şahmeranın yerini öğrenen vezir şahmeranı ele geçirmeyi başarır.
    yakalanan şahmeran, cemşabın ne kadar üzgün olduğunun farkına varır. bunu isteyerek yapmadığını anlar. çaresiz ölecektir şahmeran ama ölmeden önce cemşab ile görüşmek ister. cemşaba kendisini öldürdükleri zaman etini kaynatıp suyunu vezire içirmesini, etleri de hükümdara yedirmesini söyler. cemşab şahmeranın söylediklerini aynen uygular. suyunu vezire içirir. vezir oracıkta ölür. etini hükümdara yedirir, hükümdar hastalığından kurtulup iyileşir.
  • yılanların şahı anlamına gelen farsça isim, aslı "şahmaran" şeklindedir. en bilinen istanbul efsanelerindendir. 1994 yılında bu efsaneyi konu alan bir zülfü livaneli filmi vardır, yılanların sultanı şahmeran'ı türk sinemasının sultanı türkan şoray oynamıştır.