şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: cemal saydam)
  • şöyle oluyormuş kısaca:

    çölde hava sıcak ya, rüzgarla havalanan kum taneleri, yükselen sıcak hava etkisiyle atmosferin üst katmanlarına taşınıyorlar. sonra rüzgarlarla avrupa'ya ve doğuya doğru, bir de atlantik sabit rüzgarlarıyla amerika'ya taşınıyorlar. kum tanesi dediğimiz şey kil minarelleri, bunlara da yapışık mantar ve bakteriler var. kil mineralleri içinde demir, mangan gibi faideli elementler taşıyorlar. mantar ve bakteri ise tee o zamanlar, çok eskiden hani buzul çağı varmışmış ya, o zaman kutuplardaki buz sınırı atıyorum orta avrupa'ya kadar inmiş, bu durumda şu an sahra'nın olduğu yerler süper plato, ova böyle yemyeşil yerlermiş. şimdiki bu mantar ve bakteriler o zamanki bitki, heyvan, çalı çırpı, ağaç neyin onların kalıntıları.

    havada yolculuk eden bu güruh bir buluta rastlayınca su buharından dolayı ıslanıyorlar. bakteri ve mantarlar 15 dakika içinde oksalat üretmeye başlıyorlar. bu oksalat kil mineraline yapışıyor ve oradaki demiri indirgiyor, demir oksalat ve su çıkarıyor. olay bu indirgenmiş demirmiş. güzellikleri veren şey buymuş. yani mesela demir eksikliği çeken bir insana niye git demir çubuk yala demiyorlar, çünkü demirin indirgenmiş olması gerekiyormuş. indirgenmiş demir iş görebiliyormuş.

    bunların hepsi için ama güneş ışığı şart. tüm bu süreç içinde güneş ışığının orada olduğu düşünmelisiniz.

    oradaki ıslanmış mantar ve bakteriler vardı ya, onlar da bu indirgenmiş demiri kullandıklarında daha da çoğalıyorlar ve amino asit üretiyorlar. bunlar orada çıkan su sayesinde yere taşınıyorlar. bunlar hep bünyeye faydalı şeyler. yalnız bu indirgenmiş demir kullanılmadığı zaman eski haline dönüyor. o yüzden bu olay olduktan, yani sahra tozu yüklü yağmur yağdıktan sonra 15 dakika içinde bu suyu ya içiyoruz, ya suretımıza oramıza buramıza sürüyoruz, köpeğin, kuşun suyuna katıyoruz.

    ilkbaharda arabanın üzerine toz yağıyor ya yağmurda, kahverengi iz bırakıyor camlarda, arabalarda. bu işte o. o yağmur yağarken çıplak dolaşıyormuşuz mümkünse.

    bunlar hep ilkbahar ya da yaz zamanı, belki sonbahar da, güneş enerjisi varken oluyor.

    4 mühim formül var. altlara atom adedi, yukarıya da yük durumu yazılamıyor idare edin.

    bakteri ve mantar + h2o ---> oksalat c2o4- (l)
    sondaki eksi, eksi yüklü demek herhalde

    kil mineralinin içinde demir dışında başka elementler de var ama en basit haliye feoh diyebilirmişiz.

    feoh + hc204- ---> fec204- + h2o (ll)
    bu fec2o4- demir oksalat oluyormuş.

    buraya kadar olanlar atmosferde her zaman olurmuş, bundan sonrası için güneş enerjisi şart

    fec2o4- ---güneş ışığı, lux---> fe(ll) + co2 + co2. (lll)

    fe(ll) indirgenmiş demir oluyor, bunu kullanınca serpiliyoruz, süper oluyoruz.
    bir karbondioksit çıktı, bir de karbonil redikali, co2. dediğim şey.

    bu esnada ama hala bulutun içindeyiz. gerçi bunlar toz katılmış su içinde laboratuvarda, evde de olur. azot havada bol, bakteri ve mantarlar azot ve bu indirgenmiş demir ile aminoasit üretiyorlar, onunla yaşamlarını devamını sağlıyorlar. sonra burada bir co2 çıktı, o karbondioksit sera gazı demek ve bakteri ve mantarların bulut içinde donmasını engelliyor.

    sonra karbonil redikalilerini birleştirelim

    co2. + co2. ---> c2o4= (lv)

    ahanda yeni bir oksalat çıktı. bulut içinde kendini tetikleyen bir mekanizma. tabii burada iki karbonil harcadık ama bunlar da kil mineraline saldırıp demir indirgeyecekler. su da tekrar oluşacak. süreç bir süre sonra sönümlenecek çünkü her seferinde bir öncekinin yarısı kadar oksalat çıkacak...

    kaynağımsı: cemal saydam'ın havadan tozdan adlı kitabından serbest bir stilde alıntılanmıştır.
  • şu aralar avrupa semalarında bolca bulunmaktadır. hava durumu verirken bundan da sürekli bahsediyorlar. gectigimiz hafta, birkaç gün güneş doğarken epey güzel renklere büründü gökyüzü. bu hafta da etkisi devam edecek. özellikle güney avrupa, balkanlar ve türkiye daha çok etkilenen bölgeler.