şükela:  tümü | bugün
  • mutfakta keyif adlı programı yapan kalori hesaplarının ustası "yemeği sevgiyle yapın,sevgiyle sunun"veciz sözünün sahibi aşçı abla
  • konusurken vücut dilinden sonuna kadar yararlanan insan.
  • "biz sadece yemek yapmakla kalmadık içine sevgimizi de kattık, belki de bu yüzden bu kadar lezzetli şeyler yapabildik" cümlesini gülmeden söyleyebilen insan...
  • konuya 'besamel soslu yabanmersini puresinin ne kadar cirpilmasi gerektigi'nden girip 'hayattaki emellerimize ulasmamizda azmin ve ozguvenin rolu'nden cikmayi basarabilen ve bunu yaparken hic ama hic susmayan bir hanim.
  • aslinda odtu kimya mezunudur. yillarca ust duzey yoneticilik yapmis, sonra cocuk yapinca is dunyasindan uzaklasmistir. sonrasinda tesadufen televizyonda yemek tarifi programi sunmak icin teklif almis ve 2001'de sabah sekerleri programiyla yemek alanina profesyonel olarak girmistir.
  • bu teyzenin bir yemek masali adli kitabi isveç'te en iyi yemek kitabi dalinda dünya birincisi oldu.
    çocuklar ve gençler için ilgi çekici yemek isimleri kullanir.
    diyelim böyle sebzeli acayip bir çorba yapti. çocuklar yesin diye adini "galyali çorbasi" koyar. çocuk olsam "ben küçükken kazana düsmüstüm" der yemezdim. gençler için de "dürüm matrix" gibi hosluklari var. yetiskinlere de rocco lolipop diye bir seyler bulsa tam olacak.
  • 23 nisanda harry potter sapkasi takip kurabiye yapmis hanimdir.
  • ön yargılı bir şekilde yemek yapış tarzını hiç beğenmediğim hanım. yemek yaparken sürekli "avrupa'da maydanoz böyle doğranıyor", "yurtdışında şöyle yapılıyor" şeklinde beyanatlarına rastladım. pek hoş bir izlenim bırakmadı bende. ayrıca bbc'deki çikolata amca* hiç öyle doğramıyor her gün seyrediyorum.
  • az önce ünlüler ve evlerini gösteren bir programda izlediğim; çeşitli yemek kitaplarıi çıkarmış hatta bir kitabı uluslararası alanda ödül almış hanımdır. izlerken tekrar farkettimde bir insan bu kadar mı canayakın sevecen bu kadarmı pozitif olur. neden bahsederse bahsettin oturup saatlerce dinleyebilirim gibi geldi, onu izlerken kendimi accaip huzurlu hissettim..şukela bi teyze diorum ben artık ona.
  • ismini bir türlü söyleyemediği "mutfakta keyif" programının sunucusu. bir zamanlar bu programı yaparken, "burda yapılmışı var!.." tarzında çalışırdı. işsizlik zamanıma denk geldiği için tüm yemek programlarını izlerdim öğlene kadar. ilk program da sahrap soysal'ın programıydı. hepi topu 15 dakika süren programa yarım saatlik konuşmayı sığdırırdı. bunu yaparken de yemek pişirirdi. malzemeyi sayar, sonra mesela soğanları kavurmakla işe başlardı. "buna salçamızı da katıyoruuuuz, evet, sonra bunu da kavuruyoruz. sonra da doğranmış sebzeleri ialve ediyoruz. ben daha önceden hazırlamıştım, burda size pişmişini göstereyim, burdan devam edelim." derdi. nitekim, pişirmeye devam etse asla o görüntüde olmayacak yemeği bir kenara koyar, dışarıdan gelenle devam ederdi. tabii biraz komplike bir yemekse, aynı "burda yapılmışı var" ikinci bir kez yaşanabilirdi. dışarıdan gelen diyorum, çünkü bir reklamda bu programın kamera arkası verilmiş, beyazlar giymiş aşçıların stüdyoya taşıdığı tencereler, tepsiler gösterilmişti. ("hazır!.." deyip kayda giren levent üzümcü'nün kulakları çınlasın; o güzel güzel pişirirdi yemeklerini).

    örnekten devam edersem; mesela malzemeler arasında un saydı ama tencerenin kapağını kapatıp "yemeğimiz de hazıııır!.." demiş bulundu. (yemeği koyultmak için un eklenir bazen). kamera açısının dışından bir hanımın sesi duyulurdu, "un!.. un!.." diye. sahrap hanım hemen "yemeğimiz pişinceeee, unumuzu da böööyle katıyoruz." der, unu serperdi pişmiş aşa!.. hayır, sahrap hanım belli ki kamera önüne yabancı!.. ne diye tek bir çekimde halletmeye çalışıyorsunuz işi?!? bırakın o güzel güzel pişirsin, çekimi parça parça yapın, bitince de oturun yiyin o yemekleri, di mi?!? o programı izleyip de alabildiğim doğru dürüst tarif sayısı gerçekten azdır, bir süre sonra da bıraktım zaten. yıllar yılı da ikizleri için başladığı bu yemek macerasının ödüllü bir ustası olduğuna da inanamadım.

    bu inançsızlığımın bir nedeni de, "bizim ölçülerimiz bardakla kaşıkla!.." iddiasının vardığı noktaydı. gramaj vermemek doğru bir yoldur, kabul ediyorum. 30 gr. şeker deyince, bunu ölçecek bir alet bulmak zordur. ama gramla, kiloyla aldığımız malzemeyi de kaşıkla bardakla vermene gerek yok ki?!? bir kaşık kıyma demek makuldur ama 1 bardak kıyma ne oluyor allah aşkına?!? vallahi bu ölçüyle verdiydi tarifi!..

    - kasap amca, iki bardak kıyma versene az yağlı. köfte yapçam da!..
    - allahümme sabiriiiin!.. bunu da mı gösterecektin yarabbim?

    ama çok tatlı, pozitif, nur yüzlüdür; yine de o işsizlik günlerimde yüzümü güldürdüğü için severim kendisini. gazetedeki köşesinde anlatımları daha derli toplu, olmazsa bir kitabını alıp denemeli.